Saltanatları çatırdadığı zaman

Büyük, küçük, önemli önemsiz, etkili etkisiz, zarar fayda, yüklenen anlama göre değişir. Bir şeyin önemi işlevine de bağlıdır. Kalbimiz hayati önemdedir. Küçük bir noktada tıkanan damar, bünyenin ölümüne sebep olabilir. Atfedilen önem anlama, algıya, amaca göre değişir. Her yerde her şeyde; tabiatta, siyasette, sanatta, ekonomide bu böyledir.

Bazen bir küçük ayrıntıdaki ihmal veya eksik büyük facialara, kaosa, çöküntüye yol açabilir. Tersi de olur; ayrıntı gibi gözüken bir noktayı öyle yakalarsınız ki bütün kontrolü ele geçirirsiniz. Çünkü tuttuğunuz can damarıdır, şah damardır. Özellikle sizi zora sokmayı hatta imha etmeyi amaçlayan kumpaslara karşı öyle bir noktadan stratejik bir hamle yaparsınız ki, kumpas kuranlar çıkan sonuç altında ezilir, dağılırlar. Cemal Kaşıkçı cinayeti ile Türkiye’ye kurulan komploya karşı yapılan hamle, tam da böyle bir stratejik hamledir.

Alçakça, adice, canice bir saldırı, akıllıca, istihbarat bilgilerini diplomasiyle son derece destekli kullanarak boşa çıkarılmıştır. Büyük bir oyunun küçük figüranları suçüstü yakalanmış, deşifre edilmiştir. Şimdi S. Arabistan’ından, BAE’ye, İsrail’den ABD’ye kadar şu ya da bu şekilde, şu ya da bu aşamasında cinayete bulaşmış olanlar, bizi düşürmek için çabaladıkları kuyudan çıkmak için çırpınıp duruyorlar. Yalanlar, gizlemeler, suçlamalar, aymazlıklar, yeni ihanetler, oyunlar, kumpaslar, kıvırmalar para etmiyor, etmeyecek.

Kendi haydutluk alanlarında işledikleri bütün kirli, kanlı cürüm ve cinayetleri yanlarına kâr kalanlar, alçak tertiplerini Türkiye’de de sürdüreceklerini sandılar. Tutmadı, olmadı. Düzen bozuldu. Cinayetin faillerinin Mekke ve Medine’nin, Mescid-i Haram’ın hadimi olması gereken kişiler olması, acımızı, üzüntümüzü, öfkemizi ikiye katlamıştır. Hele Hazreti Peygamberin ayak izlerinin olduğu topraklarda yaşayanların, tevhidin ve adaletin bayrağını taşıyarak bütün müminlerle beraber, mazlumların yanında olması gerekirken, kâfir ve zorbalarla Müslümanlara karşı en vicdansız tertiplerin, saldırıların ortağı olmaları, bizi derinden düşündürmüş, yaralamıştır.

Arkalarındaki Siyonist kâfirlere dayanarak Müslüman kanı döktüler, döküyorlar. Bunlar bu açık zulmü Filistin’de, Gazze’de, Suriye’de, Mısır’da, Yemende, Arakan’da yaptılar, yapmaya devam ediyorlar. Ümmetin imkânlarını, haysiyetleri ayaklar altına alınmış olarak Siyonist emperyalistlere peşkeş çekiyorlar. Müslümanların parasını onlara milyar dolarlar olarak haraç veriyorlar. Bu tarafta ise Müslümanlar, kâfirlerin bombaları, kurşunları ile kitlesel kıyım ve yıkıma uğruyor. Bu mudur sizin Müslümanlığınız? İnsanlığınız, adamlığınız, adaletiniz bu mudur?

Güç zehirlenmesi yaşayan Siyonistlerin dengesiz adamı ile birlikte üç beş işbirlikçi olarak küre maketine birlikte el korlarken, aslında dünya ve bölge egemenliği yemini etmişlerdi. Bu düzende bizimkilere görev olarak elbette alçak bir ihanet verilmişti. Anlaşılıyor ki bu ihanet alanı içinde Türkiye de vardı. Ancak Türkiye ihanet çemberini şimdilik kırdı. Kaşıkçı cinayetinin izini sürerek de onlara küresel ölçekte bir darbe vurdu. Bilindiği gibi önceleri kılıfına uyduracaklarını, geçiştireceklerini, gündemi değiştireceklerini sandılar. Savsakladılar. Hatta Türkiye’yi suçlayıcı beyanlar verenler bile oldu. Ne ki, Türkiye son derece açık, esaslı belgeler elde etmişti. Bunlardan ucundan ucundan CIA başkanını, değişik ülkelerin ilgili birimlerini, başkan ve siyasi iradelerini haberdar etti. Öyle ki, bu cinayet emrini Muhammet bin Selman’ın verdiği neredeyse kesinleşti. Zaten bu yüzünde nur olmayan, satıhsız adamın suratındaki sırıtış, bir suçluluk daha doğrusu suçüstü yakalanmışlık kompleksini gizleyemiyor. Pabuç pahalıya mal oldu. İşin ucu başta Trump olmak üzere başkalarına da uzuyor. İpler Türkiye’nin elinde ve kaçış yok, çıkış yok.

Türkiye’yi bir çıkmaza hapsetmek isteyenler çıkışsız bir noktada çaresiz durumdalar. Türkiye sadece diğer ülkeleri değil, BM’yi de harekete geçirerek uluslararası bir yargılamanın yolunu açmaya çalışıyor. Siyasi irade bunu kabul etmek zorunda kalacak. Değilse olayı gizlemek, üstünü örtmek isteyenler daha kötü durumlarla karşılaşacaklar. Tokat üstüne tokat yiyecekler. 

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet, Cemal Kaşıkçı'nın 'feci şekilde' öldürülmesinden kimin sorumlu olduğunun belirlenmesi için uluslararası soruşturmaya ihtiyaç olduğu açıklamasını yaptı. ABD'de Cumhuriyetçilerin önemli isimlerinden Florida Senatörü Rubio ise daha net bir açıklama yaptı: 'Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın Cemal Kaşıkçı cinayetinden haberdar ve bu işin içinde olduğu sonucuna ulaşmak için fazlasıyla şey biliyoruz.' Kimse kuşku duymasın ki, fazlasıyla bilinen bu şeyler, tahmin edilemeyecek açıklıkta ses kayıtları, yazışmalar falandır.

Onlarda bu kanaat ve talebi oluşturan belge ve bilgileri elbette Türkiye verdi. Ve Erdoğan bu işin asla peşini bırakmayacağını söyledi. Türkiye, hiçbir kolunu hareket ettiremeyecek bir yerinden yakaladı. Dedik ya, bazen bir nokta hadisenin seyrini bütünüyle değiştirir. Bütün dünya gelişmeleri izliyor. Maskeler yırtılıyor. Müslüman coğrafya herkesin gerçek yüzünü görüyor.

Artık herkes Türkiye’yi merkeze alarak kurulan tezgâhların boşa çıkacağını biliyor. Saltanatları çatırdadığı zaman daha iyi bilecekler.

http://enpolitik.com/kose-yazisi/2691/saltanatlari-catirdadigi-zaman.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar