Güle güle Yusuf Sait

Balkanları onunla yazmaya başlamıştım. Bana Balkanları sevdiren, tanıtan ve yazdıran kişiydi. Türkiye gazetesinde rahmetli Necati Özfatura ağabeye kardeşim Kadri ve amcam Yusuf Sait ile birlikte mektuplar yazardık. Necati ağabey bizim yazdığımız mektupları köşesinde pek çok kez yazmıştı. İlginçtir kısa bir süre önce Sevgili Necati Özfatura ağabeyi kaybettiğimizi rahmetli Yusuf amcama söyleyince epey üzülmüştü. Kısa bir süre sonra onun da ebedi âleme göçeceğini nereden bilecektik ki?

Bir akrabamın hediye ettiği bir daktilom vardı. Onunla yazılar yazmaya başladık. Hiç unutmam 1988 yıllarında Yusuf amcam ile birlikte Kosova’yı yazdığımızda Kosova’yı Moskova ile karıştıranlar olmuştu. O tarihlerde Kosova çevremizde pek bilinmiyordu. Hey gidi günler…

Balkanlar konusunda bize her yönüyle ilham verdi

İzmir’in ilk Balkan Derneği olan Kosova Rumeli Derneği’nin kurucuları arasında yer almıştı. Ardından benim de Kosova Rumeli Derneğine girip üye olmama vesile oldu. Daha sonra İzmir Balkan Dernekleri Federasyonunu kurmamızda bize ilham verdi. Bu gazetenin  (Balkan Günlüğü ) kurulmasında bize güç verdi. Balkanlar konusunda ilk bilgileri bana rahmetli Yusuf amcam vermiştir. Hatta diyebilirim ki bizim Balkanlar konusunda aktif olmamıza kendisi vesile olmuştur. Milletvekili olmamda da büyük emeği vardı. Allah razı olsun. Bir keresinde Kosova’dan Türkiye’ye bir milletvekili gelmiş, kendisini benimle tanıştıracak. Kosova’ya ayrı bir sevgi ve heyecan duyardı. Bana dönerek bak dedi Rifat, Kosova’nın milletvekili. Ama öyle taktim etti ki sanırsınız bir devlet başkanı. Biraz gururuma dokanmış ki, Amca be dedim, bahsettiğin kişi 2 milyonluk bir ülkenin vekili ben de 80 milyonluk bir ülkenin vekiliyim, neden bu kadar abartıyorsun? Yok dedi, Kosova’nın milletvekili o, şaka değil.

Peygamber efendimizi (SAV) hatırlatması ne güzel

Bildiğim kadarıyla hiçbir okula gitmemiş. Küçüklüğünde Kosova dağlarında çobanlık yapmış. Bu yönüyle Peygamber efendimizi (SAV) hatırlatması ne güzel. Ama o da tıpkı efendimiz (SAV)  gibi okumayı seviyor, kendini geliştiriyor. Arnavutça, Boşnakça, Makedonca ve Sırpçayı öğrenmiş. Hatta Arnavutçayı hem Kosova’daki yerli halk gibi hem de Arnavutluk’taki kullanılan gramatik şekliyle konuşabilirdi. İki önemli eser yazdı. Arnavutlarla ilgili dünyanın neresinde bir etkinlik varsa takip eder, imkânı varsa katılmaya çalışırdı. Amerika’daki, Avrupa’daki ve Balkanlardaki tüm Arnavut kanaat önderi ve tarihçilerle yazışırdı. Dünya’daki yaşayan pek çok Arnavut ileri gelenin onu tanıdığını ayrıca onun da tarih boyunca bugüne kadar bu konuda etkin olan tüm Arnavutları tanıdığını zannediyorum. Adeta Balkanların muhtarı gibiydi. Yaşının ilerlemesine rağmen aklı ve hafızası gayet yerindeydi. Hiç unutmazdı. Bir gün İzmir eski Belediye başkanı rahmetli Ahmet Priştina’nın yanındaydık. Balkanlardan bir heyete eşlik ediyorduk. Biri çıktı eski tarihten bir şeyler anlattı. Tam o sırada Yusuf Sait, ayağa kalktı ve hayır dedi, o öyle değil, tarih ve detay vererek olayı anlattı ki her kes şaşırmıştı.

Diplomatik dosdoğru bir adamdı

Allah ona çocuk nasip etmedi. Ama bizleri kendi çocuğu gibi görmüştü. Pek çok kişi onu benim babam zannederdi. Aslında zaten öyleydi, baba yarsıydı. Babam gibiydi. Bu satırları yazarken şimdi içim titriyor. Ne yapalım yüce Allah’ın (CC) takdiri deyip sabretmeye ve dayanmaya çalışıyoruz. Kimseyi kırmamaya çalışan adam gibi adam, diplomatik, Balkan entelektüeli, sözünü esirgemeyen dosdoğru, tertipli ve düzenli, güzel bir insandı. Konuşmayı ve dinlenmeyi severdi. Mümkün mertebe sabırla dinlemeye çalışırdım. Ama bazen affetsin beni, yoğun olduğumda dinleyemediğim ve kaytardığım olurdu. Nasılsa sonra dinleriz diye düşünürdüm ama olmadı. Tarih akardı ağzından. Şimdi düşünüyorum da Kendisini dinlemediğim zamanları israf etmişiz.

Yayınlanmış iki eseri vardı, inşallah üçüncü bölümü biz yazacağız

Kosovalılar isimleri kısalmayı severler. Yusuf amcama İsuf Sahiti derlerdi. Hatta Kosova’da kullanılan iki ismi vardı. Agasuf (Yusuf Aga) ve Baci (Basi) İsuf (Yusuf Abi). Yusuf Aga, Kujtim 1 ve Kujtim 2 (Hatıralar1 ve 2) isimli iki Arnavutça iki eser yazdı. Bu eserlerde rahmetli dedem Bekir Bayrami’nin hatıralarından yola çıkarak, birinci kitapta 1940-1944 yılları Kosova’nın savaş yıllarını ikinci kitapta ise bizim Sait ailesinin tarihi köklerini anlatır. Her iki kitap ta tükenmiştir. Bende sadece kendi imzaladığı bir adet kitap vardır. Allah kısmet ederse inşallah kitabın üçüncü bölümü olan Kujtim 3’ü ağırlıklı Yusuf Sait’in tarihini anlatacak şekilde kızım Zeynep ile birlikte yazmaya çalışacağız.

Shuj be İsuf (Sus be Yusuf)

Yusuf Sait için yazılacak ve anlatılacak çok şey var. Allah taksiratını affetsin. Sizlerden kendisi için bir Fatiha rica ediyorum. Allah bizleri peygamberimizle  (SAV),  onunla ve tüm sevdiklerimizle birlikte inşallah cennetinde buluşturur. Bu yazımı amcamın 60 kusur yıllık hayat arkadaşı ismi gibi kendisi de Melek olan Melek yengemin cenazesi eve son helalleşmeye geldiğinde ardından Arnavutça söylediği: “Ulamor be İsuf” (Güle güle be Yusuf) sözleriyle bitirmek istiyorum. Rahmetli bir şeyleri anlatmayı ve konuşmayı çok severdi. Tarihi anlatırdı. Melek yengem de orada bulunanlar rahatsız olmasınlar diye Shuj, mızgat be  İsuf (Sus fazla uzatma Yusuf) derdi. Artık bunu söylemeye gerek kalmadı. Zira Yusuf Sait ebediyen sustu. Allah gani gani rahmet eylesin.

http://enpolitik.com/kose-yazisi/2886/gule-gule-yusuf-sait.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar