İdlib bütün Suriye'ye barış aşısı olmalıdır

ABD ve İsrail’in meseleyi kangrene çevirmeye dönük provokatif çabalarına rağmen Türkiye’nin sahadaki aktif, ciddi tutumuyla birlikte özellikle Rusya ile sürdürdüğü diplomasi sonuç vermeye başlamıştır.

Canlı yayınlanan Tahran görüşmelerinde Erdoğan’ın ateşkes ve çatışmasızlık önerisi, ilk aşamada tarafların onayını alamadıysa da bütün dünya Suriye için kimin hangi niyetler taşıdığını açıkça gördü. Çok geçmeden Rusya Türkiye’nin önerisini kabul etti. Daha doğrusu kabul etmek zorunda kaldı.

Onlar da yaptıkları geniş çaplı kâr zarar muhasebesi sonrasında, savaşın sürmesi halinde pek bir şey kazanamayacaklarını anlamış olmalılar. Daha da önemlisi bu bölgede Türkiye’ye rağmen ve Türkiye’yi karşıya alarak amaca ulaşamayacaklarını gördüler.

Türkiye son derece asil, sağlam duruşunun kazanımlarını elde etmeye başlamıştır. Ateşkes ve güvenli bölge oluşturma mutabakatı evvelâ daha fazla kan dökülmesini önlemiştir. Aksi durumda çıkacak insanî trajedilerin önüne geçilmiştir. İdlib halkı rahat bir nefes almıştır. Bu karar bölgede muazzam bir sevinç ve memnuniyetle karşılanmıştır. Esad ve onu hoyratça kullanan güçler, mevzi ve itibar kaybetmiştir. Türkiye itibar ve güven kazanmıştır. Bu anlamda gerçekten barıştan yana olan herkes, her ülke Türkiye’ye müteşekkir olmalıdır. Başta Avrupa müteşekkir olmalıdır.

Kuşkusuz bu aşamaya sabırla, inançla, elbette insanî amaçları önceleyen siyasi tutumla gelinmiştir. Bu aşamadan sonra inisiyatif neredeyse bütünüyle Türkiye’nin eline geçmiştir. Baştan beri bütün risk ve külfetleri üslenerek Türkiye’nin elinde tuttuğu inisiyatif aşılamamıştır. Bu inisiyatifle sağlanan güç, sadece bölgede askeri ve istihbarat açısından etkili bir şekilde var olmamızdan değil, Suriye’nin mazlum halkı ile sosyal, kültürel, siyasal bütünlük sağlamamız sayesinde de olmuştur. Son tahlilde sekiz yıldır süren direnişi esasen Suriye halkı ile birlikte Türkiye yürütmüştür. Ve yine esasen emperyalistlerin yakıp yıkarak amaçlarına ulaşamamış olmaları Türkiye engelini aşamamaları sebebiyledir.

Her yerde, çarşıda, pazarda, okulda, muhacir çadırında, içeride, dışarıda, sivil toplum örgütlerinde, Suriye sokaklarında, meydanlarında Türkiye karşılarına çıkmış, oyunlarını bozmuştur. İliklerine, ciğerlerine kadar nüfuz ettiğini de Reyhanlı katliamcısı Yusuf Nazik’in Lazkiye’den yani sözde kendi kontrollerindeki bölgeden alınıp getirilmesi ile anlaşılmıştır. Bir gün sonra aynı kararlılık ve incelikle dokuz terörist daha paketlenip getirilmiştir. Aslında ilgili çevreler, kısa zaman önce PKK ve PYD’li örgüt liderlerinin nokta operasyonu ile imha edilmeleri operasyonlardaki açık ve korkunç mesajı aldılar, anladılar. Daha da anlayacaklar.

Şimdi herkesin aklını başına alıp tekrar düşünme, değerlendirme zamanıdır. Bunu ilk gören Rusya, ne yapıp edip Türkiye’ye karşı olmaması gerektiğini anladı. Bakalım Avrupa, Amerika, İsrail ve İran da anlayacak mı? Görülen o ki, son ateşkes mutabakatından mesajı aldılar ama ders alıp almadıkları kuşkulu. Değilse peş peşe iki Rus uçağını düşürmek gibi kışkırtma amaçlı saldırılarda bulunmazlardı. Bunu kimin yaptığı sorusunun cevap olarak ilk şüphelisi elbette ABD ve İsrail’dir. Çünkü bu güçler bölgede henüz istediklerini alamadılar ve muhtemel bir barış bu iki odağın işine yaramaz. Bu güçler öteden beri savaş ve kaos istediler. Rusya’da, İran’da bunların tezgâhına geldi. Bu tezgâhtan kurtulup kurtulmadıklarını önümüzdeki günlerde göreceğiz.

İdlib mutabakatının gerekleri acilen uygulanmalı. Kısmi huzur ortamı hızla bütün Suriye’ye yayılmalı, normalleşmek, imar ve yeni yönetim için bir an önce çalışmalara başlanmalıdır. İdlib bütün Suriye’ye bir barış aşısı olmalıdır. Bu arada Esad’ın yaramazlık yapmasının da önüne geçilmelidir. Bunu kim mi sağlayacak? Elbette Rusya.   

http://enpolitik.com/kose-yazisi/2506/idlib-butun-suriyeye-baris-asisi-olmalidir.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar