Göç, Avrupa ve protestolar

Göç ve mülteciler dünya gündemindeki yerini korumaya devam ediyor. Bir çok ülkede toplantılar, gösteriler yapılıyor. Önlemler alınıyor. Politikalar üretiliyor. 2018 verilerine göre dünyada 244 milyon insan uluslararası göçmen statüsünde. Bütün bunlar bize göç ve mülteci sorununun insanlığın geleceğini çok yakından ilgilendirdiğini gösteriyor. Göç ve mülteciler konusunda uzun soluklu çalışmalar yapan organlardan birisi de hiç şüphesiz kısa adı GFMD olan ‘Küresel Göç ve Kalkınma Forumu’dur.

Birleşmiş Milletler nezdinde 2007 yılından itibaren yapılan Küresel Göç ve Kalkınma Forumu (GFMD) bu yıl Aralık ayında Fas’ta yapılacak. 4-11 Aralık tarihleri arasında Marakeş’te gerçekleşecek toplantı üç bölüm halinde olacak. ‘Hükümetlerarası konferans’, ‘sivil toplum günleri’ ve ‘küresel aktivistler’ toplantılarına tüm dünyadan katılım sağlanıyor.

Marakeş’e katılacak Hollanda delegasyonu, hafta içinde Amsterdam’da bir hazırlık toplantısı yaptı. Sürdürülebilir kalkınma ve göç olayının kamu ve siyaset nezdinde daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunmayı amaçlayan toplantıda Hollanda hükümetinin göç politikası ele alındı. Hollanda’da göç politikasının farklı bakanlıklar (İçişleri, Adalet ve Güvenlik, Sosyal İşler Bakanlığı, Eğitim Bakanlığı) arasında koordineli bir şekilde uygulandığına dikkat çekildi. III. Rutte Hükümetinin bir göç politikaları sözleşmesi yaptığının altının çizildiği toplantıda, göç politikasında entegrasyon ve katılımın hedeflendiği belirtildi. Daha az kaçak göçmenin ülkeye girmesi, geri dönüşü kolaylaştırmak ve Avrupa Birliği göç politikalarıyla dayanışma içinde olmak da göç politikasının hedefleri arasında. Ayrıca, düzenli göçü geliştirmek ve iyi yönetmek, eğitim ve çalışma alanları ve mesken sorunlarının çözümü de göç sürecinin bir parçası. Mültecilerin haklarını korumak ve var olan haklardan yararlandırmak, düzensiz göçü önlemek politikanın maddeleri arasında.

Dünya ve Avrupa göç ve mülteciler meseleleriyle uğraşırken, uygulanan göç politikalarından memnun olmayanlarda vardı. Avrupa’nın göç politikalarını protesto ediliyordu. Örneğin geçen hafta sonu, Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı önünde toplanan protestocular, Avrupa’nın göç ve mülteci politikalarını telin ettiler. Gösteri 3 Kasım tarihinde ‘Faşizm Karşıtı Eylem’ örgütü tarafından organize edildi. Ülkesel düzeyde organize edilen gösteride açılan pankartlardaki ifadeler oldukça anlamlıydı. Mülteciler ve çocuklarının da yer aldığı gösteride “illegal insan yoktur” sloganı dikkat çekti.

Diğer taraftan bir başka gösteri de Amsterdam Dam meydanında yapıldı. Gösteri Hollanda’da yaşayan Filistinlilerin üst kuruluşu olan PGNL tarafından organize edildi. Gösteri, İsrail’in kurulmasını sağlayan “Balfour Deklarasyonu”nun 101. yılı nedeniyle düzenlendi. Dam meydanındaki gösteri, elinde İsrail bayrağı olan bir Hollandalı tarafından provake edilmek istendi. Polis’in müdahalesi ve Filistinli göstericilerin soğukkanlılığıyla provokatör amacına ulaşamadı.

Bir başka gösteri de önümüzdeki hafta sonu yine Amsterdam DAM Meydanında yapılacak. FNV sendikası tarafından organize edilen bu gösteri ise, daha sosyal bir Hollanda için. Yapılan açıklamada şu cümleler yer alıyor: “Artık protesto vakti. Zira, insanlar zor kötek geçiniyorlar. Yüksek iş baskısı, zayıf çalışma koşulları, gelir belirsizliği. Adaletsiz dağılım. Bunlara dur demek gerekiyor. Bu gelişmeleri geri döndürmeliyiz. Bu düzenin alternatifi daha sosyal bir Hollanda’dır.” Ekonomik büyüme her kesime yansımalıdır sloganıyla 10 Kasım tarihinde Amsterdam Dam Meydanında buluşalım diyor.

Evet, Hollanda’ya geldiğimiz ilk yıllarda bu ve benzeri gösterilere çok şahit olmuştuk. Sokaklar ve meydanlar binlerce, onbinlerce göstericiye şahitlik etmişti. “Rusya’nın Afganistan”ı işgali”nde onbinler Amsterdam Museum Plein’de toplanmıştı. “Nükleer silahlar karşıtı” onbinler Den Haag Malieveld meydanını doldurmuştu. Ve Hollanda Türk tarihine belki bir dönüm noktası olarak geçecek “Türkiyem Yanındayız” yürüşünde Den Haag sokakları yüzbin Türk’e şahitlik etmişti. Bulgaristan’daki soydaşlarımıza yapılan zulmü protesto yürüyüşleri yine ayrı bir eylemdi. “Katil Jivkov” sloganı hala kulaklarımda yankılanıyor..

Her ne kadar, o yıllarda solcular kadar her ay bir gösteriye katılmış olmasak da, gençliğinde çeşitli protesto ve gösterilere şahitlik eden birisi olarak, o eski ve hareketli günleri ne kadar özlemişiz.


http://enpolitik.com/kose-yazisi/2644/goc-avrupa-ve-protestolar.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar