Muhalefetsiz demokrasi olmaz!

Yerel seçime sayılı günler kaldı, partiler miting meydanlarında son mesajlarını veriyorlar.

AK parti seçimi HDP'nin yanında ve karşısında olanlar zeminine çekti. Bu, kendi açısından doğru bir taktikti. Böylece -ekonomik kriz- şu ana kadar seçim meydanlarının en az konuşulan konusu oldu. Oysa muhalefetin tartışmayı ekonomik kriz zeminine çekmesi gerekirdi. Çünkü toplumda ciddi bir fukaralaşma var. Kimse kredilerini ödeyemiyor. Büyük bir çoğunluk elektrik, su, doğalgaz faturalarını ödemekte sıkıntı çekiyor. Temel gıda maddelerini almak mesele haline geldi. Sağda solda kurulan tanzim satış mağazaları basit bir görüntüden fazla anlam ifade etmiyor. Bunun seçim dönemine mahsus geçici bir tedbir olduğu artı herkes tarafından biliniyor. Muhalefet önüne gelen bu imkanı kullanamadı. Hâlbuki 1999 ekonomik krizi MHP'yi yüzde 18'den 8'e, DSP'yi yüzde 21'den yüzde 2'ye düşürmüştü. Siyaset bir iman meselesi değil, doğru yönetme meselesidir. Yönetimin vatandaşa bakan en önemli yüzü de ekonomik durumdur. Vatandaş bir hükümetin başarısını daha çok ekonomik duruma bakarak ölçer. Mutfağı dolu, tenceresi kaynıyorsa memleket iyi yönetiliyor demektir. Buzdolabı boş, mutfakta yangın varsa memleket de iyi yönetilmiyor demektir.

Bu taktik başarıya rağmen seçimlerde iktidar açısından başarılı bir sonucun çıkabileceğini söylemek çok zor. Bunun en önemli nedeni birçok defa işaret ettiğim üslup sorunu. Önceki gün bu üslup meselesi ile ilgili bir başka hata daha yapıldı. Cumhurbaşkanı Sn. Erdoğan, Akşener'i yalan söylemekle suçlayıp, hapishane ile tehdit etti. Bu hem Erdoğan açısından hem de demokrasimiz açısından çok vahim bir hatadır. Mahkemeler bağımsızdır, ya da en azından kağıt üzerinde öyledir, Akşener'e hemen hapishaneye girecekmiş gibi davranmak aynı zamanda yargının da bağımsız olmadığını ilan etmek anlamına gelir. Siyasetçiler hiç bir korkuya kapılmadan düşüncelerini söyleyebilmelidirler. Aksi bir durum Türkiye'deki krizi daha da derinleştirir. Muhalefetin hapisle tehdit edildiği bir ülkeye yabancı sermaye gelmez. Sermayenin aradığı birinci şart hukuk güvenliğidir, o yoksa hiç bir şey yoktur.

Neredeyse televizyon ve gazetelerin hepsi AK partinin propagandasını yapıyor. Açık bir orantısızlık ve adaletsizlik var. Medyada görünmez hale getirilen muhalefeti bir de hapishane tehdidi ile susturmaya çalışmak tam bir akıl tutulmasıdır. Son yıllarda Batı'da yazılan kitaplarda(mesela Büyük Gerileme, Demokrasi Nasıl Yok Edilir) Türkiye demokrasiden uzaklaşan ülkeler arasında gösteriliyor. Sn Cumhurbaşkanı da otokrat olarak nitelendiriliyor. Bu tip beyanlar, muhalefete yönelik ağır ithamlar bu tip yayınları doğrulamaktan başka işe yaramaz.

İşin bir diğer cephesi de Akşener'e yönelik tehditlerin ülkücü- milliyetçi kesim üzerinde oluşturacağı tepkidir. Tehdit içerikli ifadeler ülkücüleri Akşener'den uzaklaştırmaz daha da yakınlaştırır. Ayrıca, Akşener geri adım atacak bir siyasetçi değil, onca engellemeye, tehdide rağmen kuramaz dedikleri partisini kurdu. Dün de Samsun mitinginde hodri meydan dedi. İttifakın belediye paylaşımında da teslimiyetçi bir yol izlemedi, partisinin hukukunu korudu. CB'nın o ifadesi hem siyaseten yanlıştı, hem de demokratik siyasete aykırıydı. Muhalefetin engellendiği, susturulmaya çalışıldığı bir yerde demokrasiden söz edilemez. Demokrasiyi kaybetmek pahasına bir seçim başarısı olamaz, buna bu ülkenin gelenekleri de izin vermez.

http://enpolitik.com/kose-yazisi/2882/muhalefetsiz-demokrasi-olmaz.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar