FETÖ, ABD İLE KRİZ


15 Temmuz alçakça bir darbeydi, bunda hiçbir şüphe yok. Gerekli tedbirlerin alınması, sorumlularının en ağır şekilde cezalandırılması  devlet olmanın bir gereğiydi. Ama devlet olmanın gereklerinden biri de tüm iş ve işlemlerde hukuk içinde kalmaktır.

FETÖ ile mücadele edilirken maalesef dikkatli davranılmadı. Bazılarının panik haline diğer bazılarının FETÖ üzerinden dindarlarla hesaplaşma amacı da eklenince ortaya -suçlularla sınırlı kalmayan- bir mücadele çıktı.

Bugün sağda solda duyulan şikayetler neredeyse darbe ihanetini ikinci plana itecek duruma geldi. Halbuki, başta ölçüler iyi konulsa, militanla sempatizan, dindar ile örgütçü ayırt edilebilse bugün bu yakınmaların hiçbiri olmayacaktı.

Hala da geç kalınmış değil, çok fazla teferruata gerek yok, yargı üzerindeki siyasi vesayetin kaldırılması, hakimlerin vicdanları ile baş başa bırakılması bir kısmı yakınma bir kısmı istismar olan bu menfi propagandaların  önünü alacaktır. Bu ateşi büyütmek, çerçevesini genişletmek isteyenlerin bir kısmının derdi FETÖ ile mücadele değil, iktidarın bunu iyi ve doğru okuması gerekiyor.

Xxx

Benzer bir durum ABD ile yaşanan gerginlik için de geçerli. Ateşe benzinle giden, hamasetle bu meselenin çözüleceğine inanan kesimler var. Bunların çoğunun derdi, ülke ve milletimizin onuru değil, bu kavgadan iktidarı alaşağı edecek bir uluslararası zemin oluşturmak. ABD açıklamasında -insan hakları ihlallerine- dikkat çekilmesi de bu gerçeğe işaret ediyor. Mesele sadece papaz Brunson ile sınırlı değil, önümüzdeki günlerde insan hakları ihlalleri üzerinden Türkiye’nin sıkıştırılacağı anlaşılıyor.

Öncelikle şu hususun altını çizmekte fayda var, yargının bu şekilde siyasallaşması uluslararası toplumda Türk yargısına olan güveni ortadan kaldırır. Nitekim, yargı bağımsızlığı ile ilgili uluslararası endekslerde Türkiye her gün biraz daha geriye gidiyor. Bir suçlunun-gerçekten suçluysa- pazarlık mevzuu edilmesi  onun suçluluğu ile ilgili şüphelere neden olur. ABD açıklamasının satır aralarında da bu var. Papaz Brunson’un suçlu olduğu için değil, takasta kullanılmak için alıkonulduğu düşünülüyor. Bu da karşılıklı ilişkileri tahrip etmekten başka işe yaramaz.

Türkiye ağır bir ekonomik krizden geçiyor. Dış politikada bu tür gerginlikler   içinde bulunduğumuz krizi derinleştirmekten başka işe yaramaz. Nitekim, Trump ve yardımcısının açıklamalarından sonra Dövizde yaşanan tırmanma ekonomimize yeni ve ağır bir yük getirmiştir. Milliyetçilik akılsızlık değildir, tam aksine zamanında doğru, akıllı, gerçekçi tavırlar ve politikalar ortaya koymaktır. Doğru olan bu krizi tırmandırmak değil yatıştırmaktır. Bu sorunda bizi yargı bağımsızlığının ne kadar gerekli ve elzem olduğu sonucuna götürüyor.  

Ağır politik hatalar Türkiye’yi dünya ile kavgalı bir ülke haline getirmiştir. Bu görüntüden hızla kurtulmalıyız. Aksi takdirde çok ağır ekonomik bedeller ödemek zorunda kalabiliriz.

http://enpolitik.com/kose-yazisi/2399/feto-abd-ile-kriz.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar