Şehadetinin 22. yıldönümünde Abdullah Çatlı’yı anlamak


“Onun nasıl anlaşıldığı, nasıl anlatıldığı önemli değil. Biz Abdullah'ı helal süt emmiş temiz Anadolu çocuğu olarak tanıdık.” (Muhsin Yazıcıoğlu)

Derin milletin evladı olan Abdullah Çatlı’yı vefatının yirmi ikinci yıldönümünde minnetle anıyor, ruhu şâd ve mekânı cennet olsun diyorum.

Aziz milletimiz, Abdullah Çatlı’yı 3 Kasım 1996’da Susurluk’ta meydana gelen bir kazayla tanımış ve aşina olmuştu. Hâlbuki biz onu 25 Mayıs 1978'te Ülkücü Gençlik Derneği Genel Başkanı olmadan önce cennet mekân Muhsin Başkan’ın Ülkü Ocakları Genel Başkanı olduğu zaman onun yanında başkan yardımcısı olarak görev aldığında tanımıştık. Susurluk kazası da Alpaslan Türkeş ile Muhsin Yazıcıoğlu’nun akıbetiyle aynı olup bir suikast olarak değerlendirilmelidir. Çünkü Abdullah Çatlı, terör örgütü Asala’yı bitirdikten sonra onun yerini alan PKK’yı bitirmek için yola revan olmuştu.

Yaptıklarını isteyerek değil yapmak zorunda olduğu için yapan Abdullah Çatlı’yı bugünün ülkücü gençliği bir kahraman olarak bilmeli ama onu dönemin şartları içinde değerlendirmelidir.  Çatlı’nın değişik sahalarda yaptığı mücadeleyi günümüzde ilmî sahada, kültürde, sanatta vs. icra etmelidir.

ÜLKÜCÜLERİN İDAMLARINI ÇATLI DURDURDU

Bir gazeteci olarak Konya’da dinlediğim Zeki Çatlı, ağabeyi Abdullah Çatlı’yı anlatırken “Asala’yı abim Marsilya Operasyonu’yla bitirdi. PKK’yı bitirmek için kolları sıvayan vatansever Çatlı’ya, Susurluk’ta CIA ve MOSSAD işbirliğiyle suikast düzenlendi” demişti.

27 Nisan 1956 doğumlu olan Abdullah Çatlı’yı anlamak adına Zeki Çatlı’yı dinlemek gerekir:

“Korumacı bir yapısı vardı. Vatanseverlikten hiç taviz vermedi.  ‘Reis’lik unvanı da mahkeme kayıtlarında “Büyük Reis” diye tescilliydi. Anadolu’nun temiz, yiğit ve yağız delikanlısı idi. Ketumdu. Bana “iki kişinin bildiği sır değildir” derdi. Ketumluk en büyük özelliğiydi, geveze değildi ve geveze olanları da yanında tutmazdı. Zaafı olanı hiç sevmez ve kendisinden de uzak tutardı. Parayı hiç sevmezdi. Parayı seveni de sevmez ve yanında tutmaz, gönderirdi. Kendi sıfır (0) zaaf yaşayan insandı. Önemli bir diğer özelliği de çok vefalı olmasıydı. Kendisi için bir şey istemez, devamla arkadaşlarını korur ve kollardı. Asala operasyonunu da, kendisi kırmızı bültenle aranmasına rağmen kendisi için bir şey istemeyerek Türkeş’in cezaevinden salıverilmesi ve ülkücülerin idamlarının durdurulması şartıyla kabul etmişti.”

ASALA NASIL ORTADAN KALDIRILDI

Bilindiği üzere Asala tarafından, 1973’lü yıllardan başlamak kaydıyla 1983’e kadar yurtdışında şimdiye kadar 42 Türk Büyükelçi ile diplomatımız şehit edilmişti. Bunun üzerine devletin, milli refleksi harekete geçirilerek Asala’yı bitirmek üzere Abdullah Çatlı’ya görev verildiğini kaydeden Zeki Çatlı, bakın bu konuda bizlere neler söylüyor:

“Abim bu teklifi, o zaman cezaevinde bulunan Alpaslan Türkeş’in salıverilmesi, ülkücülerin idamlarının durdurulması şartıyla kabul etmişti.

Operasyonun adı; Marsilya Operasyonu idi.

Bu operasyonu yürüten ekibin başındaki kişinin Kod Adı: Ufuk = Abdullah Çatlı.

Fransa’nın Marsilya şehrinde 5 bin Ermeni’nin yaşadığı ve KİN ANITI’nın bulunduğu bir meydan vardı. İlk operasyon Marsilya’daki 1915 olaylarından dolayı Türkiye’yi kınayan Kin Anıtı’nı bombalayarak başladı. Mete Bey’in yönetiminde gerçekleştirildi bütün bu eylemler. Mete Bey, anılarında; “Abdullah Çatlı çok gözü kara birisiydi” diyor. Daha sonra Asala’nın Fransa’daki büroları bombalandı, para muslukları kesildi. İleri gelenleri vuruldu ve en son olarak da liderleri ve beyni olan Ara Toranyan, Fransa sokaklarında tabancayla vurularak öldürüldü. Ermenistan devleti ve Fransa tarafından korunan ve kollanan Asala örgütü bitirildi.”

SUSURLUK KAZA DEĞİL SUİKAST

Susurluk kazasıyla ilgili olarak önemli açıklamalar da yapan Zeki Çatlı, 6,5 yıl cezaevinde yatan ve Fransa’da 4,5 yıl tutuklu kalan abisinin 1990’ın Nisan’ında Türkiye’ye geldikten sonra 1994’den itibaren PKK’yla mücadeleye başladığını da söylemişti.

Çatlı’nın şahsı için kimseyi öldürmediğini belirten Zeki Çatlı, “Abim PKK ile mücadele ederken bildiğiniz gibi Susurluk’ta bir kaza meydana geldi. PKK’ya finans sağlayan eroin satıp silah alan kelli felli adamları devre dışı bırakıyorlar. APO’ya ulaşacakları sırada CIA-MOSSAD işbirliğiyle kendisine suikast yapıldı”ğını ifade etmişti.

Refahyol koalisyon Hükümetinin kurulmasında abisinin de dahli olduğunu kaydeden Çatlı, Türkeş, Yazıcıoğlu ve Çatlı’nın kaderlerinin aynı olduğuna dikkati çekerek sözlerine son vermişti.

HELÂL SÜT EMMİŞ ANADOLU DELİKANLISI İDİ

Kendi nefsiyle cihadın yanı sıra Türkiye’ye yönelik saldırılarla da devleti, vatanı ve arkadaşlarını kurtarmak adına canını, malını ve bütün imkânlarını seferber ederek cihad eden Abdullah Çatlı’yı, vefatının 22. yıldönümünde rahmetle yâd ediyoruz.

Yazıya son noktayı, cennet mekân Muhsin Yazıcıoğlu’nun Abdullah Çatlı’nın mezarının başında dile getirdiği şu sözlerle koyuyoruz:

“Onun nasıl anlaşıldığı, nasıl anlatıldığı önemli değil. Biz Abdullah'ı helal süt emmiş temiz Anadolu çocuğu olarak tanıdık. Harama helale riayet eden bir Türk Milliyetçisi idi. Ülkesini seviyordu. Milletinin değerlerine bağlı inançlı bir vatan evladıydı. ”

http://enpolitik.com/kose-yazisi/2630/sehadetinin-22-yildonumunde-abdullah-catliyi-anlamak.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar