Böyle bir Türkiye istememiştik

Siyasetin hataları eskiden  o hataları yapanlara fatura edilirdi. Bugün çok farklı bir noktadayız, fatura artık o yanlışları yapanlara değil, o siyaset ne adına yapılıyorsa fatura da ona kesiliyor.

AK parti yıllardır -İslamcılık- üzerinden siyaset yapıyor. Bir şeyin siyasetini yapmak o şeyin ahlakına bürünmekten çok farklı bir şey. Son yıllarda yapılan uygulamalara bakarak bunu kesin bir şekilde söyleyebiliriz. Bu tarz bir siyasetin başka hiç bir şeyle mukayese edilemeyecek sorumlulukları var. Çünkü İslam adına siyaset, yapılan yanlışları da İslam'a mal etme riski taşır. Nitekim giderek artan dinden soğuma ve deizm yönelişlerinin arkasında bu gerçek yatıyor.

Aslında Peygamberimizin dışında İslami bir siyasete gösterilebilecek bir örnek yok, derece derece raşit halifeler bilhassa Hz. Ebubekir ile Hz. Ömer bu temsil çizgisine yaklaşmışlardır. İslam bir ahlak dinidir esasen siyasetin zaruretleri ise çok farklıdır. Siyasetin zorunlulukları ile İslam'ın rahmet ve adalet çizgisi asla yan yana getirilemez.

Her çağda dinin itibarı bütün itibarların önünde olmuştur. Onun için de muhteris siyasetçiler İslam'ın  bu itibarından yararlanmak istemişlerdir. Lakin çoğu zaman siyaset dinin söylediklerinin tam tersini yapmıştır.  En tehlikeli olan da ahlaken Müslümanlaşamayanların, Müslümanlık adına siyaset yapmalarıdır. Bu tip bir siyasetin adı İslam'da olsa aslında sadece onu yapanın ahlakını taşır. Dinle, diyanetle irtibatlandırılamaz.

Farkında mısınız birçok kişi Cuma namazına gitmeyi bıraktı. Çünkü vaazlar insanları bir araya gelmekten ziyade uzaklaştırıyor. Bir de ne diyorlar, camilerde her şey  konuşulurmuş, asrı saadette de böyleymiş. O günün sosyal ve iktisadi zorunluluklarından kaynaklanan bir durumu dinin bir rüknü gibi takdim etmek ahmaklığın ötesinde cehaletin bir ifadesidir. O dönemde camilerden başka sosyalleşme mekanları yoktu, bugünkü gibi siyasi partiler,fırkalar mevcut değildi. Her mesele camide konuşulmuştur. Ama daha sonra -devlet kurumlaşmaya başladıkça- camiler ahlak ve ibadet zeminleri haline gelmiştir. Emeviler döneminde, camilerin Ehli Beyt'e küfür edildiği ve Emevi halifelerinin sosyal yönlendirme mekanizmaları haline gelmesinin İslam'ın bağrında ne büyük acılara neden olduğunu söylemeye gerek yok. Cami Müslümanların toplanma yeridir şu veya bu partinin mensuplarının değil.

İslam'ın hatırı her hatırın üzerindedir. Dolayısıyla onun siyasetin bir manivelası haline getirilmesine göz yumulamaz. Kim ne yapıyorsa kendi adına yapmalıdır. Her şeyin dejenere edildiği, cıvıdığı,hiç bir ahlaki ölçünün kalmadığı bir zeminde İslam'ı bir savunma aparatı olarak kullanmak  ne İslam'a ne de yapana hayır getirir. İslam önce danışmayı, adaleti ve doğruluğu emreder. Maalesef bugün bu kriterlerin hiç biri siyasette yok. İslam liyakati emreder, lakin öyle kötü örnekler var ki neredeyse insanın siyaset galiba en liyakatsizi seçme kurumudur diyesi geliyor. Bu yönetim biçimi, bu ihale tarzı, bu üslup, bu ayrıştırma, bu hukuka uymama mantığı hiç vicdanları sızlatmıyor mu?  Böyle bir Türkiye'yi normal görenlere bir diyeceğim yok ama dostlar benim özlediğim, beklediğim Türkiye bu değildi, hiç bir zaman da olmayacak.

http://enpolitik.com/kose-yazisi/2760/boyle-bir-turkiye-istememistik.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar