“Vay anasını! Gördünüz mü? Papaz Brunson bırakıldı! Ben dememiş miydim?”

1.

Bu başlık bana ait değil.

Aslında bu başlık kimseye ait değil!

Derleme bir başlık bu!

Sosyal medya yazarlarının ağızlarından dökülen sözlerin derlenip toplanıp başlık haline getirilmesi...

Yani...

Sözleri bana ait, müzik sosyal medya yazarlarının...

İyi bir kompozisyon mu, yoksa kötü bir kompozisyon mu gerçekten onu da bilemiyorum...

*

2.

Bu sayfadaki günlük yazılarım dışında değişik sitelerde ve dergilerde çok sayıda yazı yazmama rağmen, Papaz konusunda dişe dokunur hiç yazı yazmamışım; sadece üç kısa paylaşımda papazın adını birer kez olmak üzere, üç kez dile getirmişim:

_ “Papaz Brunson bırakılmadığı için Trump hayal kırıklığına uğramış!

Rabbim Trump’ın hayal kırıklığını artır ve kafa kırıklığına çevir.
FETÖ ile söğüt dalından atlara binip saklambaç oynasınlar.”

_ “Papaz Brunson olayının arkasında İran ambargosu var.

Cowboylar istiyor ki, Türkiye İran’a ambargo uygulasın!”

_ “Domuzsever sığır çobanı deyyuslar, teröre göz açtırmayan Süleyman Soylu'yu ve CİA Ajanı Rahip Brunson'u kendilerine teslim etmeyen Abdülhamit Gül'ü Amerika'ya sokmayacaklarmış.
Bu domuzsever deyyuslar höt dedikleri zaman dördün ayak vaziyetine geçen siyasilerimize alışkın oldukları için, Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarının dik duruşunu kabul edemiyorlar.”

Evet, geçmiş aylarda Papaz Brunson konusunda yazdıklarımın hepsi bu kadar...

*

3.

Gelelim asıl konumuza!

Uluslararası ilişkilerin en temel kuralı:

Gerektiğinde ilişkileri sonuna kadar germek, fakat asla koparmamaktır.

Bir kaç yıldır Amerika ile giriştiğimiz diplomatik kavgada hep bunu yaptık.

İpi sonuna kadar gerdik, ama koparmadık.

Bu ilişki biçimi, kelimenin tam anlamıyla diplomatik bir başarıdır.

Bu bakımdan Papaz Brunson’un bırakılacak şekilde ceza almasında hiçbir gayri tabilik yoktur.

Uluslararası ilişkilerin ikinci kuralı, duygularla değil, akılla hareket etme zorunluluğudur.

Biz sorumluluk sahibi olmayan kişiler olarak duygusal olabiliriz.

Ama devleti yönetenlerin üzerinde öncelikle seksen milyonun, ikinci olarak iki milyara yaklaşan ümmetin sorumluluğu vardır.

Bu bakımdan devleti yönetenler, son noktada yani ipin kopma aşamasında, duygularının değil, akıllarının doğrultusunda hareket etmek zorundadırlar.

Gönülleri istese de, istemese de...

Bu bakımdan uluslararası ilişkilerde sidik yarışı da, tükürük yarışı da yapılmaz.

Esen ters bir rüzgar bizden çıkanları bizim yüzümüze çarpar...

Bu çok utandırıcı olur...

Uluslararası ilişkilerde adil yargılamadan bahsedilemez.

Devletin çıkarları ne gerektiriyorsa o yapılır.

Bunda şaşılacak, ah vah edilecek bir durum yoktur.

Benzer şeyleri, sadece bir cümleyle üstü iyice örtülü olarak McKinsey konusunda da yazdım:

“...uluslararası ilişkilerde liyakate değil çıkara bakılır.
İlişkilerin devamı mutlak gerekliyse, bazı tavizlerle gerekli görülen ilişki sürdürülür.
Yapılan anlaşmalara liyakat açısından değil, böyle bakın.”

Uluslararası ilişkilerde asıl olan savaşmak değil, barışı korumaktır.

Çünkü savaşı başlatmak çok kolay, savaşı durdurmak ise imkansıza yakın zordur.

Ya da şöyle diyelim:

Savaş durduğunda, elimizde kalan sonuç, ancak “ba’del harap Basra/ Basra harap olduktan sonra” sözüyle ifade edilir.

Bu bakımdan devleti yönetenler savaş olacaksa bile bu savaşı olabildiğince geciktirmek zorundadırlar.

*

4.

Konuyu Papaz Brunson özelinde konuşacak olursak:

Şu an ülkemizde siyasi dokunulmazlık zırhına sahip, devletten maaş alan, ellerine kırmızı pasaport verdiğimiz, Papazdan çok daha tehlikeli, çok daha zararlı kişiler var...

Bunların ülkeye verdiği zarar, içimizdeki kurt, koynumuzdaki yılan, şah damarımızdaki akrep olarak sürekli devam ediyor.

Bunlara karşı sürekli kan kaybediyoruz.

Ve bu namertlerin zararının nasıl ve ne zaman giderileceğini de bilemiyoruz.

Papaz Brunson nihayetinde çok iyi yetiştirilmiş, Evanjelist bir CİA ajanı...

CİA’nın elinde bu ajanlardan on binlercesi var...

Ve bilelim ki, iyi yetişmiş bu evanjelist CİA ajanlarının yüzlercesi ülkemizdeki faaliyetlerine bizden biri olarak yıllardır devam ediyorlar...

Nerededirler, nasıldırlar, tam olarak ne yapıyorlar biliyor muyuz?

Maalesef bilemiyoruz...

Hem de hiç bilemiyoruz...

Tıpkı Rabinoğlu FETÖ’nün yıllardır bizden biri olarak faaliyetlerine devam etmesi ve bilemediğimiz gibi...

Hem de bütün mel’unane faaliyetlerini bu milletin alın teriyle kazandıklarından finanse ettiği halde...

Hem de diyanet teşkilatının, dini cemaatlerin, ilahiyatçıların, hacı, hoca, dervişlerin, sokaktaki kelli felli müminlerin gözlerinin içine bakarak...

*

5.

Omuzların çökmesine...

Dillerin lal olmasına...

Karamsarlığa gerek yok...

Bu ülkenin yöneticileri Papaz Brunson konusunda Amerika’ya muhteşem bir ders verdiler.

Yapılanları şöyle bir düşünün!

Dünyanın teknoloji üreten, milli gelirleri ve nüfusları bizden çok daha fazla ülkelerinin dokunulmaz gördükleri Amerika’ya dokunduk...

Hem de iyi dokunduk...

Hem de öyle bir iyi dokunduk ki, bu dokunuşumuz dünyayı cesaretlendirdi...

Bundan böyle, kendi ayağı üzerinde durabilen her ülke gücü ve marifeti ölçüsünde Amerika’ya dokunacak...

Amerika’nın karizması çizildi artık...

Bu çizik geçmez!

Tıpkı Anadolu insanının o muhteşem sözünde ifade edildiği gibi:

 “Kurt kışı geçirir ama, yediği ayazı unutmaz!”

Bundan böyle Amerika yediği ayazı asla unutmayacak ve yanımıza gelirken, kendisine dokunmamamız için, sağına soluna, önüne ardına bakarak gelecek!

Bunu göreceksiniz!

Bu ülkenin yöneticleri...

Sığır Çobanlarına...

Yani Cowboylara...

Yani Domuzseverlere...

Yani Haçlının Tetikçilerine...

Yani hayatlarını ve geleceklerini İsrail’e bağlayan Evanjelist Pisliklere...

Yani Armagedon manyaklarına...

Asla unutamayacakları bir ders verdiler...

O muhteşem halk sözümüzde olduğu gibi, Ameriakn pisliklerine:

“El mi yaman, bey mi yaman” olduğunu gösterdiler...

Sonuç olarak:

Bu ülke kaybetmedi...

Bu ülke Papaz Brunson olayında kazandı...

Trump kafirine dokuz doğurttu...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan  ve arkadaşları Brunson krizini gayet iyi yönettiler...

Kendilerine teşekkür edelim...

Kendilerini duygusallığa kapılmadan ikaz edelim...

Kendilerine dua edelim...

Uluslararası ilişkilerde kendilerinin yanlarında duralım...

Ve bu duruşlarımızı belli edelim...

Yeise gerek yok!

Allah cc bu milletin de...

Bu ülkenin de...

İslamın son ordusunun da yar ve yardımcısıdır.

http://enpolitik.com/kose-yazisi/2571/vay-anasini-gordunuz-mu-papaz-brunson-birakildi-ben-dememis-miydim.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar