'Avrupa İslamı' tartışması ve Müslümanlar

Son iki hafta konumuz 'Avrupa İslamı' tezi tartışmalarıydı.  'Avrupa İslamı' tezi yeni olmayıp, uzun süredir tartışılıyor. Bizim gündemimize ise Belçika’da yayınlanan “Terdio” gazetesinin, Hollanda’dan Enis Odacı ile aynı konu üzerine yaptığı bir söyleşiyle geldi. Odacı özetle, 'Avrupa İslamı' tartışması yerine, 'Avrupa Vatandaşları'nın, iletişim ve ilişkilerinin iyileştirilmesi tartışılmalı’ dedi. Daha sonra aynı konuda Almanya ve Hollanda’dan da görüşler geldi. Burada da, 'Avrupa İslamı tartışması yerine,  İnsan Hakları Bildirisine bakılmalı' denildi.

Her iki yaklaşım Avrupa İslamı tartışmasında, genel anlamda Avrupayı, daha doğrusu karar vericilerini suçladılar. Avrupa’nın kendi değerleriyle ters düştüğünü, vatandaşlık haklarının ihlal edildiğini ifade ettiler. Müslümanların gündemine bir de Avrupa İslamı tezi tartışması getirmenin, diğer sorunları örtme, görmeme davranışıdır denildi.

Bu hafta ise, 'Avrupa İslamı' tezi tartışmasına, bu görüşlerin tam tersi bir yorum geldi. Yorum, küçük bir grubun haberleşme ve bilgi paylaşımı olan 'AkAnaliz WhatsApp Grubu' üyelerince yapıldı. AkAnaliz, Amsterdam’ın Piri, Ömer Güler tarafından yönetiliyor. Grup üyeleri arasında, sosyolog, girişimci, memur ve ilahiyaçılar var. Holllanda gündemi başta olmak üzere, Avrupa, Türkiye ve dünya gündemi takip edilip, üyelerine sunuluyor.

AkAnaliz Grubu üyelerinden ilahiyatçı Recep Çınar’ın ilk yorumu şöyle: "Avrupa İslamı' tezi adlı yazınızı okudum. Maide süresi 3.ayetinde 'bugün sizlere dininizi olgunlaştırdım, nimetimi de sizde tamamladım, İslamı da dininiz olarak onayladım' ifadesi Kuran'da mevcut iken, başka İslamlar aramak kayıtsız cehalettir. Problem: Arap kültürünü, anlayışını İslam olarak anlamak ve bunu da yaşamak istemektir. Zira, Kuran tarihi ilahi hitap evrensel kitaptır".

Recep Çınar hoca, 'Avrupa İslamı diye yeni bir şey uydurmanın gereği yoktur, din, İslam dini tamamlanmıştır' diyor. Ayrıca, bir de Arap İslam anlayışından bahsediyor. Yani algı.
Ve bunun İslam olarak anlaşılmasından yakınıyor.

Çınar hoca, herhalde hızını alamamış ki, yeni ikinci bir yorum göndermiş. Uzun yorumundan kısa kesitler şöyle: “Sayın reis Veyis bey, aydınlatıcı yazılarınıza teşekkürler, sürekli de okurum. Bundan önceki yazınıza kısa bir yorum yapmıştım. Son yazınıza da eleştiri değil, Avrupada yaşayan ilahiyatçı sorumluluğu ile ilgili konuya kayıtlı bir katkı vermek istedim...  Zira mesele sadece,  Avrupalıların sadece İslama şaşı bakışlarında değil, Müslümanların da özelde İslamın yorumlama/uygulamasında değil mi? İğneyi önce biraz kendimize, çuvaldızı da karşı tarafa batıralım... Müslüman Iraklı, Afganlı, Suriyeli vb mültecilerin kendi ırklarından, inanç ve kültürlerinden Müslüman ülkelere değil de, ölümü dahi göze alarak Avrupa yollarına düştüklerini iyi irdelemek gerekmez mi? Avrupalılar çok masum sayılmaz ama haksız da sayılmaz mı? Müslümanlar önce yaşadıkları ülkelerde hakları kadar görevlerini de bilmek zorundalar. 620 tarihinde ilk Müslüman kafile Mekke'den Hristiyan Habeşistan/Etiyopya'ya hicret ettiler, daha sonra da 621-622 tarihlerinde yahudilerin oturduğu Medine (Yesrib)' göç etmişlerdi. O zamanlar Müslümanlar yaşadıkları ülkelerde çatışmadan yaşamışlar, hatta göç beldelerini ahlaklarıyla Müslümanlaşmasına katkı sağlamışlardır...”

Evet, Recep Çınar hoca, Müslüman mültecilerin gözlerinin ve yönlerinin Avrupa’ya yöneldiğine dikkat çekiyor. Müslüman ülkelerden bir kaçış yaşandığını belirtiyor. Oysa, göç eden ilk Müslümanların, göç ettikleri ülkelerde çatışma yerine, o beldeye ve yerli topluma katkıda bulunduklarını söylüyor. Yani Müslüman göçmenlerin gittikleri ülke ve toplumlarda bir kambur değil, yapacakları ve sunacakları yeniliklerle bir katkıda bulunmaları gerektiğini hatırlatıyor bize Çınar hoca.

Aynı grup üyesi Ünal Özçelik de, ''Avrupa İslamı tezi gerekli mi gibi, sorulara doğru cevap bulmak hem zor hem kolay” diyor ve şöyle devam ediyor: “Kendi içimizdeki sorunlara baktığımızda da bir o kadar yetersiz kaldığımızı görüyoruz. Öz eleştiri sağlıklı olur. Aynı zamanda  Avrupa ülkelerinde yaşananları görünce hiçmi aklı başında bir lider çıkaramayacak diye soruyorum kendi kendime. Malesef Avrupa toplumu kısır döngüye girdi. Suçluyu hep dışarıda arıyor. Bakalım nereye varacak Avrupa İslamı?”.

Evet, 'Avrupa İslamı' tezi tartışmalarıyla ilgili görüşlerde, Müslümanların da öz eleştiri yapmaları, suçluyu hep dışarıda aramayı bırakmaları salık veriliyor. Hem birey hem ülke ve toplumlar olarak, göç eden ilk Müslümanlar örnek gösteriliyor. Müslümanlar'ın içinde bulunduğu toplumda, çatışma yerine uzlaşma, yük yerine katkıyla öne çıkması işaret ediliyor.


http://enpolitik.com/kose-yazisi/2430/avrupa-islami-tartismasi-ve-muslumanlar.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar