Namaz bir mesajdır

Namaz İslam’ın şiarıdır. Aslında Müslümanı gerçek anlamda dinin bir neferi haline getiren en önemli ibadet namazdır. Namaz, yalnızca ibadeti ifa eden kişiye değil, aynı zamanda ona şahit olanlara da ciddi mesajlar vermektedir. Namaz kılarken, hiçbir canlıya zararınız dokunmadığı halde, namazdaki duruşunuzdan bile bazı kesimlerin rahatsız olmalarının bir sebebi budur. Namaz, başlı başına bir mesaj olduğu gibi, aynı zamanda bir dünya görüşünü ifşa eden bir duruştur.

Merhum Necip Fazıl, “Namazı anlayanlar, dünya ve ahiret, ondan başka nimet tanımadılar” diyor. Haklıdır, çünkü namazda hem insanî hem de daha çok İlahî mesajlar saklıdır.

İslam dini ile arası pek de iyi olmayan Ernest Renan bile, Islam and Science adlı eserinde namaz ile ilgili şunları dile getirmekten kendini alamaz:

“İslam’ın din olarak çok güzel unsurları vardır. Yüreğim müteessir olmadan ve hatta diyebilirim ki, Müslüman bulunmadığıma teessüf etmeden bir camiye girdiğim vaki olmamıştır.”

Çünkü cami, içinde kılınan namaz ibadetiyle kişiyi çepeçevre saran bir atmosfere sahiptir. Bir camiye girip namaz kıldıktan sonra, dışarıya çıktığınızda elleriniz ve gönülleriniz artık büsbütün boş değildir.

Thomas Walker Arnold da, İslam’ın Tebliğ Tarihi adlı kitabında namaz ile ilgili şunları kaydeder:

“Müslümanın dini, sürekli kendisiyle beraberdir ve günlük ibadette ağır başlı ve etkileyici uygulamalarıyla kendini gösterir; bu durum yalnızca ibadet edeni değil, onu seyretmekte olanı da tesir altına alır. 1298 yılında İslam’ı kabul eden İskenderiyeli Yahudilerden Said b. Hasan, bir camide kılınan Cuma namazının, kendisinin ihtidasında belirleyici bir faktör olduğundan bahseder. Şiddetli bir hastalık halinde bazı hayaller görmüş ve gaipten bir ses ona, Müslüman olduğunu ilan etmesini söylemiş.

Arnold, bunları ifade ettikten sonra, Goldziher’in Said b. Hasan ile ilgili kaleme aldığı makalesinden de şu alıntıyı paylaşır. Said b. Hasan şöyle anlatır: “Camiye girdiğim ve Müslümanların melekler gibi saf halinde dizilmiş olduklarını gördüğüm zaman, içimden bir sesin ‘Peygamberler (Allah’ın lütfu ve selamı üzerlerine olsun) tarafından geleceği bildirilen bu topluluktur’ dediğini duydum ve vaiz siyah cübbesiyle ileri çıkınca… ve hutbeyi “Muhakkak ki Allah adaleti, iyiliği ve akrabaya yardım etmeyi emreder; kötülüğü, hayasızlığı, zulmü ve haksızlığı men eder. O, ders alasınız diye size nasihat eder” (Nahl, 16/90) diyerek bitirince beni bir huşû kapladı. Namaz başladığı zaman, hayretten ayaklarım yerden kesildi. Zira Müslümanların safları bana, secdelerinde, dizleri üzerinde oturuşlarında Allah Teâlâ’nın, Kendisini göstermiş olduğu meleklerin safları gibi göründü ve içimden bir sesin ‘Eğer Allah, asırlar boyunca İsrailoğullarıyla iki sefer konuştuysa, muhakkak ki bu toplulukla her namaz vaktinde konuşmaktadır’ dediğini duydum ve Müslüman olarak yaratıldığıma kanaat getirdim.”

Fudayl b. İyaz: “Allah ile aracısız ve tercümansız konuşmak istiyorsan, abdest al, namaza dur” der. Gerçekten namaza durduğumuzda Allah ile aramızda aracı da yoktur, tercüman da. Sonra “Secde et, yaklaş” (Alak, 96/19) diyen Rabbimize secde ederek yaklaşırız. Rabbine yakın olan, O’ndan her türlü feyzi almaya hazır demektir.

Doğrusu, namaza almasını bilene mesajını veren bir ibadettir, Rabbim namazdan mesajı alanlardan eylesin.

http://enpolitik.com/kose-yazisi/2426/namaz-bir-mesajdir.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar