Edepsizliğin böylesi… Şeytanın çığlıkları…

Büyük Türkçe Sözlük’de ‘rûmî’ “Anadolu'ya âit. Anadolulu: Mevlâna Celâleddin Rûmî” şeklinde tanımlanıyor.
“Bütün kötülüklerin anası” olan o içki şişesine “RUMI” yazar ve üstüne de bir semazen figürü koyar ve altına da “Bu seni olduğun şeyden daha fazla yapar!” diye yazarsanız, “Anadolulu” olan Mevlânâ Celâleddîn Rûmî’ye en büyük haksızlığı, kötülüğü ve edepsizliği yapmış olursunuz.
“Edep Yâ Hû”
diyerek hayatını ve eserlerini bu kelime ve kavram üzerine bina eden ve Vahdet-i Vücûd’u savunan mutasavvıf ve mütefekkir bir Allah Dostu’na yapılan en büyük saygısızlığı ve edepsizliği elbette “toleransla” karşılayacak ve “hoş görecek” değiliz.

***
Mevleviliğin adetâ bir tüketim nesnesi haline gelmesi yeni değil. Mevleviler, turizmin, buna bağlı olarak fotoğrafçılığın gelişmesiyle birlikte 19. yüzyılda batılı turistlerin ilgi odağı haline gelmişti. Çekilen bir fotoğrafın altına düşülen yeni tanımlama ise dikkat çekicidir: Whirling dervishes “Dönen dervişler”(Berggren, 1875).

TEPKİLER

Mevlânâ’yı ticarî metâ haline getirdik! Kebapçılara, hamamlara, seyahat şirketlerine ve daha bin türlü mekâna ismini verdik, Mevlânâ’nın eserlerini tepe tepe kullanan okuma-yazma özürlüleri “Aman ne büyük âlim, neler de biliyor!” diye hiç durmadan pışpışladık ve “Mevlânâ aslında Moğol ajanıdır” diye saçmalayanların da “ilim adamı” olduklarını zannettik. Raks yahut ritüel değil, basbayağı bir ibadet olan semâ sâyemizde davetlerin, defilelerin, sünnetlerin, restoranların ve turistik mağazaların süsü oldu, semazenler de birer “döner sermaye”!
(Murat Bardakçı)

***
“Murat Bardakçı'nın 8 Mart 2019 tarihli yazısından aldım haberi RUMI VODKA!
Yakında Mevlana Rakısı da çıkarsa hiç şaşmayın ve kızmayın.
It makes you more of what you are!
With Persian spices. Next to come, is the Mevlana Rakısı with Turkish spices.”
(Kudsi Erguner@ErgunerKudsi)

***
“#Mevalana diye #pide #yaparsan,
#Cafelerde garsonları #semazen kıyafeti ile çalıştırırsan,
#Düğünlerde, sünnetlerde dekor gibi orda burda döndürür durursan,
Elin adamı da bunu yapar..
Kaç kere dedik ama dinletemedik..
Çok üzücü.. Çok..”
(Mehmet Aydın)

***
“Hollanda'da alkollü içeceğe Rumi ismini veren firmayı ve buna izin veren Hollandalı yetkilileri, değerimiz olan Hz. Mevlana'ya karşı sorumsuzca davranışından dolayı kınıyorum.
Konya olarak kabul etmeyeceğimiz bu duruma karşı her türlü hukuki hakkımızı kullanacağız.”
(Selçuk ÖZTÜRK@selcukozturk_)

***
“Hollanda’da “Rumi” ismiyle üretilen alkollü içecek hususunda gerekli girişimleri yapacağız.
Hazreti Mevlana sadece Konya’mızın değil ülkemizin ve Dünya’nın önemli bir değeridir. Bu değeri korumak bizim önceliğimizdir.” (Uğur İbrahim Altay@u_ibrahim_altay)

***
“Markayı korumazsan birileri çıkar ve kolayca saldırır. Rumi Vodka çıkana kadar bizim turizm yetkililerimiz ne yapıyordu. Tescil aldık deniliyordu. Neyi tescillediniz acep. Lütfen değerlerimizi daha güzel koruyalım. Konya turizm değerlerimizi dünya çapında hak ettiği yere getirelim.”
(Hüseyin ALTUNBAŞ@huseyinaltunbas)

Şeytanın Çığlıkları…
Ramazan’ın on üçünde ve Cuma günü fethedilen Mekke’nin Fethi, dünya tarihinde eşine az rastlanan bir fetihtir. Müslümanlar olarak bu fetihten alacağımız pek çok dersler ve tarihçilerin çıkaracağı ibretlik pek çok sahne vardır.
Peygamber Efendimiz
(sâlat ve selâm onun üzerine olsun) de bütün peygamberler gibi davar çobanı idi. “Ben de Peygamber olarak gönderildim. Ecyad’da ev halkımın davarlarını otlatırdım” buyurmuştur. (Mustafa Asım Köksal, İslâm Tarihi, Mekke’nin Fethi, c.15, s.215)
Osmanlı’nın yaptırdığı Ecyad Kalesi neden ve niçin yıkıldı? Bu bölgeye neden Kâbe’yi gölgeleyen bir otel dikildi? Mevcut Suud yönetimini bu açıdan da sorgulamak gerekmiyor mu?
Hz. Peygamber, “Mekke’nin fethedildiği gün, Allah’ın, “Ezanlar okutturmak, putları söküp attırmak suretile) Kâbe’nin şanını yücelttiği bir gündür!” buyurmuşlardır.

***
Şeytanın çığlıklarından ilk defa, yazar Asım Köksal’ın yazdığı bu kitaptan haberdar oluyorum. Demek ki Şeytan, Peygamberimiz Mekke’yi fethettiği zaman, diğeri de Peygamberimizi Mekke’de namaz kılarken gördüğü zaman, çığlık koparmış. Şeytan, üçüncü çığlığı acaba nerede ve ne zaman koparmış?..
Şeytan, beş vakit okunan Ezan-ı Muahmmediye’den muhakkak rahatsız oluyordur. Nasıl ki Mekke fethedildiğinde Bilâl-i Habeşi, Kâbe’nin üzerine çıkıp sesini olanca gücüyle yükseltip ezan okudu vakit müşriklerin bundan son derece büyük rahatsızlık duydukları gibi… Ebû Cehil’in kızı Cüveyriye de; “Eşhedü enne Muhammederresûlullâh!” şehadeti okunurken “Hayatıma yemin ederim ki: Senin adın sanın yükseldi” demiştir. Mekke’nin ileri gelen müşrikleri de Bilâl’in okuduğu ezan sesinden “anırmak” şeklinde bahsederek rahatsızlıklarını ifade ediyorlardı.

Şeytanı dost edinerek Taksim’de yürüyen şeytansı yaratıkların ezan sesinden rahatsızlık duyarak bu ulvî sesi ıslık ve düdük çalarak bastırmaya çalışma gayretleri, yoksa “şeytanın çığlıkları” olmasın!
“Onların Beyt(ullah) yanında (put heykellerinin etrafında) tapınmaları/duaları, ıslık çalmak ve el çarpmaktan başka bir şey değildir.”
(Enfâl/35)
Peki bizim en büyük düşmanımız kimdi?
“Şeytan muhakkak ki size apaçık bir düşmandır.”
(A’raf/22)
Şeytanı dost edinen bu feminist güruhun şerrinden Allah’a sığınmak lâzım.
Kadın da olsalar bu feministlere müsaade etmemek, müsamaha göstermemek ve çirkefliklerini sergilemek adına fırsat tanımamak lâzım gelir.
Bu arada, sosyal medyada her iki taraftan kışkırtıcı üslûb kullanan provokatör trollere de dikkat etmek gerekir.

http://enpolitik.com/kose-yazisi/2888/edepsizligin-boylesi-seytanin-cigliklari.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar