Sevgi ve sevgili üzerine

“Fecrin soldurduğu ay, çağı geçen sevgili.”

Bhartrihari

Güneş, parlak yüzü ve ısıtan ışınlarıyla yâre benzetilmiştir. Sevgili, yuvarlak yüzü, gönülleri ısıtan ve yürekleri yakan bakışlarından dolayı güneş gibidir. Gül, güneşe benzediği için sevgiliye nispet edilmiştir. Ama gül, sevgilinin narin ve nazenin yönünü de temsil eder. Ağzı salyalı, ormanların en çirkin yaratığı olan sırtlanların kovaladığı aslan, gerçekte ormana kral olamaz; aslan, yalnızca yüzü güneşe benzediğinden ormanların hükümdarıdır. Yüzü güneşe benzeyen sevgili de, gönüllerin sultanı değil midir?

Sevgili, bazen “hırçın dalgaların uykudan uyandırdığı, saçlarını ifritlerin taradığı fettan bakışlı” bir nazenin; bazen de her bakışı bir tebessüm kadar sıcak, ayın göğsünde doğduğu ufuklar kadar berrak, şarkı söyleyen meltemler kadar munistir. Sevgili tahtırevana binmiş saraya uçan bir dilberdir. O, Kaf Dağının ardında bir gönül sarayının otağında kurulu, hasretle bekleyen prensin rüyasıdır. O, masalların Anka kuşudur, ele gelmez, her göze görünmez, her gönüle girmez. O bazen doğan bir güneş kadar gerçek, bazen de dağılan bir bulut gibi sisli ve seyyal bir hayaldir.

Her kişinin sevdiği, gözünde şahikaların yani zirvelerin fatihidir. Oraya güllerle örülü geniş caddelerden çıkılmaz, patikalar yol verir ona. Yara giden yol, eğri büğrü ve inişli çıkışlıdır. Varmak için sarp kayalardan, karlı dağlardan aşmak gerek. Vuslatın zorluğu yârin kıymetindendir. O kıymet öyle büyüktür ki, “Kıblem haktır, yüzüm sana dönerim. Mihrabımdır kaşlarının arası” dedirtir Pir Sultan Abdal’a.

Dilber, önünde diz çökülsün diye gönül tahtına kurulur. Hint şairi Bhartrihari, “Ne ermişler gördük ki, bir ceylan bakışlının gamzeleri önünde secdeye kapandılar” demiyor muydu? Dünyayı atının nal sesleriyle titreten Yavuz Sultan Selim, “şîrler pençe-i kahrımda olurken lerzân / Beni bir gözleri âhûya zebûn etti felek” derken, afaka hükmederken bir dilbere esir düştüğünü itiraf ediyordu.

Şair şöyle der:

Yâr için ağyâre minnet ettiğim ayb eyleme

Bağban bir gül için bin hâre hizmetkâr olur 

Karacaoğlan, bir sevgiliye ram olmanın insanlığın vasfı sayar, sevgisizliğin hayvana has olduğunu dile getirir:

On beşinde bir güzeli sevmeyen

Bu dünyaya hayvan gelir bön gider

Doğrudur, yalnızca insan sever; çünkü sevgi, insanlık tohumunu içinde taşır. Bu yüzden seven insanın ölmeyeceğini, “ölen eşek imiş, âşıklar ölmez” diye haykırır Yunus Emre. Ama sevgi mahlûktan Halik’a giden ve İlahî aşka yükselen bir merdivenin başlangıcıdır. Mecnun, uğruna deli olup çöllere düştüğü Leyla kendisine getirildiğinde red eder, zira İlahî aşkı bulmuştur. Yaratılandan Yaradan’a varan, patika bir yoldur; çetindir, uçurumlardan geçer, ama neticesi ulvidir.

Merhum Hamdi Yazır, dünyadaki güzelliklerin izafi ve hakiki güzelliğin hakkı bulmak olduğunu şöyle dile getirir: “Yüzler ne kadar yaldızlansa onda bir mehtap parıltısı olmaz, fakat mehtabı gören bir göz, hüsnü aşkı sezen bir öz vardır ki güzellik ondadır. Maşuklarını mahı tabandan, hurşidi rahşandan daha güzel olarak tavsif eden şairlerin, macerayı aşkı inleyen hesaba gelmez şiirlerinde parıldayan cazibe-i hüsn-ü an bile sade topraklara gömülmeye mahkûm maddi suretin değil, gönüllerde kaynaşan ruhani bir tecellinin cilvesidir. Hüsnü aşk, zahire dikilen bir suret değil, gönülde kaynayan bir mânâdır.

Hayaliyle tesellidir gönül meyli visal etmez

Gönülde özge bir yar olduğun âşık hayal etmez.”

Sevgi, dervişlerin sığındığı muhabbet dağına giden, gönülden devşirilen çiçeklerin süslediği revaklardan geçilen yolun adıdır. Her taşı, sevgiyle ilmek ilmek dokunmuş, her karışı bin bir cefayla işlenmiş,  harcı gözyaşıyla yoğrulmuş, ızdıraplı ama vuslatı iki cihana değer bir güzergâh.

Sevginin düşmanı ihanettir. İhanet, ruh köküne dökülen kezzap gibi sevgi adına, güzellik adına ve erdemlilik adına ne varsa yok edip gider. Zira köpek efendisini bekler, ihanet ise kapıları. O kapı aralandı mı, iblisler sökün eder. İblisler, yani sevgi ve samimiyetin düşmanları.

http://enpolitik.com/kose-yazisi/2522/sevgi-ve-sevgili.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar