BİSMİLLAH

Enpolitik’teki ilk yazıma besmelenin tamamı ile başlamak isterdim ama ne yazık ki, Ramazan’ın ikinci günü İstanbul Vezneciler’de teröre verdiğimiz kurbanlar yüzünden sadece “Bismillah” diyorum. Çünkü Allah yoluna adanan kurbanlar, Allah’a kurbiyyet kesbederlerken, sadece Allah’ın adı anılır ve onun rahman ve rahim olduğu söylenmez. 

Ben de Allah yoluna verdiğimiz kurbanlarımızdan dolayı, yazıma sadece “Bismillah” diyerek başladım. 
Ramazan henüz gelmiş ve daha ikinci gününü idrak ederken, İstanbul-Vezneciler’den gelen şehit haberleri, erken kurbanlar oldu. Ramazanın ikinci gününde kurban oldular o yiğitler. Sahura evlerinde kalkmışlardı, iftarlarını inşallah peygamber efendimizle ve bütün peygamberlerle yapacaklar o kahramanlar.

Kurbanlardan birisi bizim fakülteden ve Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümünden mezun. Yüksek lisansını da aynı bölümde yapmıştı. Rahmetli Yaşar Özlem, mahrumiyetler içinde tahsiline devam etmişti. Babası o çok küçükken vefat etmiş; anasına o bakmıştı. Bir evin bir evladı idi. Şimdi o ana evlatsız kaldı.

Rahmetli yaşar, Öğrenci Konseyi başkanlığı da yapmış; gençliğin sorunlarıyla çok yakından uğraşmış biriydi ve 
Yaksuldu, hayat onu çocukluğundan itibaren yokluğa mahkum etmişti ama o hiç yılmamış, hiç bıkmamış, hayata tutunmuştu.

Bir yandan anasına bakmış, bir yandan da üniversite tahsilini tamamlamıştı.

Sonra, pek çok yavrumuz gibi o da polis oldu ve vatan aşkının gereğini yasal yollarla yapmayı tercih etti. Hayatının tamamını neredeyse bir cephedeymişçesine ve namluya sürülmüş bir mermi gibi yaşadı ve tıpkı Çanakkale’de şehit olur gibi şehit oldu. Şehit olmadan önce sorsaydık şehitlik makamını, “Bir gül bahçesine girercesine, toprağın kara bağrına girmektir” der ve gözleri buğulanırdı.

O şimdi bir insanın erebileceği en yüksek mertebeye erişti.

O şimdi herkese nasip olmayan bir rütbeye erişti.

Ne mevki, ne makam, ne rütbe, ve ne de unvan!... Hiçbir dünyevîliğin izah edemeyeceği bir makama erişti Yaşar.
Yaşarı ve diğer şehitleri daima önce rahmetle analım… Ve asla onların şehadetlerini üzüntülerimizin ve moral bozukluklarımızın mayası yapmayalım!...

Onların her biri, düşmana saplanmış bir hançerdir!...

Onlar, bu vatanın tapusudur ve o tapunun yazıları her  birinin kanıyla yazılmış, imzalanmış ve mühürlenmiştir. Bu mühür bize emanettir ve bu mührü asla bozdurtmayacağız. 

Yaşar Özlem, Kadir Cihan Karagözoğlu, Emrah Pekdoğan...

Şehit olan polislerden üçü. Ya kendilerini doğrudan tanıyoruz bu kahramanların veya tanıdıklarımızın öğrencileri. Üniversite mezunu bu yiğitler.

Artkalarından fatihaları eksik etmeyelim, hayır dualarda bulunalım. Şu mübarek Razaman günleri hatırına Allah dualarımızı kabul etsin.

Fakat asla ümitsizliğe kapılıp yeise düşmeyelim.  Bütüh tarihimiz, tarihe karşı sınav vermekle geçti, bu sınavı da Allah’ın izniyle başaracağız.

Ümitsizlik, moral bozukluğu vegöz yaşı, düşman sevindirir. 

Üzülmeyeceğiz!... Moralimizi bozmayacağız!... Ve asla ümitsizliğe düşmeyeceğiz!... Allah’ın müjdesine mazhar olan bir milletin ümitsizliğe kapılması doğru değildir.

Ey şehitler!... Aranıza yeni gelen yavrularımızı bağırlarınıza basın! Onlar hayat oruçlarını kahbe bir tuzakla açtılar ve yanlarınıza uçtular.

http://enpolitik.com/kose-yazisi/242/bismillah.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

P.ö.h
08.06.2016 12:42
Allah razi olsun hocam once şehitlerimizde sonra onlari unutturmayan sizlerden..
İbrahim ÇAPAN
05.08.2016 15:23
Muhterem hocam, " Köşe Yazıları"nızı kitaplaştırmanız umuduyla. Muhabbetle ellerinizden öperim.

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar