Her tür müziği içine aldığınızda, Halk Müzikleri Festivali olur mu?

Birinci Halk Müzikleri Festivali açılışı, 01 Aralık 2018 günü, çok az sayıda katılımla gerçekleştirildi. Cumhurbaşkanlığı himayelerinde olmasına rağmen; bir köşe yazarı, basın mensubu yoktu. Çünkü, CB yurt dışındaydı, bizdeki sanat-kültür anlayışı protokole göre sınırlı! Yazık! Siteler, gazeteler DHA ve AA’dan alıntı yaptılar. Festivalin organizesini -Y.B. Sanat Merkezi adına- yapan Yavuz Bingöl,  İl Kültür ve Turizm Müdürü, Kültür A.Ş. Genel Müdürü, eski Bakan Egemen Bağış konuşmalar yaptı. Sn. E. Bağış, bunun ilk festival olduğunu söyledi. Oysa, kendisi uzun yıllardır İstanbul MV ve Bakanlık yapmıştı. 25 yıldır yaptığımız İstanbul Türk Müziği Festivali’ni görmezden geldi, ya da hatırlamadı. Bu festivalin yükünü İBB ve İBB Kültür A.Ş. yüklenmiş gözüküyordu. CB Himayesi olunca 12 sponsor kuruluş katkıda bulunmuş. “Hayırlısı olsun” demiştik,  amacına ulaşsın istiyorduk. Sonucu yazımızın sonunda verdik…

25 yıldır, alanında “özgün” ve “tek”, Türk müziği festivali” olarak kabul edilen, “İstanbul Türk Müziği Festivali”ni düzenleyen bir kişi olarak bazı noktaları belirtmem gerekiyor.

Festival programında, üç oturumda THM panelleri gerçekleştirildi.

Ben bu konularda çok yazdım; http://www.musikidergisi.com/haber-4081-kurultay_sempozyum_kongre_panel_nedir...html

Daha sonra da, bir kere daha konuyu açtım. Sayılardan çok paylaşıldığını gördüm.  http://goktanay.blogspot.com/2017/11/sempozyum-panel-calstayn-farkn-bilmeyen.html

Eeee, sonuç? Kimse üzerine alınmıyor, düzeltme gereği görmüyor. Oysa, “akademi; yeniliği, gelişmeyi,  doğruyu, etikliği ön plana alır” diye öğretmişlerdi. Demek ki, bu da erozyona uğramış!

Bizim ülkemizde, bu yazıyı/yazıları okuyan bana kızıyordur, ya “neden karıştırıyor?”, ya da “çok biliyor!” diye. Oysa, çok bilmiyorum; araştırıyor, okuyor, gelişmiş üniversitelerdeki uygulamaları ile karşılaştırıyorum. “Böyle gelmiş, böyle gider, boşver” söyleminden rahatsızlık duyuyorum. “Yaptıklarımla, derslerimle, anlattıklarımla, bildirilerimle” bir yerde “içerdeyim”; “üretimlerimle, İstanbul Türk Müziği Festivalimle, makalelerimle, yazılarımla” bir yerde “dışardayım” Bu da bana, daha tarafsız olmamı sağlıyor…

 Çünkü Ziya Paşa (1825-1880) demiş;  “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde”

Kurumsallaşmanın gereğine, ülkemizin eğitimin kurtuluşunda;  “kurumsallaşmanın”  tek çare olduğunu söylüyorum. Bir kez daha belirtiyorum, kişilerle ilgim/sorunum yok!

Panel; “bir konuşmacı topluluğunun katılmasıyla, genellikle bir bilimsel, toplumsal ya da siyasal konuyu, dinleyiciler önünde tartışmak amacıyla düzenlenen tartışmalı toplantı.” demektir.

Festival içinde yer alan panel konu başlığı THM ama, THM’nin o kadar konusu/yan kolu var ki… Zaten, programdaki başlıklar bunu gösteriyor.

“Panelistler” diyemiyorum, çünkü; “panel” değil, “sempozyum” olmuş.

Neden mi?

Konulara bakalım;

a/ “Yaratım, aktarım ve temsil”,

b/ “THM eğitimi”,

c/ “İcrada pozisyon ve yeni bir model önerisi”,

d/ “İletişimde halk müzikleri”,

e/ “THM’de çokseslilik çalışmaları”,

f/ “Müzik teknolojilerinin yaşantıya etkileri”,

g/ “Teke yöresi halk ezgileri”,

h/ “Çanakkale halk ezgileri”,

ı/ “Bir imkan olarak halk müzikleri”,

j/ “Ezgilerin notasyonu”

k/ “THM’de oyun havaları”,

l/ “THM’de makamsal yapı”

m/ “THM ve müzik eğitimi”,

n/ “Kars aşıklık geleneği”,

o/ “Erzincan THM”,

p/ “Kadın aşıklar”,

r/ “Aşıklık geleneği”

“Çağrılı konuşmacıların” hepsi arkadaşım/dostum ve alanımızın değerli akademisyenleri.

Sundukları bildiriler; önemlidir, çalışılmıştır, alanımıza katkıdır, ama -panel ise; dinleyici önünde tartışma yapacakları “tek konu” yoktur.

Mesela, panel;

“THM’de makamsal yapı, çokseslilik ve akademik eğitim”,

“THM’de aşıklık geleneği, iletişim, THM-toplum ilişkisi”,

“THM’de yeni arayışlar/modeller” başlığında toplansaydı, konular bir araya getirilmiş ve bir nebze tartışma konusu açılmış olurdu.

Zaten, “panel”de; tartışma olmamış, sadece  sunumlar yapılmıştır ve maalesef çok az  izleyici ile!...

Sonuçta ne oldu? diye sorduk;

1/ Konserler de, çok az bir seyirci ile -bazı popüler isimler hariç- yapılmış.

2/ İletişim ve bilgilendirme eksikleri yüzünden; kimin, nerde, ne zaman etkinlikte olduğundan seyircinin haberi olmamış?

3/ İsminin “Halk Müzikleri Festivali” olmasına rağmen, başka ezgileri/türleri seslendirenlerin (Aykut Aslan, Oğuz Aksaç, Nahide Babashlı, Taksim Trio, Erdinç Aksaç), davetli yabancı sanatçılara göre çok zayıf kişilerin  (Fadime Satılmış, Ayfer Vardar, Ünal Zorer, 5 Quartet ),  programda yer almaları ile denge korunmamış.

4/ Festivalin en zayıf noktası olan üniversiteler konserlerinde, ücretsiz olmasına rağmen, organizasyon hatalarından olsa gerek, izleme oranı çok düşük olmuş. Mesela İTÜ TMDK’da 15.00 de N. Tüfekçi anma konseri yapılırken, bir üst binada “E. Parlak,S.Kardeş,O.M.Öztürk,S.Ayyıldız” konseri yapılmış.

4/ Yabancı sanatçılara olan ilgi, burada da kendini göstermiş ve CRR’deki; Aziza Mustafa Zadah, Homayoun Shajarian, HONA Korea Music Ensemble, Apolas Lermi, Paco Peña Konserleri dolu bir izleyiciye hitap etmiş.

5/ THM eğitimin merkezi olan ve birçok sanatçı yetiştiren İTÜ TMDK’nın, sadece salon desteği için kullanılması ve bir THM konserine bile yer verilmemesi, olmamış.

6/ Festival bütçesinin ne kadar olduğunu bilmiyoruz, ama keşke bu işte çok başarılı olan İBB CRR Konser Salonu, aracı olmadan bu işi yapsaymış, daha başarılı olurmuş.

Çünkü, Yavuz Bingöl’ün MEB ile yaptığı protokolden duyulan  tepkiler basında yer almışken, ikinci defa büyük bütçeli böyle bir programa destek verilmesi, festivalin müzikal içeriğinin Yavuz Bingöl Sanat Merkezi tarafından yapılması, tepki çekmiş olabilir…Kısaca, 2.cisi olacaksa, hatalardan ders alınmalı…

http://enpolitik.com/kose-yazisi/2706/her-tur-muzigi-icine-aldiginizda-halk-muzikleri-festivali-olur-mu.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar