Ülkücü sevgisi, Ozan Arif, Ahmet Kaya

Ozan Arif'i önceki gün bu fena aleminden beka alemine yolcu ettik. Yüz binler onu uğurlamak için Samsun'a koştu.  Ancak er kişiye nasip olacak bir merasimle uğurlandı. Parti liderlerinden sadece Sn. Meral Akşener oradaydı. Oysa görünüşe göre şu sıralar ülkücülük çok revaçta.  Herkes ülkücülerin oyunu almak için çabalıyor. Fakat oy peşinde koşanların hiç biri Ozan Arif'in cenazesinde yoktu.

Bu sürpriz miydi, hayır!  Kanserle boğuşurken Ozan Arif'e söylemediklerini bırakmayanların zaten oraya gelebileceklerini sanmıyordum. Gelmediler, gelemediler. Ömürleri ülkücülere küfür etmekle geçti. Ozan'da bu küfürlerden en çok payını alanlardan biriydi.

Beni asıl şaşırtan -iktidar medyasının- ilgisizliğiydi.  Hem ülkücülerin oyuna talip ol hem de onların cenazesine kayıtsız kal. Yıllar önce Ahmet Kaya öldüğünde bu medyanın nasıl haber yarışına girdiğini hatırlıyorum. Günlerce, haftalarca Ahmet Kaya'ya yapılan haksızlıklar konuşuldu. Serdar Ortaç gibi bazıları çıkıp özür bile diledi. Kaya'nın Avrupa'da katıldığı geceler bir anda unutuldu. Ülkücülerin oyunu isteyenler Ozan Arif'e Ahmet Kaya'nın yüzde biri kadar yer vermediler. Halbuki yüz bin kişinin katıldığı bir cenaze dünyanın her yerinde haberdir. Hele ölen kişi sazı ve sözü ile bütün bir Türk-İslam coğrafyasında etkili olmuş biri ise daha çok haberdir. 12 Eylül'de aranırken sınırlarımıza kadar gelip Türk bayrağını ve ezan sesini dinleyip binlerce kilometre giden birinden söz ediyoruz. İktidar medyası ondan ve cenazesinden tek laf etmedi. Herhalde ülkücüler bunu bir tarafa not edecek, bu kayıtsızlığı unutmayacaklardır.

Ölüm,  sözümüze, beyanımıza dikkat etmemiz gerektiğini gösteriyor. O hain, bu hain sonra ölüm gelince bu sözler söyleyenin alnında bir utanç olarak kalıyor. Son yıllarda siyasi rekabet çok sertleşti. Kavgada söylenmeyecek sözler üç beş oy uğruna söylenebiliyor. Yıkmak yapmaktan kolaydır. Bir söz ile dünyayı yıkar, bin söz ile tamir edemezsiniz.

Siyasi alan kutsalın alanı değildir. Partiler arasında temelde çok fark yoktur. Kaldı ki siyasette dindarlığa değil, liyakate bakılır. Allah'ın bütün insanlık için getirdiği bir din bir partinin tekeline sunulamaz. Bunu anlamadıkça yaptığımız seçimler ülke siyasetine kalite getirmez. Daha bir kaç gün önce din zemininde siyaset yapan partinin İzmir adayı, İzmir şaraplarını dünya markası haline getireceğini söyledi. Şarap ve İslam. Bu, dindarlığın neresine sığıyor?

Ağır medya taarruzu altında körleştirilmiş bir toplum hakikati bulamaz. 2011'den sonra kazanılan seçimlerin hiç biri seçim başarısı değildir. Söz hakkı elinde alınmış bir muhalefetle, bütün mikrofonları ele geçirmiş bir iktidar arasında yapılan bir seçimden söz ediyoruz. Bir şeye başarı diyebilmek için eşit şartlarda yapılan bir yarışın söz konusu olması gerekir. 2011'den sonra böyle bir ortam hiç olmadı. Üstelik adaletten söz edenler bu haksızlığı hep alkışladılar.

Evet, dünya gelip geçici. Sonunda herkes ölüyor. Ölümün randevusu yoktur. Bazen öyle laflar edersiniz ki bir cenazeye katılacak yüzü bulamazsınız. Ozan Arif'in cenazesine gidemeyenler utançlarına hapsolmuşlardı, ondan gidemediler. Yaptıkları hakaretler ayaklarına zincir oldu. Siyaseti de ticareti de edebiyle yapmak lazım. Dostlarımızı, arkadaşlarımızı son yolculuğa uğurlarken yüzümüz olsun.

http://enpolitik.com/kose-yazisi/2840/ulkucu-sevgisi-ozan-arif-ahmet-kaya.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar