Alkış ve övgü siyaseti

Alkış ve övgü siyasetinin körleştirdiği bir yönetim biçiminde yaşıyoruz. Önceki gün Tahran'da İdlip'in geleceği konuşuldu. Zirveyi canlı yayında izledik. Kanaatimi yazmadan önce Çerkez Ethem'den bir örnek vermek istiyorum. İsyan edip Yunan'a sığınan Çerkez Ethem çok sonraları; "tek suçlu ben miyim, beni göklere çıkaran, ayaklarımı yerden kesenlerin hiç mi suçu yok? "diyecektir.

İktidarla medya arasında da Çerkez Ethem'i sınırsız övenlere benzeyen bir münasebet var. Kimse gördüğünü, doğru bildiğini söylemiyor. İktidarın, daha açık bir ifade ile sn Erdoğan'ın hoşuna gidecek şeyler söyleniyor. Atılan her adım doğru-yanlış ayırımı yapmadan alkışlanıyor.

Suriye politikası yanlıştı, bunu defalarca yazdım. Bugün orada YPG diye bir örgüt ve kontrol ettiği geniş bir alan varsa bunun sorumlusu yanlış Suriye siyasetinin failleridir. İş işten geçtikten sonra YPG'ye karşıyız, oldubittilere fırsat vermeyeceğiz gibi hamaset dozu yüksek, gerçeklik payı sıfır olan ifadelerin bir anlamı yok. Oldubittisi mi kaldı? Fırat'ın doğusunda örgüt devletimsi yapısını çoktan kurdu. Buraya müdahale edebiliyor musunuz, hayır! O halde hangi oldubittiye fırsat vermeyeceksiniz?

Dönelim Tahran zirvesine, canlı yayında seyrettik. Sn. Cumhurbaşkanı hangi talebini İran ile Rusya'ya kabul ettirebildi? PKK/YPG'ye terörist örgüt demeyen ve bunda ısrar eden bir Rusya var karşımızda. Bunu demeyen bir ülke Fırat'ın doğusundaki yapılanmaya karşı çıkar m? YPG'ye bakış konusunda Rusya ile ABD aynı noktada buluşuyor. Önce bu gerçeği kavramak lazım. İran ise sıranın kendine geleceğini bilmenin can havliyle davranıyor. ABD Suriye'de kaybederse kendisine yönelik operasyonların en azından bir süre öteleneceğini düşünüyor. Daha görüşmeler sürerken Suriye ve Rusya uçakları İdlip'i bombaladı. Bu masada olan ve buna karşı olduğunu söyleyen tek kişi olan Erdoğan'a İran ve Rusya'nın verdiği cevaptı.

Şimdi medya bundan bile bir zafer çıkarmaya çalışıyor. Ülke menfaatleri söz konusu olduğunda bu ülkenin yöneticilerine sahip çıkmak -oy verelim vermeyelim- hepimizin görevi.  Hükümetin elbette arkasında duracağız. Ama bu tip zirvelerin sonuçlarını doğru olarak yazmak, içerisinde bulunduğumuz durumu millete doğru anlatmak da başka bir gereklilik. Yazık ki medya bu sorumluluğu yerine getirmiyor. Milli menfaatleri ıskalamak pahasına yapılan yanlışlara tamamen siyasi mülahazalarla çanak tutuyor. İktidarı savunma adına, milli menfaatleri görmezden gelmeyi tercih ediyor.

Oysa bu Sn. Cumhurbaşkanına da kötülüktür. Çünkü, medya gerçeği sadece halktan saklamıyor, Erdoğan'dan da saklıyor. Yaptığı her şeyi doğrulayarak iktidara muhasebe yapma, aynaya bakma imkanı vermiyor. Millilik, milli menfaatleri her şeyin önüne almakla olur. Bugün öyle bir medya yok, alkışlayan, hep alkışlayan, böylece iktidarı da milleti de uçuruma sürükleyen bir medya var. Çerkez Ethem'i öve öve isyana sürükleyenler şimdi de mevcut iktidarı ve milleti öve öve uçuruma sürüklüyor. Tahran'da doğru olan, kazandığımız hiç bir şeyin olmadığının bir defa daha tescil edilmesidir. Ortada diplomatik bir başarı yok, yedi yıldır ısrarla sürdürülen yanlış Suriye siyasetinin başımıza açtığı belaların somutlaşması, örtülemez hale gelmesi var. Bunu yazmayan, söylemeyen bir medya, iktidara da millete de kötülük etmiş olur?

http://enpolitik.com/kose-yazisi/2481/alkis-ve-ovgu-siyaseti.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar