REKTÖRLÜK SEÇİMLERİ

Temmuz ayı, rektörlük  pazarının açıldığı ay oldu bu sene. Önce ve sonraki rektörlük seçimleri, Temmuz’da birleştirildi. Herhalde 30 kadar üniversitede seçim var. Bir kısmı 12 Temmuz günü yapıldı. Geri kalanlar da peyderpey yapılacak.

Rektörlük seçimleri konusu, üniversitelerin kanayan yarasıdır. Türkiye’yi çökertmeye çalışan düşmanlar bile sözde seçim olan bu “aday belirleme” süresini, üniversite ve ülke aleyhine bu kadar kullanamazdı!...

Konuyu çoook yazdık…

1992 Temmuz başında çıkan kanun, YÖK’e 6 isim belirlemek için bir “aday belirleme” aşamasıydı; bu derhal “seçim”e dönüştü.

Üniversiteler, yapacakları aday belirleme oylamasıyla 6 isim gönderecekler YÖK’e… YÖK bunu 3’e düşürecek ve Cumhurbaşkanı da bu 3 kişiden birini rektör olarak atayacak.

Ama kazın ayağı göründüğü gibi olmadı; konu doğrudan seçime dönüştü. Böyle olunca da üniversitelerde bilim yapmak terk edildi; pek çok üniversitede, niteliksiz çoğunluk, eksikliğini “atanacak adaya oynama” yalakalığı ile üniversitelere egemen oldu.

1992’den beri uygulanan sözde seçimli sistem, üniversitelerde nitelikli akademisyen istihdam etme yerine “niteliksiz yalaka” istihdam etmeye dönüştü ve böylece en güzel yalakalık yapanlar yönetim mevzilerinin çoğunu tuttu. Tabii, istisnalar var ama bu o kadar az ki. Hem mesele sadece yönetime egemen olmak değil, üniversitenin zihniyetinin oluşması konusunda nitelik yerine “bana oy verdi” anlayışı daha çok egemen olduğundan, nitelik, yerini niteliksiz yalakalığa bıraktı.  Bu da üniversitelerin bilim üretme yerine, iktidar kavgasının olduğu yer haline gelmesine yol açtı.

Ben size acı bir gerçeği daha söyleyeyim: Her rektörlük seçimi dönemi, bütün arkadaş gruplarını daha da ğarçalamıştır. Öyle durumlar yaşanmaktadır ki, 10 aday varsa bunları destekleyen 10 arkadaş, o seçimden sonra birbirlerine düşman olmaktadır.

Rektörler de nitelikli akademisyen istihdam etmek yerine, bir dönem sonra kendine veya destekleyeceği adaya oy verecek adam alıyor. Gelecek adamın bilimsel yeterliği ve farklılığı hiç önemli değil; aday sadık mı, değil mi ona bakılıyor. Çünkü rektörler, akademisyen alımı değil, seçmen tayini yapma endişesi taşıyorlar.

Yapılması gereken, rektörleri atayıp geçmektir.

Bugün üniversitelerde bir anket yapılsın, kahir ekseriyet atamaya taraftar olacaktır. Miller parça pinçik olmaktan ve çalışma barışının bozulmasından bıktı bilâder.

Üniversitelerde atamaları seçilmiş kurullara bırakacaksın ve senato dahil yönetim kurullarını seçimle belirleyeceksin; rektörü de kurulları toplama ve işletme görevi vereceksin. Bak o zaman üniversitelerde kavga oluyor mu?

“Atama, işe siyaset bulaştırır” aculluğuyla cevap yetiştirmeye kalkmayın hemen. Sanki şimdiki uygulamada siyaset hiç karışmıyor. Birbirimizi kandırmayalım.

Seçimleri Temmuz’a toplamaktaki amacın, atamaya giden yolun bir parçası olduğu duyumunu almıştık; inşallah doğrudur ve bundan sonra rektörler atamayla gelir de akademisyenler birbirlerini yemezler.

http://enpolitik.com/kose-yazisi/299/rektorluk-secimleri.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar