“Kayyum Atarız”

           Dereyi görmeden paçaları sıvamak.

        ...

            Siyaset bir bakıma da paça sıvamak işidir... Dereyi tepeyi ille de görmek gerekmez, emaresi varsa paçaları sıvamadığın takdirde sonucuna katlanmakla karşı karşıya kalırsın...

            Burasını anladık.

            ...

            Ülkemiz terörle mücadele konusunda hayli deneyimli bir konuma gelmiştir. PKK terör örgütünün bölgede iyice sıkıştırılması sonucu güneyimizde peyda olan ikinci PKK, PYD şemsiyesi altında ve de sayın (!) müttefikimiz ABD’nin desteğiyle mahalli seçimleri iktidara kaptırmamak telaşındalar. O yüzden aynı paçaları onların da sıvaması normaldir.

            ...

            Cumhurbaşkanının “teröre bulaşanlar kazanırlarsa kayyum tayin ederiz” çıkışı belki de ilk defa duyduğumuz bir açıklamadır. Bu açıklamayı yabana atamayız, geçmişte kazılan çukurların bölge halkına nelere mal olduğu hatırlatılıyor. Zaman geçtikçe hep unuturuz, unutkanız, ama olayın diğer ucunda İslam aleminin ezeli düşmanı İsrail olunca işin rengi değişiyor.

            Bu durumda kurallar bile değişir.

            Devletin şefkati ile tokatı girer devreye...

            ...

            Hey babam... Kimileri halkın seçtiği Cumhurbaşkanı’na yükleniyor, seçilmiş belediye başkanını görevden almayı demokrasi dedikleri naylon sakızın geleneklerinden saymıyorlar.

            Halk madem seçti, sen de görevden alamazsın!

            ....

            Burada biraz duralım.. Bir bakıma, mantık doğru. Hem “hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir” diyeceksin, tabela diye asacaksın, hem de halkın seçtiğini görevden alarak yerine atanmışını koyacaksın. Bence de ya herro ya merro buradan geliyor...

            ...

            Asıl olan terör ve ona bulaşanların hukuki durumudur.

            Paçalar tutuşmadan... Madem bu ülkede idam cezası yok, terörist ne kadar asker polis öldürürse öldürsün, nasıl olsa yakalandığında ömür boyu veya bir kaç yıllığına cezaevlerinde paşalar gibi beslenme, bakım ve onarım garantisi vardır, masrafları da keseden, o halde savaşa devam. Dağlarda postu deldirtmeyene karada ölüm yok!

            ...

             Ama devletimiz de ne yapsın çaresiz. Her ne kadar Sevr’i Lozan’da yırtarak ülkenin bağımsızlık tapusunu almakla övünseler de, gel gelelim idam cezasını çıkarmak gibi bir yetkiye şu ana kadar sahip olamadık. Vesayet izin vermiyor... O zaman demezler mi, bu ne biçim tapu almak, ne biçim bağımsızlık, ne biçim devletsin istediğini yapamıyorsun?

            ...

            Evet, yapamıyoruz amma bazı çevrelere yaranmak adına İslam karşıtlarına methiyeler okur, hiç olmayanı yapmaya da talip oluruz, mesela gider Anıtkabir’de Fatiha okur, laik devleti halimize güldürürüz. İnanın geriye hiçbir şey kalmıyor. Kanal İstanbul’da şaha kalkar, burada komik oluruz.

            ...

            Biz yine de bir kenara not almış olalım... Öyle veya böyle teröre bulaşanlara aday yasağı koyma yerine, seçime dahil edilerek sonuçta görevlerinin ellerinden alınmasını da tartışmadan es geçemeyeceğiz. Öyle ya, bataklıksa önceden kurut ki sivriler türemesin.

            ...

            Madem terörle mücadele o halde baştan alarak siyasi alan temizlemesine girişmenin daha isabetli olacağını düşünürüm. Geçmişinde cinayet sabıkası olanlar bile seçime dahil ediliyor. Halbuki bu mahalli idareler yol geçen hanı değildir, ister belediye başkanlığı olsun, ister meclis üyesi olsun seçileceklerde mesleki kural- kariyer konulduğunda aday olacaklar kendiliğinden azalır.

            Dersin ki, belediyecilik uzmanlık alanı ister, bu işlerde tecrübesi, ehliyeti olmayanlar aday da olmazlar. İşte o zaman pilavın suyu kendiliğinden kesilir, paçaları sıvamaya da gerek kalmaz.

            ...

            Bir hukukçu aklı, işe yaramadığı takdirde iadesi kabulümdür...

           

  

http://enpolitik.com/kose-yazisi/2561/kayyum-atariz.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar