Fenerbahçe için umudun adı: Ali Koç

Halk arasında “Hızır gibi yetişti” diye bir söz var. Adeta kıvrandıran bir olumsuzluk içerisindeyken yardım eli uzatılması durumunda söylenir.

İşte Fenerbahçe’nin yirmi yıllık başkanı Aziz Yıldırım’ı ezici bir çoğunlukla geçerek başkanlık koltuğuna oturan Ali Koç’un gelişi böyle oldu denilebilir.

Peki, niye böyle oldu?

…..

Bir adım geriye giderek, Ali Koç’a başkanlığı getiren sürece kısa bir bakış yapıldığında görülecektir ki, futbolda beklenen büyük başarıların bir türlü gelmemesine bağlı olarak kulübün üzerine kara bulutlar çökmeye başlamıştı.

Ezeli rekabet denildiğinde akla ilk gelen Galatasaray şampiyonluk üstüne şampiyonluk alıyor; Beşiktaş üst üste iki şampiyonluğu kucaklıyor; Aziz Yıldırım, “ezeli rakiplerine en çok şampiyonluk kazandıran Fenerbahçe Başkanı” olarak anılıyor; basketbolda üst üste gelen büyük başarılar bile futboldaki gerilemeyi gizleyemiyor; bu tabloya dayanamayan taraftar ise, hızlı bir şekilde tribünleri terk ediyor, adeta futbol taraftarlığını askıya alıyordu.

Aziz Yıldırım, tablodaki kararmayı gördükçe küplere biniyor; bunun acısıyla, önüne kim gelirse (hakemler, Türkiye Futbol Federasyonu, diğer kulüplerin yönetimleri vs.) kıyasıya çatışıyor; inanılmaz öfkesinden Fenerbahçe taraftarları bile nasibini alıyordu.

Özetle, bir yandan taraftar ve gelir kaybı yaşanırken, diğer yandan da, Aziz Yıldırım’ın tutum ve davranışlarından hareketle, koskoca Fenerbahçe, diğer kulüpler ve taraftarları nezdinde adeta bir nefret objesine dönüşüyordu.

Ayrıca, büyük başarıların gelmemesi, yeni nesillerden taraftar kazanma işini de güçleştiriyordu. Bunun en net göstergelerinden biri olarak, kulübün Twitter’daki takipçi sayısının (19.6.2018/ 6.463.762), ezeli rakip Galatasaray’dan (19.6.2018/ 8.443.342) çok daha az olduğunu söylemek fikir verebilecektir herhalde.

…..

Böylesine kara bir tabloda çanlar Fenerbahçe için çalıp çok daha kötü günleri işaretliyordu ki, Ali Koç başkanlık koltuğunu devralarak, yeni bir başlangıcın eşiğine getirdi Türk sporunun bu güzide kulübünü.

İlginç bir başlangıç… Fenerbahçelilerin rahatlaması, “yeni umut” diye bakması bir yana, diğer takımların taraftarlarından, hatta Beşiktaşlı ve Galatasaraylılardan bile “iyi oldu”, “artık futbol konuşulacak”, “itişip kakışmalar bitecek” vb. ifadeler eşliğinde olumlu görüş bildirenlere rastlandı, rastlanıyor çeşitli platformlarda.

Hatta bir toplantıda, “Galatasaraylıyım ancak bu sene Fenerbahçe’yi destekleyebilirim” diyen bir futbolseveri gördüm. Bunun espri olarak söylendiği açık ancak, bir rahatlamaya işaret ettiğini anlamamak mümkün değil.

Elbette bunda Aziz Yıldırım’ın kişiliği ile yönetim ve iletişim tarzının etkisi olduğu gibi, Ali Koç’un çok yönlü kimliği de önemli etken.

Genelde gergin, asık suratlı, sinirli hatta öfkeli bir Aziz Yıldırım görüntüsünün karşısında, son derece sakin, güler yüzlü bir Ali Koç profili kapladı klasik medya ve sosyal medya ortamlarını. 

Aziz Başkan sürekli iddialı açıklamalar yapıp, bir kısmı gerçekleşmediği zaman da çeşitli mazeretlere yaslanırken; genç başkan Ali Koç ise, daha en başta dilini sıkı tutup, “ben dereyi görmeden paçayı sıvamam” diyecek kadar sağlamcılığı tercih etti. Ve böylece yönetim tarzına ilişkin de ipuçları vermeye başladı.

Bu yönüyle, Aziz Yıldırım bütün spor medyasına yetecek kadar malzeme verirken (zira Türk medyası da, daha çok kaostan besleniyor bilindiği üzere), Ali Koç böyle bir durumda olmayacağını şu birkaç günlük süreçte fiilen gösterdiği gibi, Beşiktaş Başkanı Fikret Orman’ın verdiği iftar yemeğinden çıkarken bir gazeteciye verdiği cevap eşliğinde açıkça sözlü olarak da ortaya koydu.  

…..


Ali Koç’a dair genel bir ön değerlendirme yapılacak olursa, öncelikle şunu söylemek gerekir ki, karşımızda en az Aziz Yıldırım kadar Fenerbahçe sevdalısı bir kişilik var. Artısı ise, tam bir taraftar kimliğinde olması... Üçlü çektirecek, taraftarla birlikte tezahürat yapacak kadar.   

Yaşının da verdiği dinçlikle Fenerbahçe’nin bilhassa futboldaki başarılı günlerine dönebilmesi için yılmadan yorulmadan çalışacağı çok açık. Üstelik bu “delikanlılığına” rağmen sakin kalarak, gereksiz tartışmalara girmeksizin…

Çok sağlam bir öğrenim gördüğü anlaşılan Ali Başkan’ın, görmüş geçirmiş kültürlü bir aileden gelmesi de çok önemli bir artı. Ve elbette ülkenin en zengin ailelerinden birinde yetişmiş olması büyük bir avantaj. Zenginliği hazmetmiş olacağından, görmemişlik ve kibir kuyusuna düşmeyeceği de söylenebilir.

Futboldaki başarısızlıklar sebebiyle taraftarın başarıya olan açlığını yakından bilen bir kişi olarak, - itidalli açıklamalarına rağmen- hızlı bir icraat başlatacağını tahmin etmek güç değil.

Nitekim bütün boyutlarıyla futbolu teslim edeceği Damien Comolli’ye kısa sürede imza attırması, hem işi sistemli bir şekilde götüreceğine işaret ediyor hem de hızlı bir çalışma dönemine gireceğini.

Akabinde Aykut Kocaman ile yolları ayırması da, zaman kaybetmeye niyetinin olmadığını gösteriyor.

Tam da bu noktada şunu söylemek gerekir ki, görgülü bir aileden geldiğinin göstergesi olarak, nezaketi asla elden bırakmıyor Ali Koç. İşin başından beri... Genel Kurul öncesinde, esnasında ve sonrasında… Seçildikten sonra bile, “basketbolda şampiyon olursak, kupayı Aziz Başkan’ın kaldırmasını isterim” diyebildi. Seçim süreci ve sonrasında, Aziz Yıldırım’ın kulübe kattıklarını saymaktan da geri durmadı. O derece…

Aynı şekilde, Aykut Kocaman ile yolları ayırırken de, onun değerini düşürecek/ böyle yorumlanabilecek en küçük bir cümlesi hatta iması bile olmadı. Aksine, övgüler dizdi denilebilecek kadar olumlu görüş bildirdi Hoca hakkında.

Özetle…

Ali Koç, Fenerbahçe ve Fenerbahçeli milyonlar için umudun diğer adı olarak ışıldamaya başladı. Fenerbahçeliler için güneşli günler yakın gibi... Onu izlemeye devam edeceğiz. 

http://enpolitik.com/kose-yazisi/2298/fenerbahce-icin-umudun-adi-ali-koc.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar