Yerel seçimler milat olsun

Siyasetle biraz yakından ilgilenenler bilirler ki, Yerel Seçimlerle Genel Seçimlerin atmosferi arasında oldukça önemli fark vardır.

Bu farklılık İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Bursa gibi nüfusu kalabalık şehirlerimizde pek fazla öne çıkmamış olsa da; ülke genelinde bu farklılık iyice hisedilir.

Şöyle ki...

Genel Seçimlerde seçmen parti bağlılığı, siyasi cepheleşme, ideolojik yakınlık gibi sebeplerle, parti listesinde bulunan adayları hiç tanımasa bile, oyunu veraset yoluyla bağlandığı siyasi partiye verebilir.

Gerçekten de ülkemizde seçmenlerin büyük kısmının siyasi parti bağlılığı veraset yoluyladır.

Dolayısıyla bu veraset yoluyla bağlılık Genel Seçimlerde seçmenlerin oy verme tercihlerini önemli ölçüde etkileyen bir faktör durumundadır.

Fakat Yerel Seçimlerde, özellikle üç beş kalabalık nüfuslu şehirlerimiz dışında kalan diğer illerimizde, veraset yoluyla partili ve partici olmanın etkisi dikkat çekici ölçüde azalır.

Bir başka ifadeyle:

Genel Seçimlerde siyasi partiler öne çıkarken...

Yerel Seçimlerde siyasi partilerin adayları öne çıkar...

Anlaşılacağı gibi:

Genel Seçimlerde seçmen veraset yoluyla bağlandığı partiye oyunu verirken...

Yerel seçimlerde seçmen, veraset yoluyla dededen babadan kendisine intikal eden partiye değil, kendisine bireysel olarak daha yakın hissettiği adaya oy verebilmektedir.

Hal böyle olunca:

Siyasi Partiler Genel Seçimler için aday belirlerken bir kere düşünüyorlarsa...

Yerel Seçimler için aday belirlerken iki kez düşünmek zorundadırlar.

Aksi halde, siyasi partilerimiz Yerel Seçimlerde hiç ummadıkları sonuçlarla karşılaşabilirler...

Ve 2014 Yerel Seçimlerinde kazandıkları ve beş yıldır başkanı oldukları belediyeleri kaybedebilirler.

Kabaca söyleyecek olursak:

Tıpkı 1989 Yerel Seçimlerinde Turgut Özal’ın Genel Başkanlığını yaptığı ANAP’ın en önemli il belediyelerini kaybedip...

Erdal İnönü’nün Genel Başkanlığını yaptığı SHP’nin İstanbul, Ankara, İzmir başta olmak üzere çok sayıda nüfusu kalabalık illerimizin belediye başkanlıklarını kazandığı gibi...

Ve bu sonucun iki sorusu:

ANAP hangi yanlış/ kötü/ çirkin işleri yapmıştı da Yerel Seçimlerin mağlubu olmuştu?

SHP hangi doğru/ iyi/ güzel işleri yapmıştı da Yerel Seçimlerin galibi olmuştu?

Ve bir Yerel Seçim sonucu daha...

Tıpkı 1994 Yerel Seçimlerinde Erdal İnönü’nün Genel Başkanlığını yaptığı SHP’nin, İstanbul ve Ankara başta olmak üzere nüfusu kalabalık birçok il belediye başkanlıklarını kaybedip...

Necmeddin Erbakan Hocanın Genel Başkanlığını yaptığı Refah Partisinin İstanbul ve Ankara başta olmak üzere oldukça önemli illerimizin belediye başkanlıklarını kazandığı gibi...

Ve yine bu sonuç için iki sorumuzu soracağız:

SHP hangi yanlış/ kötü/ çirkin işleri yapmıştı da Yerel Seçimlerin mağlubu olmuştu?

Refah Partisi hangi doğru/ iyi/ güzel işleri yapmıştı da Yerel Seçimlerin galibi olmuştu?

Aslında...

Ne Prof Dr Erdal İnönü’nün SHP’si, Turgut Özal’ın ANAP’ı ve Süleyman Demirel’in DYP’si karşısında Yerel Seçimleri kazanırken doğru/ iyi/ güzel bir şeyler yapmıştı...

Ne de Prof Dr Necmettin Erbakan’ın Refah Partisi, Prof Dr Erdal İnönü’nün SHP’si ve Süleyman Demirel’in DYP’si karşısında Yerel Seçimleri kazanırken doğru/ iyi/ güzel bir şeyler yapmıştı...

Fakat 1989 Yerel Seçimlerini kaybeden ANAP ile 1994 Yerel Seçimlerini kaybeden SHP yanlış/ kötü/ çirkin işler yapmışlardı...

Ve seçmen bunları görmüştü...

Ve seçmen gördüğü bu yanlış/ kötü/ çirkin işleri beğenmemiş, içine sindirememişti...

Neydi bu seçmenin iki Yerel Seçimde beğenmediği, kabul edemediği, içine sindiremediği yanlış/ kötü/ çirkin işler?

Sözü eğip bükmeden söyleyeceğim...

Tıpkı bir zamanların beğenilen reklamındaki çocuğun söylediği gibi dimdirek:

Yolsuzluk...

Rüşvete ve haraca dayalı yolsuzluk...

Nüfuz ticareti tabanlı yolsuzluk...

Bulunduğu makamı paraya çevirmeye dayalı yolsuzluk...

Bunu herkes görüyor, biliyor, tanık oluyor...

Çünkü mızrak çuvala sığmaz oldu...

Çünkü yenenler içilenler paçalardan akmaya başladı...

Çünkü kimileri boğazlarına kadar lağım çukuruna girmiş gibi oldu...

Çünkü internetin olmadığı bir 1989 ve 1994 Türkiye’sinde herkes herşeyi biliyorsa...

internetin ceplerde taşındığı, şükrolsun dağ başındaki çobanın bile internet kullandığı 2018 Türkiyesinde herkesin herşeyi daha iyi bilmesinden daha normal bir şey olamaz...

Ve yolsuzluğun bilinmesi, görülmesi, tanık olunması ile ilgili en temel ve şaşmaz ölçüyse, her birimizin ilk okulda öğrendiği dört işlemdir...

Sanırım yolsuzluğun dört işlemle ne alakası var demezsiniz?

Seçmenimiz yolsuzluk belirlemesinde ve yolsuzluğun sağlamasında dört işlemi şöyle kullanıyor:

Yerel Yönetimin her hangi bir kademesinde görev alan kişinin önceki mal varlığını kaydediyor...

Sonra Yerel Yönetimin herhangi bir kademesinde görev alan o kişinin yasal aylık gelirini 60’la çarpıyor...

Böylece o kişinin beş yıl boyunca edindiği toplam yasal gelirini elde ediyor...

Anlaşılacağı gibi işte böyle...

Gerisini biliyorsunuz...

Hal böyle olduğuna göre, Yerel Seçimler nasıl Milat Olacak mı diyorsunuz?

1.Siyasi Partilerimiz Yerel Yönetimlerin herhangi bir kademesinde görev almış ve gelirinde şaibe olan kişileri asla aday göstermeyecekler...

2.Başkan adayları başta olmak üzere, Yerel Yönetimlerin herhangi bir kademesinde görev alacak olan kişilerin mutlaka paraya mesafeli, dürüst, güvenilir kişiler olmasına özen gösterecekler...

3.Başkan adaylarının ve Yerel Yönetimlerde görev alacak diğer kişilerin halka tepeden bakmayan, sempatik kişilerden olmasına dikkat edecekler...

Aksi halde, özellikle iktidarın nimetlerinden fazlasıyla faydalanan AK Partili Belediyelerde büyük kayıplar olur ve bu kayıpların vebalini de halkın istemediği kişileri halkın önüne koyanlar çeker...

2019 Yerel Seçimlerinin Temizliğin, Dürüstlüğün, Güvenilir olmanın Miladı olması için Siyasi Parti Başkanları başta olmak üzere her birimize görev düşmektedir.

Bunu da unutmayalım!

http://enpolitik.com/kose-yazisi/2515/yerel-secimler-milat-olsun.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar