Seçim her şey mi?


Seçim, elbette her şey değilse de bir şey. O bir şey ki; emperyalistlerin çizmeleri altında ezilmemek için önemli bir şey. Ezanlarımızın hürce okunabilmesi, bayrağımızın hürce dalgalanabilmesi için önemli bir şey. İnançlarımızı hürce yaşayabilmemiz için önemli bir şey. Çünkü hürriyet insan için önemli bir şey. Güçlü bir Türkiye olup, mazlumlara el uzatabilmemiz için önemli bir şey. Seçim, adil bir yönetim seçebilmek için önemli bir şey. Ülkemizin geleceği bakımından önemli bir şey.

Ama seçim her şey değil.

Birilerine göre seçim sanki her şey. Bir kesime göre filanca parti veya ittifak seçilemezse; imanımızı kaybedeceğiz veya gavur olacağız. Diğer kesime göre ise; kendilerini desteklemeyenler, diktatörlüğü seçerek insanlığı ve ülkeyi batıracaklar. Bu yüzden birbirimize düşman kesilmekte ve gerçek düşmanlarımızın ekmeğine yağ sürmekteyiz. Seçim bizi birbirimize düşürüyorsa, belki de bir şey bile değil. Adaylar arasında ülkeyi batırmak, bölmek isteyen, maneviyatımıza düşman olanlar da yok değil. Her gün Cuma namazı kıldığını söyleyecek kadar zıvanadan çıkanlar bile var. Hiç olmazsa böylelerine dersini vermek için seçim önemli bir şey.

Ama seçim her şey değil.

Mazisinde dünyayı altı asır yönetmiş Türkiyemiz önemli bir ülke, önemli bir devlet. Emperyalistlerin uydusu bir hükümet istemekteler ve bunun için malumdur ki her şeyi yapmaktalar. Hatta ABD uydusu bir Arap ülkesinin bile ülkemizdeki seçimleri etkilemek için milyarlar harcadığını da okuyoruz medyadan.

Seçim gerçekten de önemli ama her şey değil.

Ne iman bir partinin seçilip seçilmemesine bağlı, ne de insanlık. Diyelim ki tüm ülke tek vücut oldu ve filanca partiyi % 99 seçerek iktidara getirdik. Her şey bitmiş olacak mı sizce? Mutlu olabilecek miyiz? Huzuru yakalayabilecek miyiz? Hele hele ahiretimizi garanti altına mı almış olacağız? Toplumda bunca yaralar varken bu nasıl olacak? İktidara gelenler fertlere ne yapabilir ki?  Adaletten şikayet eden bizlere hükümet ne yapabilir? Şahit yalancı, davacı yalancı, davalı yalancı olursa adaleti kim tesis edebilir? Seçilen hükümet mi? Kadına şiddeti, çocuk istismarını, tacizleri, hırsızlıkları, yolsuzlukları, uyuşturucu ticaretini sadece getirilecek ağır cezalar durdurabilir mi? Trafik kargaşasını ve birbirinin hakkına riayet etmeyen sürücüleri, emniyet kemeri takmayan yolcuları yüksek para cezaları ile durduracağınıza inanıyor musunuz? Yanlış anlaşılmasın “Kısasta hayat vardır” diyen yüce bir dine iman etmiş birisi olarak idamın kaldırılmasının ve zinanın suç olmaktan çıkarılmasının en büyük hatalardan olduğuna imanım gereği inanan birisiyim. Seçilen iktidar her kişinin başına bir polis mi dikecek? Toplumda artık bağışıklık haline gelen ve bir çok yuvanın yıkılmasına sebep olan dedikoduya, laf taşıyıcılığa da ceza getirecek misiniz? Ceza getirseniz bile engel olabilecek misiniz? Sırf serseri oğlunu kurtarabilmek için elin kızını yakan kaynanaları nasıl durduracaksınız? Daha sıralanabilecekleri siz ekleyin bunlara.. Yaz yaz bitmiyor.

Seçim her şey değil.

Japonya’daki dünya futbol müsabakalarında gazetecilerimizin yazdığı en ilginç şey neydi hatırlıyor musunuz? On binlerce Japon seyircinin katıldığı tribünlerde maç sonrasında bir çöp bile yoktu. Hayret etmiştik. Bizim bırakın futbol müsabakalarını, dini sohbetlerin yapıldığı salonlarda geride kalan çöplere bakmanız yeterlidir. Temizlik dinin yarısıdır diyen bir dinin mensuplarını bu halden seçilen iktidar mı kurtaracak? “Dinleri işimiz gibi, işleri dinimiz gibi” acı sözünü silebilmek seçtiğimiz iktidarın görevi mi olacak?

Seçim her şey değil.

Elbette seçim önemli bir şey. Ülkemiz üzerinde hain emeller besleyenlere karşı milli bir iktidarın olması önemli. Rakiplerimizi hain ilan edip sadece kendimizi milli ilan etmek, hain emeller taşıyanların işine yarayacaktır. Birbirimizi imansızlık veya hainlikle suçlamak yerine ülkemizi kalkındıracak, toplumsal sıkıntılarımızı giderecek çözümler üretmemizde yarışmalı ve rakip olmalı değil mi? Kim bu ülke için bir şeyler yapmışsa takdir etmeli, beceremeyenleri ise oy vermeyerek dışlamalıyız sadece. Yeter. Başörtüsünü serbest bırakılması bile İslam’ın asırlarca bayraktarlığını yapmış bu millete en büyük hayırların başında gelir ama; seçtiğimiz iktidar, tesettürümüzün şeklini belirleyebilir mi? Herkesi bu konuda zorlayabilir mi? Bu bir tercih meselesidir. Farz olan tesettürü tarz olan giyim kuşama çeviren elbette hükümet değil. Olamaz da zaten. İktidarın dindar bir nesil yetiştirmek için açtığı yüzlerce imam hatiplerde okuyan öğrencilerin arasından namazını kılmayanlar çıkarsa hükümet ne yapsın? Baskı ile yapılan hiçbir şey hakikatle doğru orantılı olamaz. Hakikate götürecek en güzel şey sevgidir. Sevgi de devletin işi değildir. Sevgi bireylerin iç dünyasıdır. Devletin işi halkına merhametli bir adaletle muamelede bulunmasıdır.

İşte bu yüzden seçim her şey değil

Peki, bunca yanlışı seçtiklerimiz düzeltemeyecekse kim düzeltecek? Peki, seçimle bir şeyi düzeltiriz ama ya geriye kalan her şeyi nasıl düzelteceğiz? Evet, kötülükler ve kötüler kıyamete kadar olacak ama bu kadar mı çok olacak? İyiler ve kötülerin oranını tersine çevirmemiz lazım. Mahallenin alkışladığı yalancının yerine yalancının dışlandığı bir toplum olmalı değil miyiz?

Öyleyse seçim her şey değil.

Karşımıza çıkan adayların elbette en iyisini seçmek önemli bir şeydir ama her şey değil. Dürüst, adil, temiz, ahlaklı ve işinin ehli idarecileri seçtik diye yan gelip yatacak mıyız? Seçtiğimiz idareciler bizi ateşten kurtarabilirler mi? İdareciler milletin hakkını yerse elbette bu dünyada da, ahrette de karşılığını görecektir. Ama biz kul hakkı yersek idareciler ne yapsın?

Beni ateşten kurtaracak ameller her şeydir. Peki bu kadar çok yanlıştan nasıl kurtulacağız derseniz eğer bu bir eğitim meselesidir. Osmanlı asırlarca dünyaya huzur ve mutluluk dağıttı. Osmanlıyı Osmanlı yapan dergahlardı. Şimdi ortalık sahte şeyhler ve çıkarcı dergahlarla doldu. Bir tarikatin iş adamları derneği kurmasının başka bir anlamı var mı? Nasıl yapalım peki. Ben de çaresizim. Elbette temiz kalmış dergahlar vardır. Hepsi Fetö gibi art niyetli değil ya. Vardır ama mumla aranacak kadar az galiba.

Madem çağ değişti, madem iletişim kanalları değişti. Biz de bu değişimi kabullenerek bir şeyler yapmalıyız. Mevlânâ “Bugün yeni şeyler söylemek lazım a cancağızım” diyor ya, biz de bugünün diliyle konuşmalıyız. Sinemaysa sinema, diziyse dizi, sahne ise sahne. Seçtiklerimiz anca bunu başaran sanatçılara kapıları açarlarsa sorumluluklarını yerine getirmiş olurlar. Yoksa Fetö gibi Türkçe Olimpiyatlarında insanlığımızı ve ahlakımızı ayaklar altına alan sözde sanatçıları baş tacı ederek değil.

Yani önce insan olmalıyız. İnsan olmak ise insanlığın zirvesi Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem’e benzemekle olabilir. İnsan olmadan mü’min olamayız.

Biz bu dünya için yaratılmadık ki, bu dünya için yapılan bir seçime her şey diyelim. Bu dünya sadece bir imtihan yeridir.

Ülkemizi kalkındıralım. Ele muhtaç olmayalım. Silah sanayimizden uzay istasyonlarına kadar her şeyimiz olsun. Olsun ama daha önemlisi kul hakkına riayet eden, yalanın talanın girmediği kimsenin aldatılmadığı ve ülkemize gelenlerin insanlığımıza hayran kalacağı bir insanlık ve hayat tarzını görecekleri bir ülke olalım. Bizden itaat bekleyen idarecilerimiz de dedikodularla haksızlık yapmasın adil olsunlar.

Seçim her şey değildir ama önemli bir şeydir

Gelin 25 Haziran’da seçilecek yöneticilerimizle el ele verelim. Birlikte tarifi imkansız güzellikteki Cennet’e götürecek ve tüm insanlığın özendiği güzel bir ülke kuralım.

http://enpolitik.com/kose-yazisi/2299/secim-her-sey-mi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar