Arjantin efsanesi ve Messi feneri

Dünya Kupası’nda çeyrek finale adını yazdıran ilk takım, Arjantin’i 4-3 yenen Fransa oldu.   

Dupduru bir oyun, ışıl ışıl bir futbol sonrasında…

Arjantin ve Lionel Messi üzerine yazmadan önce, birkaç kelimeyle de olsa Fransa hakkında konuşmak, hakkaniyetin gereği.

Messi ile kıyaslandığında hiçbir oyuncusu yıldız olmayan Fransa’nın en büyük artısı, her biri ortalama üstü kalitede olan oyuncuların terlerinin son damlasına kadar mücadele etmeleri ve ayrıca becerilerinin en küçük parçasını bile sahaya yansıtma gayretinden geri durmamaları.

Ve elbette, “takım ruhu” ile birlikte, bu iki unsurun doğal sonucu olan takım oyununu en iyi biçimde oynuyor olmaları.

O kadar ki, “futbol nasıl bir oyundur ve nasıl iyi oynanır”, “kaliteli oyun nedir” sorularına cevap arayan teknik adamlar ve oyuncular, Fransa-Arjantin maçındaki Fransa oyununu dikkatle ve defalarca izleyebilirler.

Aynı şekilde, “futbol oyununda sonuca nasıl gidilir”, yani “nasıl gol atılır” sorusunun cevabı için de, bilhassa, Mbappe’nin ikinci golü ders niteliğinde izlenebilir, izlettirilebilir.

Gelelim Arjantin’e…

Bir kez daha şampiyonluk yolundan geri döndü gönüllerin şampiyonu Arjantin.

Fakat bu kez yüzde yüz hak ederek. Yani bu başarısızlığı santim santim hak etti, “futbol efsanesi” Diego Maradona’nın sevgili Arjantin’i…

Teknik direktörünün kim olduğu dahi bilinmezken... Ve bu teknik direktörün oyuncu değişikliğini Messi’ye sorduğu yönünde haberler gelirken; as oyuncularını kenarda oturtmak gibi, üstün bir yeteneğe sahipken... İş bu hoca, en altlarda yer alan takımların dahi kendisini göstermek için oyunu çirkinleştirmeden dikine oynadığı bir turnuvada, yana oynama lüksünden (!) takımını kurtaramazken, nasıl daha iyi bir sonuç olabilecekti ki?

Evet, Arjantin bu üzüntüyü sonuna kadar hak etti. Zira futbolun takım oyunu olduğunu unutmuş değil, hiç bilmiyormuş gibi davrandılar el birliğiyle. Hocasıyla, futbolcusuyla…

“Takım oyunu” denildiğinde farklı alanlardaki bilimsel etkinliklerde bile futbol örnek verilirken, takımın başarısını bir tek Messi’ye bağlama yanlışına düştü Arjantin. O Messi’nin nitelikleri ortalamanın çok üstünde bile olsa… Tekrar görüldü ki, onun bir Maradona olmadığı ve asla olamayacağı anlaşılamamış bir türlü.

Gerçekten de, Barcelona’da harikalar yaratan Messi’nin yerinde yeller esiyordu Dünya Kupası’nda.

Dünkü maç bir kez daha gösterdi ki, çok iyi bir teknik direktör ve yıldız oyuncular ile yıldız adayları yoksa oynadığı takımda, kendisini gösterebilmesi tek kelimeyle imkânsız.

Diğer bir ifadeyle, takımını ateşleyecek, heyecan verecek, liderlik yapacak, oyunu yönlendirecek/ şekillendirecek ve dahi sonucu değiştirebilecek nitelikte olmadığını ısrarlı bir şekilde gösterdi Messi turnuva boyunca. Bir kez daha…

Fransa’ya 4-3 ile boyun büktükleri dünkü maçta, üçüncü golün pasını vermesi hariç, tam bir hayal kırıklığıydı...

Fazla söz söyleyip, sözü yormaya gerek yok. Barcelona’da yıldızlar arasında bir yıldız olarak güzel oyununu ve gollerini izlemeye devam edeceğiz!

…..

Arjantin’in Dünya Kupası’nda ileriki aşamalara geçemeyeceği, az çok futboldan anlayan herkesin ortak görüşüydü. Ancak yıllardan beri süregelen Arjantin ve Maradona sevgisinden olsa gerek, bu turnuvada da Arjantin’in şampiyonluğu yatıyordu birçok gönülde. Fakat olmadı…

Olan Nijerya’ya oldu. Fransa karşısına onlar çıksa sonuç ne olurdu bilinmez ama Arjantin’den daha iyi ve renkli bir futbol oynardı eminim Nijerya.

Özetle, dünya futbolu bağlamında Arjantin’in ışığı hızla sönüyor.

Messi feneri mi? O çoktan söndü!

http://enpolitik.com/kose-yazisi/2324/arjantin-efsanesi-ve-messi-feneri.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar