Bahattin Karakoç…

Bahattin Karakoç’un şiirini önce Hareket dergisinde okudum; sonra zaten o şiirleri Seyran adıyla Hareket yayınlarından yayımlandı. Biz o yıllarda (1970’ler) tanımıştık kendisini ama 1962’de Mevsimler ve Ötesi adlı kitabı çıkmış. Biz onu görmemiştik.

Şiirleri biraz Yunus, biraz Karacaoğlan idi ama daha çok kendisi idi. Henüz lise öğrencisi iken, Seyran’a aldığı şiirleri, geleneğin izini yoğun bir şekilde taşıyordu ama sadece gelenek de değildi. Yani mistik tavrı Yunus Emre çağını anlatmıyor; Karacaoğlan tavrı 17. Yüzyıl tekrarı yapmıyordu.

Gelenek şiiri gibi idi ama gelenek kopyası değildi; modern şiirdi ama gelenekle hall ü hamur olmuş bir modernlikti şiirlerinde görülen. Geleneksel yedili ve sekizli hece ile yazılan şiirleri de vardı, serbet tarzda şiirleri de. Geleneğe yaslanan şiirlerde ritmi hazır malzemeden kullanırken, serbest şiirde ritm ve âhengi kendisi doğuruyordu.

Bahattin Karakoç, şiirlerindeki yapı ve muhteva ile 1970’lerde henüz adı konmamış olsa da bir “post-modern” şairdir. Çünkü onun şiirine ne sadece “geleneksel” ve ne de sadece “modern” demek mümkündür. O Yapı, şekil ve muhtevada zamanının değil, daha sonraki çağların bir şairi gibidir.

Bizim kuşak herhalde bu temel farklılık yüzünden okudu Bahattin Karakoç’u…

Bizler o yıllarda Arif Nihat Asya, Necip Fazıl ve Atsız şiirleriyle muhayyilemizi zenginleştirip fikrî beslenmelerimizi tedarik ediyorduk. Bahattin Karakoç, bu şairlerden çok farklı biriydi. Bir kere şiirleri yüksek ses, yani slogan şiirleri değil, sükûnetle okunacak şiirlerdi. Bizim gibi yüksek ses kuşağı için bu çok esaslı bir farklılıktı.

Seyran’daki şu mısralar, o yıllarda lise veya üniversite talebesi için yeni bir soluktu:

                                                                  Nasıl yele yele gitmem

                                                           Bir gönül beni ansın da?

                                                           Yüreğimi gül suyuyla

                                                           Yudum turnaların dansında

                                                                                   Ben bu aşkta kışlamadan

                                                                                   Yüreğimi yiğit saydım

Bahattin Karakoç, bizim kuşağın romantik dokusunu belirleyen şairlerden biridir. Şiirleri Nurettin Topçu ekolünün dergi ve yayınevlerinde çıksa da onu nitelikli bir şekilde okuyan kitle ülkücülerdir. Bu yüzden Karakoç’u, ülkücülerin nitelikli şiir vadisinde bir kilometre taşı olarak görmek lazımdır. Karakoç, şiiri hamasetten iç derinliğe aktaran bir şairdir.   İmge kurgulamasında farklılık, şiirin yapısında özgünlük (yedekli koşma), kelime ve imge dünyasında zaman zaman sivriliklere varan tasarruf. (Şiirde, iltihap, dekovil, ozon, jilet, domino gibi kelimeleri kullanır.)

Hadi itiraf edelim… Bizim kuşak şiirde hamaset kapısından çıkmayı Bahattin Karakoç ile öğrendi. (Yetik Ozan da bu konuda etkilidir ama o zaman zaman hamaset estetiği de yapmıştır şiirlerinde.) Romantizm kapısını bizim kuşaklara aralayan odur. Ankara Yüksek Öğretmenli günlerde rahmetli Hüsamettin Arslan’ın “Hani muzlar salkım salkımdı Babil bahçelerinde” deyişi…

Lo, Lo, dur, gitme, dinle

Çağdaşım seninle

diye şiirini bitirişi…

Yüksek Öğretmen akşamlarında Cemal Kurnaz, Yağmur Tunalı, Ayhan Pala, Hüsamettin Arslan, Nezihi Turan, Ercan Çalışkan, Behcet Kemal Gürsoy ile şiir ve hikâye okumalar ve mutlaka Bahattin Karakoç’tan da okunan şiirler. (O akşamların diğer “Bahaeddin”i, Bahaeddin Özkişi idi…  Ve tabii ki Göç Zamanı’ndaki hikâyeler….)

Bahattin Karakoç, ironik şiirler de söylerdi. Mesela İskeletler şiiri:

                                               Diskotek çiçekleri

                                               Gök zeytinden kadınlar

                                               Torbayla kemik-deri

                                               Durmadan sallanırlar

                                                                       Bomboştur gönülleri

Gene lafı slogana getireceğim ama kusura bakmayın. Bahattin Karakoç “cilalı slogan çağı”nda aklı ve güzelliği önceleyen bir yerli idi.  Böyle olunca biz de onun bu fısıltı şiirlerini içer gibi okurduk. İşte bunlardan biri, “Sen nerdesin” şiiridir:

                                               Zaman bir kutsal tabaka

                                               Aşkı, umudu doldurdum…

                                               Gözlerine baka baka

                                               Her gelenden seni sordum

                                                                       Kaç bahar bekledim seni.

                                               Gün batarken bıçak bıçak

                                               Ben’de oğul verir ahlar

                                               Sana at sürerim kaçak

                                               Müzemde eski silahlar

                                                                      Kaç bahar bekledim seni.

                                              

                                               Değiştikçe müzik, mevsim

                                               Tüm muştular yalan çıktı.

                                               İmza imza, resim resim

                                               Yollarım sana çıktı.

                                                                       Kaç bahar bekledim seni

                                               Dost, havana çarpılmışım;

                                               İstersen bin dalımı kır

                                               Düşsüz koyma, ben kül-hışım

                                               Aramızda kalsın bu sır

                                                                       Kaç bahar bekledim seni

İşte bu şiir, bu ses, bu nefes 16 Ekim günü sustu ve ebedî sesin yanına ebediyen susmaya gitti. Allah rahmet eylesin. Mekânı cennet olsun. Biz ondan razı idik; Allah da ondan razı olsun.

                                                                                                                     

                                              

http://enpolitik.com/kose-yazisi/2579/bahattin-karakoc.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar