ÖNCE DÜŞÜNCE SONRA HAREKET

İnsanoğlu yapıp ettikleriyle görünür olsa da, genellikle sergilediği eylemlerin öncesinde bir hazırlık aşaması, bir düşünsel zemin bulunmaktadır. Bulunmalıdır… Diğer bir ifadeyle, sahnede ortaya konulan performansın, arka planında teorik bir hazırlık aşaması yer almaktadır.

“Genellikle” diyorum, zira her eylemin arkasında bir düşünsel hazırlık safhası olduğunu söylemek mümkün değil. Öyle olduğu içindir ki, kimi durumlarda sergilenen davranış veya eylem üzerine, çoğunlukla olumsuz bir sonuç ortaya çıktığında, eylem sahibi “düşüncesizlikle” veya “düşünmeden hareket etmek”le yargılanmakta, değerlendirilmektedir.

Bu tür değerlendirmelere maruz kalmamak için, herhangi bir konuda, bir amaç ve hedef doğrultusunda eyleme geçilmeden önce, belli bir süre, hazırlık aşaması olarak değerlendirilir ve bu safhada düşünce planında, yapılacak eylemin muhtemel sonuçları üzerinde durulur. Bundan murad edilen ise, amacı gerçekleştirme ve hedefe ulaşma noktasında en üst düzeyi (maksimum yarar) yakalayabilmek ve hata oranını -mümkün olduğunca- ‘sıfır’da tutabilmektir.

…..

Düşünmeden çıkılan yolun nereye gideceğini, yola düşen dahi bilemez. Bildiğini iddia etse de, genellikle vardığı nokta yanlış olduğunda, düşüncesizliğinin de cezasını çekmek durumunda kalır.

Bunu, “bilmek” ve “yapmak” kavramları/ olguları üzerinden değerlendirmek de mümkün. Nihayetinde bilenin, bilgi sahibi olmanın, âlimin övüldüğü bir kültürden geliyoruz. Yaşam kaynaklarımız olan dini ve milli referanslarımızda bu durum açık bir biçimde görülebilmektedir.

Âlimin uykusunun cahilin ibadetinden hayırlı görülmesi de, âlimin mürekkebinin şehidin kanından üstün tutulması da, bu kapsamdaki baş üstü edilen sarsılmaz gerçeklerdendir.

Kısacası, her durumda, bilmek ve düşünmek, daha önce geldiği ve davranışın zeminini oluşturduğu için övülmektedir.

Ne ki, kültürel arka planımızda bu yönde sarsılmaz bir gerçek olduğu halde, çok zaman eğitim ve kültür düzeyleri yüksek bireylerde bile, düşünmeksizin eyleme geçme davranışları görülmekte, böyle olduğu için de pek çok olumsuz eylemle karşılaşılmaktadır. Şahit olanları şaşkınlık içinde bırakarak…

Eğitim ve kültür düzeyi düşük sosyal kümelerde ise, bu noktada öyle örneklerle karşılaşılıyor ki, “insan gerçekten hayret ediyor.” Bu kadar da olmaz dedirten çok sayıda örnek, düşünmeksizin eyleme geçmenin nelere mal olabileceğinin açık ve net bir fotoğrafı olarak sergileniyor orta yerde.

Düşünmeden harekete geçmenin ve eylem üretmenin, çok zaman, “acele işe şeytan karışır” sözünü doğrulayan sonuçlar doğurması da, bir işe kalkışmadan önce fikir zemini ya da düşünsel alt yapı oluşturmanın zorunluluğunu ortaya koymaktadır.

Sonuç itibariyle, sahaya yani toplumsal yaşam alanlarına bakıldığında, kimi zaman düşünmenin geri planda bırakıldığı ve düşünmeden harekete geçildiğini üzülerek görüyoruz. Çok zaman bu olumsuz durumların sadece faillerini etkilemekle kalmayıp, başkalarına da yansıyor olması ise, üzüntümüzün dozunu artırıyor.

Diyerek…

Yeni bir kulvarda, eğitime, kültüre, sanata, edebiyata, kısacası hayata dair düşüncelerimizi paylaşmak üzere karşınızda olacağımızı bildiriyor, bilvesile mübarek Ramazan ayınızı tebrik ediyorum.

Vira bismillah…

Aşk ile…

http://enpolitik.com/kose-yazisi/241/once-dusunce-sonra-hareket.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar