Eğitimde doğru çıkış kütüphanesiz bulunamaz!

Yeni Milli Eğitim Bakanımız Prof. Dr. Ziya Selçuk, seçmen bazında siyasi yelpazenin bütün renklerinden destek gören; adı açıklandığında, toplumun geneli tarafından, “çok isabetli bir tercih” tanımlamasıyla kabul gören kabinedeki belki tek isim.

Eğitimin içinden gelmesi, eğitimci kimliğiyle işin içinde yıllardır bulunuyor olması, Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı olarak görev yapması, başarılı bir okulun kuruculuğu ve benzeri sebeplerle çok geniş bir toplumsal kabul gördü, görüyor Sayın Bakan.

Elbette bu kabulün arkasında, eğitim alanında yıllardır süren problemleri çözebilme noktasında donanımının gücüne olan inanç yatıyor. Onlarca yıldır süren problemleri görerek gelen nitelikli bir eğitimci olarak, eğitimin “1” numaralı koltuğuna oturması, halk arasında büyük bir heyecan yarattı doğal olarak. Büyük bir beklenti oluştuğunu görmemek mümkün değil.

Sayın Bakan da, bu açık beklentiyi gördüğü için, ellerini çabuk tutarak kolları sıvadı ve hızlı bir şekilde çalışmalara başladı. Somut göstergelerinden biri olarak, pek çok meşhur katılımcının yer aldığı bir “bulma konferansı” düzenledi. Yaklaşık bir ay önce…

“Türkiye’de eğitimin temel dinamiklerinin yeniden inşa edileceği hazırlık sürecinin başlangıç aşamasını oluşturan ‘3 Yıllık Program’ın temelleri, 2023’e Doğru Türk Eğitim Sistemi ‘Bulma Konferansıyla atılıyor” şeklinde çekici bir sunuş eşliğinde…

Kimler yoktu ki katılımcılar arasında, eğitimcilerin yanı sıra?

Psikiyatrlar, akademisyenler, edebiyatçılar, gazeteciler, ekonomistler, siyasetçiler (eski bakanlar ve milletvekilleri), iş adamları (taze adıyla, “iş insanları”)… Hatta sendikacılar… Hatta ve hatta ünlü bir futbol teknik direktörü…

Toplantıda ele alınacak yedi başlık/ tema; “Nasıl bir müfredata ihtiyacımız var? Bu müfredatlarda öğrencilere hangi beceriler kazandırılmalıdır?”, “Nasıl bir öğretmen istiyoruz?”, “Kaliteli bir eğitim için nasıl bir okul ortamı oluşturmalıyız?”, “Ülkemizde bölgeler arası eğitim farklarını gidermek için ne tür önlemler alınmalıdır?”, “Öğrenci seçme ve yerleştirme sınavları nasıl olmalıdır?”, “Eğitim sisteminde izleme, değerlendirme, ölçme, denetim, özdenetim mekanizmaları nasıl olmalıdır?” ve “Eğitimimizde kültür, sanat ve spor etkinliklerine nasıl yer vermeliyiz?” şeklinde belirlenmişti.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın internet sitesinde yer alan konuşmasına bakılırsa, Sayın Bakan konuşması kapsamında medyaya da epeyce manşet vermiş. “Eğitimde kıyameti koparmamız lazım”, “Sivri akıllara ihtiyacımız var” ve “Deli gömleklerimizi yakalım” gibi…

Gelin görün ki, ele alınan yedi başlığın ilk dördü doğrudan bilgi, bilgi kaynakları ve kütüphanelerle ilgili olduğu halde, “okul kütüphanesi” isimli, kaliteli/ nitelikli eğitimin “olmazsa olmaz unsuru” pozisyonundaki “yapı taşı” ele alınmamış “bulma konferansı”nda. Açık bilgi kaynakları ve sosyal medya üzerinden edinebildiğim bilgiler itibariyle…

Tabii bu büyük ıskalama, katılımcı tercihleri konusunda da kendisini göstermiş ve ana teması “eğitim” olan konferansa, futbol teknik direktörü ve sendikacı dahi davet edilirken, onlarca yıldan beri gelişmiş ülkeler nezdinde eğitimin vazgeçilmez birimi/ parçası olan kütüphaneler konusunda uzman bir kütüphaneci (akademisyen ve/ya uygulamacı) davet edilememiş.

Söyledik, söyleyegeliyoruz, söylemeye de devam edeceğiz; “Kütüphanesiz okul çatısız eve benzer.

Çatısız bir evde oturmak, ne denli akıllıca ve normal bir davranışsa, kütüphanesiz okullar kurmak ve bu okullardan bilgi okuryazarı, öğrenmeyi öğrenmiş ve okuma alışkanlığı ile bilgi kullanma alışkanlığına sahip bireylerin mezun olabileceğini düşünmek de o kadar akıllıca bir davranış olacaktır.

Sayın Bakan’ın bu evrensel gerçeği en iyi anlayabilecek kişilerden biri olduğuna inancım tamdır.  

Dolayısıyla bu inancımdan hareketle ve dahi kendisinin açık fikirliliğinden cesaretle ifade etmek isterim ki…

Kıyameti koparmaksızın da eğitimde atılım yapılabilir. Bunun için sivri akıllı olmaya da hiç gerek yok doğrusu. En azından, gerçekliği onlarca yıldır evrensel kabul görmüş konularda. Cumhuriyetimizin kuruluş günleriyle birlikte, uzun süre ülkeyi yönetenlerce davet edilen yabancı uzmanların yetmiş seksen sene önce söylediği gerçekleri artık görmek ve gereğini yapmak yetip de artacaktır. Diğer bir ifadeyle, deli gömleklerini çıkararak, kütüphanesiz bir eğitimin mümkün olamayacağını görmek hayatî önemi haiz bir ilk adım olacaktır. Sayın Bakan’ın “artık bulalım” ifadesinden mülhem, “artık görelim”.

Lütfen bu evrensel gerçeği “artık görelim.”

http://enpolitik.com/kose-yazisi/2563/egitimde-dogru-cikis-kutuphanesiz-bulunamaz.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar