MHP’NİN GENETİĞİ İLE OYNANMIŞ

Milliyetçi Hareket Partisi, bu toprakların en köklü ve en istikrarlı ideolojik hareketidir. Neyle suçlanırsa suçlansın, MHP ve ülkücü hareketin mayası bu topraklardır; ithal bir fikir değildir.

Hareket başlangıcından itibaren ismiyle müsemma bir duruş sergilemiştir. Bu 1969-1997 yılları arası demektir.  Hareketin en dinamamik, en yoğun ve etkili olduğu dönem 12 Eylül 1980 darbesine kadar yoğunlaşmış ve en geniş entelektüel zeminin temelleri bu dönemde atılmıştır.

MHP 1997’de Türkeş’in vefatına kadar “karizmatik lider partisi” olma özelliği göster miştir. Bunda rahmetli Türkeş’in şahsî becerisi asla küçümsenemez. Türkeş tasviye ederek veya kazanarak, MHP’yi ve ülkücü hareketi, bir “yerli koalisyon” özelliği ile, ölümüne kadar yönetmiştir. 1992’de rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun partiden ayrılması ve nitelikli bir grubu peşinden götürmesine rağmen MHP hareketi ciddi bir zaafa uğramadan devam etmiş ve hatta Türkeş’in vefatı ile oluşan olumlu atmosfer ve eşkıya başının yakalanması, 1999 seçimlerine yansımış ve bu seçimde MHP 129 milletvekili çıkararak 2. Parti olmuştur.

Fakat MHP’nin genetiğinde sorun olduğu ve bunun o zaman için yeni olmadığı 18 Mayıs 1997’de gerçekleşen olaylı kongrede ortaya çıkmıştır.

Anlaşılan, MHP’nin genetiğine,  rahmetli Türkeş’in sağlığında müdahale edilmiş ki onun vefatından bir buçuk ay sonra yapılan kongrede, salon harabeye dönmüştür; şimdi de muhalifler bir kongre düzenliyor; buna karşılık yönetim bir başka kongre düzenlemek istiyor ama yargı, daha da tozu dumana katacak kararlarla,  MHP zihniyetini muattal hâle getiriyor. Bu durum, MHP’ye olan siyasî güveni kaybettiriyor.

Eski zamanların MHP’si

1970’lerin MHP’sinde, yönetici olmak için mücadele tersinden edilirdi. Yani, çoğu yönetici “Ben olayım.” diye mücadele etmez; kendinden daha değerli gördüğü birilerinin yönetici olması için uğraşır, iknâ turlarına çıkardı. Her MHP’li ve ülkücünün namlunun ucunda hayat sürdüğü günlerde bile bile, MHP ve ülkücü teşkilatlar tam bir klasik mahviyetkârlık örneği sergileyen insanların yönettiği teşkilatlardı. O zamanlarda MHP ve ülkücü teşkilatlar, şahısların değil fikrin ön plana çıktığı teşkilatlardı.

Ya şimdi?

Şimdinin MHP’sinde, fikir kavgası yapan yok. Çünkü, daha önce de bir yazımda belirrtiğim gibi, MHP ideolojik tükenmişlik yaşıyor. Bu durumda MHP’nin başında Devlet beyin olmasıyla, Akşener’in, Oğan’ın veya  Özdağ’ın bulunmasının hiç farkı yoktur.

1970’lerin o dinamik MHP’si, o merkezden bir taşra köyüne kadar sıkı bir doku birliği arz eden MHP yapılanması, yerini, ideolojik esaslı olmayan bir iç çekişmeye sürüklemiş. Bu MHP gibi ideolojik bir hareket için politik bir dejenerasyondur.

Siz Devlet beyin veya her hangi bir muhalifin Türkiye’ye ufuk açıcı bir fikrî teklifini duydunuz mu? Ekonomik model, refahın tabana yayılması, terörün kökünün kazınması, millî eğitim ve kültür politikalarıyla bu ülkeye ümit ve ufuk olabilecek bir cümle duydunuz mu adaylardan?

Ben duymadım!...

1970’lerin gündem belirleyen MHP’si gitmiş, yerine kavgalı kongreleriyle anılan bir parti gelmişse, MHP genetiğiyle oynanmış ve dağılması için şartlar hazırlanmakta demektir.

Yukarılarda ne kavgası yapılırsa yapılsın ama tabandaki o gerçekten idealist; yani “ülkücü” gençliğin bozuk para gibi harcanması karşısından içim yanar, yüreğim sızlar.

Ülkücü gençlik, saflığını ve temizliğini muhafaza ederek, yulkarılara karşı pasif direnişe girerek parti yöneticilerini te’dîp etmelidir. Yoksa bozulan genetik, yakında MHP’yi ifsad edecek

http://enpolitik.com/kose-yazisi/284/mhpnin-genetigi-ile-oynanmis.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar