Adil bir seçim olmayacak!

Seçim yaklaştı, cumhurbaşkanı adayları meydan konuşmalarında kendilerini göstermeye devam ediyor.

Siyasetin dinleyici-seyirci mevkiinde olanlar, yani vatandaşların kahir ekseriyeti, kimin seçileceğine çok takılmıyor, kimin seçmeyeceğini tartmakla meşgul. Bu seçimde kim olmaz, olamaz bakışı önemli. Bu noktada görünen şu: Hiç âdil bir seçim olmayacak!

Bunu seçim güvenliği, katılım, sandık taşıma gibi hususlarla ilgili söylemiyoruz. Serbest seçim Türkiye’nin 1950’den beri alışkın olduğu bir uygulama. Bunu ihlal edecek bir gelişme sözkonusu olamaz. Ne sandığa müdahale edilir, ne sayımlarda sıkıntı olur, sonuçlar önümüze gelir. Yine böyle olup olmayacağı endişesi içinde değiliz.

Adaletsizlikle ilgili önemli bir husus da adayların seçim çalışmalarını yürütme konusunda maddi imkânları. Görünen o ki, bütün adaylar yeterli kaynaklara sahip. Yoksa bir miting düzenlemek, binleri-onbinleri bir araya getirmek kolay şey değil. Bu işler parasız pulsuz olmaz. Yarışa katılan adaylar özel uçaklarla, otobüslerle yollarına devam ediyorlar.

Her şey yerli yerinde...Fakat bir husus var ki, üzerinde fazla durulmuyor. Siyaset meydanında pehlivanları teşyi eden davul zurna ekipleri yok! Olsa idi, hep dengi dengine havası çalan davulun sesi herkesin dikkatini çekerdi.

Bizim gelenekli güreşimizde, er meydanına çıkanlar denkleri ile tutuşur. Yeni yetme bir pehlivanı başa güreştirip ezdirmek işin ruhuna uymaz. Başa güreşmek her babayiğidin harcı değildir. Minik boydan, tozkoparana, deste küçük boya, deste orta boya ve deste büyük boya gelinir. Bu aşamaları geçenler ancak “başaltı”nda güreşebilir.

Başa güreşmek ancak bundan sonradır.

İşte adaleti ihlal edecek durum burada başlıyor. Siyaset meydanın başa güreşme ölçülerini haiz tek adayı var. Kariyeri belli, daha önce de başa güreşmiş, bütün müsabakaları kazanarak bugüne gelmiş.

Ya diğerleri?

Daha tozkoparanda kendini sınamamış adaylar başa güreşmek için meydana salınıyorlar. Yiğidim hele küçük ortayı, büyük ortayı bir gör, kendini oralarda sına, sonra gel başaltına, millet seni tanısın. Sonra da nefesin yetiyorsa başa güreş. İşte o zaman denklerin güreşinden bahsedebiliriz.

Her şeyde denklik arıyoruz, siyasette neden denkliğe dikkat etmiyoruz?

Bu pehlivanları başa güreşmek için çayıra salanların maksadı ne?

Bir önceki cumhurbaşkanlığı seçiminde durum bundan iyiydi. Şimdi siyasette partisinin başına geçme teşebbüsü akim kalmış, yani mahalli olarak başa güreşmeye kalkışmış bir siyasi mağlub edildiği pehlivan tarafından baş pehlivan ilan edilerek çayıra salınıyor!

Adam/madam daha peşrevi beceremiyor ki meydanı doldurabilsin.

Bir ittifak ortamındayız. Bir tarafta gerçek anlamda bir ittifak var: Aday tek. Diğer tarafta birbiri ile yarışan adaylar var. Bunlar hangi hususta ittifak içindeler?

Ne dış siyasette görüş birliği içindeler, ne ekonomide ortak fikirleri var.

Dünya görüşleri birbirine uymaz, hayat tarzları uyuşmaz...

Eğer gerçek bir ittifak sözkonusu olsa idi, birbirleri ile yarışma yerine gerçek bir başpehlivan çıkarmayı esas alır ve ona göre toplumun benimseyebileceği güçlü bir aday çıkarırlardı.

Velhasıl, hiç âdil bir seçim olmayacak!

http://enpolitik.com/kose-yazisi/2275/adil-bir-secim-olmayacak.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar