Fransa bileğinin hakkıyla ve alkışlarla

2018 Dünya Kupası sona erdi.

Bu büyük uluslararası futbol organizasyonunda üçüncü kez final oynayan Fransa ikinci şampiyonluğuna uzandı.

Açık ve net söylenmeli; “bileğinin hakkıyla.”

Hiçbir yoruma yer bırakmayacak kadar kaliteli bir futbol sonrasında…

…..

Genel anlamda söylenecek olursa, yani turnuva genelinde, dünyanın farklı bölgelerinden gelen ülke takımlarının sergiledikleri futbol beklentileri karşılamadı. Klasik ifadesiyle, “dağ fare doğurdu.”

Oysa dört yılda bir gelen bu büyük turnuva kapsamında -çok doğal olarak- herkes seyrine doyulmaz maçlar bekliyordu.

Öyle ya, Afrika’dan Senegal ve Nijerya da orada olacaktı, Avrupa’dan İspanya ve Almanya da… Güney Amerika’dan Brezilya, Arjantin, Meksika ve Kolombiya da… Uzak Doğu’dan Japonya da…

Başka, başka… İngiltere, Portekiz, Belçika…

E pek tabii olarak, aktörü bu takımlar olan filmin de izlenmeye doyulamayacak lezzette olması gerekirdi. Fakat olmadı ne yazık ki…

Yıldızlar odağında dolaşan transfer ücretlerine bakınca küçük dilinizi yutacak gibi oluyorsunuz; sahaya bakınca, tam bir fiyasko.

Bakar mısınız şu, “turnuvaya erken veda edenler” listesine… İspanya, Portekiz, Arjantin, Brezilya… Hele bir de gruplardan bile çıkamayan Almanya… E hani nerde yıldızlar!

Doğrusu turnuva boyunca sahada dolaşan yıldızları görünce, “bu onlarca milyon dolar ne için veriliyor” diye düşünmeden edemedik. Meşhur bir şarkıdan mülhem, “Yeryüzünde yalnız gezen yıldızlar!

…..

Bu kadar futbolsuz milli takım arasından Fransa’nın sıyrılması hiç de zor olmadı. Öyle ki, bazı maçlarda Fransız oyuncuların kendini yormadığı dikkatli gözlerden kaçmadı. Biraz da bu sebeple, turnuva boyunca takım dipdiriydi.

Yine turnuvadaki kalitesiz futbolun açık bir göstergesidir ki, dünya futbolunda adı pek de üst sıralarda olmayan Hırvatistan final oynadı. Ortalama futbolunun üzerine birazcık koyarak hem de... Azıcık gayret ile…   

Hakkı teslim edelim…

Dünya Kupası’nda iki takım futbol oyununun hakkını sonuna kadar verdi; Fransa ve Belçika…

Turnuvaya yakışan, bu iki takımın final oynamasıydı. Ne var ki, yarı finalde kozlarını paylaşmak durumunda kaldılar.

Fransa, oyun anlayışı ve kadro genişliği ile oyuncu kalitesi bağlamında Belçika’dan bir adım öndeydi. Bu da sonuca yansıdı.

…..

Fransa takımındaki oyuncuların birkaçı dışında “orijinal” Fransız olmaması bu açık sonucu değiştirmez. O ülke için oynadılar ve terlerinin son damlasına kadar formanın hakkını verdiler.

Açık söyleyeyim, ülke olarak Fransa’yı hiç mi hiç sevmem. Geçmişteki vahşi sömürgeciliği ve epeyce kanımızı döken terör örgütlerine (ASALA, PKK vs.) verdiği açık-gizli destekler bunun için yeter sebep. Fransızların kibirliliğine dair de epeyce söz duymuşluğum var.

Gelin görün ki, bu futbol ve “adamlar oynadı.

“Yiğidi öldür, hakkını yeme” der atasözümüz.

Fransa Milli Takımı, futbol oyununu -neredeyse- hiç çirkinleştirmeden, teknik olarak da hakkını vererek, yani sahaya güzellikler yansıtarak şampiyonluk kupasına uzandı.

Bileğinin hakkıyla…

Tebrikler ve alkışlar Fransa’ya…

http://enpolitik.com/kose-yazisi/2360/fransa-bileginin-hakkiyla-ve-alkislarla.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar