İki mesele üzerinde duralım

Birisi “İktidarın kadrolaşması”, diğeri ise CHP Saadet Partisi yakınlaşması....İdeolojik anlamda sığ kadrolaşma eski Türkiye'nin bir nevi karın ağrısı sayılır.

İşi bilsin bilmesin, madem bizdendir, inkılaplara bağlılığı varsa yeterli. Bir köşede otursun zahmet çekmeden emekliliğini beklesin. Tabi ki memuruna çalıştırmadan para ödeyenin yatacak yeri yok, hesabını kolayına ödeyemezler. Bir de kızağa çekilenler var. Ya resmi ideolojinin savunucusu CHP’ye biat etmemiş, veya aynı kariyerden toplantılarda içki içmezler, hanımlarını arkadaş ayağında bir başkasının kollarına teslim etmezler. Hanım- erkek karşılıklı öpüşmezler.


Geri kafalılar!.....Şimdi ise yeni Türkiye diyoruz...


İsrafları önleme adına çalışmayana aş da yok iş da yok...  Ama ki bu kural hala yerine oturmuş değil. Mesela, neden her memura servis? Yardımsa, ulaşım hatta kira gideri bir miktar para maaşlara ilave edildiğinde olur biter. Bu kadar basit.

Öte yandan kamu alımları hesaba kitaba dayalı değil, bir sapı beş kişi tutuyor.

...

Eskiye Türkiye dedik tamam da yenisini görmemiz lazım.

Eninde sonunda devleti yönetecekler kadrolardır, bu kadroların yüzde yüz seninle fikir ve anlayış birliği içerisinde olmaları gerekiyor. İcraattan aynı ses çıkacak, aynı kalemler oynayacak. Ekip işi farklıdır, senin görüşünden ille de olması gerekmez, işi bilenler ekipleşir iş yapılır ekip dağılır, kadrolar dağılmaz...

...

Kadro oluşturmak aynı zamanda iletişim meselesidir.

En başta iktidarın bakanları ile bürokratları tabandan gelen görüşme isteklerini kulak arkası etmeleri halinde  görerek bilerek kadro oluşturmak yerine işin içerisine paketleme/ısmarlama girer. Onlarla da ne köy olur ne de kasaba...

Paket kadrolarla taban hiçbir zaman uyuşmaz, işler de yolunda gitmez...

...

CHP Saadet partisi yakınlaşması göründüğü gibi değildir.CHP İslam karşıtlığı huyunu halka unutturmak için yeni yöntemlerin peşinde. Haksız da değil hani. Üzerinde 60 yıllık iktidar yasaklılığı var. Onun için mütedeyyin dindar kişilere acilen ihtiyacı vardır.

Saadet partisi seçmeni kolayına CHP’ye oy vermez, zaten verse bile oranı nedir ki. CHP de bunu biliyor. Mesele orandan ziyade zihniyeti oluşturmaktır, bunun için Saadet partisini, aklanmak ve de Müslüman kesime yaklaşmak için koz olarak kullanıyor. 

        ... 

Mesela, Abdüllatif Şener veya Bekaroğlu gibi isimler CHP’nin hiçbir zaman yandaşı olamazlar. Zihniyetleri buna müsait değil, amma ki milletvekili olma sevdasına veya kızgınlıkları nedeniyle CHP’ye katılmış olabilirler.  CHP de kendi açısından bu gibi iltihakların ne işe yarayacağını gayet iyi biliyor... Gündem ve şartlar değişti...


Artık aydın olmayı kafa çekmekte, soyunmakta, istavroz olmakta görmenin hiçbir anlamı kalmadı. CHP seçmeni de bunun farkında. Ne var ki değişimi kim yapacak?


            ...

Sahnede Muharrem İnce var...

Cumhurbaşkanlığı adaylığından belediye başkanlığı adaylığına kadar düştü. Demiştim, Erenler ona yol vermez, Baykal’a yaptığının benzeri bunun da bitirir işini...  E şimdi!.. Bekle bahar gelsin, koyunlar kırkılsın da alacağımızı tahsil edelim!

               ...

Peki ne olacak bu ülkenin hali?

16 yıldır AK parti iktidarda, o olmazsa olmaz mi diyeceğiz?

            Maalesef öyle bir mecburiyet çıkıyor karşımıza. Aklı başında muhalefetin deneyimli kadroları  olmadığı sürece iktidara devam. Şunun için devam... Yerine koyacak iyisini bulamadan tuğlayı çekersek duvar olduğu gibi üzerimize yıkılır, altında kalırız... 

http://enpolitik.com/kose-yazisi/2514/iki-mesele-uzerinde-duralim.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar