DARBE VURACAKLARDI, BEYİNLERİ EZİLDİ

Küresel kâfirlerde oyun, tuzak, hainlik bitmez. Başka değil, sadece var olmamız bile onları yok olma vehimleriyle çıldırtmaya yetiyor. Akla gelebilecek en aşağılık, en ahlaksız, en acımasız saldırılara, hilelere başvuruyorlar. Bu milletin çelikleşen iradesini bir türlü çözemiyorlar. Çözemeyecekler. Bilakis devleti ve milleti ile bütünleşmiş Türkiye, yıkıcı, bölücü saldırılara karşı kazandığı her zafer sonrasında direniş yeteneğini fazlasıyla kazanmıştır. Onlar ne oranda tuzak kurmada yetenekli ise biz de o ölçüde tuzak bozmada yetenek kazandık. Başta Milli İstihbarat’ta sonra Polis teşkilatımız içinde görülen bu yetenek güçlendirilmelidir.

Devletin milli karakteri, ciddi manada ve formatta yeniden inşa edilmektedir. Milli yöneliş ve yapılanma, yıkıcı, öldürücü bir dış saldırı olan 15 Temmuz kalkışmasını sadece engellememiş ayrıca bu tertip içinde rol alanları perişan etmiştir. Düşman ve onların yerli işbirlikçileri darmaduman oldular. Sarsacaklardı, savruldular. Bütünlüğümüzü bozacaklardı, param parça oldular. Bize diz çöktüreceklerdi, yere serildiler. Darbe vuracaklardı, beyinleri ezildi. Bundan böyle hep böyle olacak. Bu iş burada bitmeyecek. Saldırıyı yapanların bütün bağlantıları tespit ve ardından imha edilecek. Kökleri kurutulacak. Düzenleri başlarına geçirilecek. Sistemleri dağıtılacak. Böyle de olmak zorunda.

Ta başından beri izlemeye alınan ve iliklerine kadar bilinen bu örgütün tasfiye süreci ile şimdilik ülkenin önünde ciddi engeller kalmamış gibidir. Baştan da söylediğimiz gibi kâfirde oyun bitmez. Ama artık bizim insanımızda ve devlet aklında da çok farklı, kıvrak, çevik, derin bir duyarlık oluşmuştur. Esasen devlet aklı ve refleksi kendi genetik işleyişine uygun çalışmaya başlamıştır. Bu işleyişin dinamiklerini çözemeyenler gelişmeleri anlayamayacaktır. Anlamak isteyenlere şimdilik şu kadarını söyleyeyim: Devlet aklı konjonktürel değil olgusaldır. Konjonktür oluşturur ama konjonktürel değildir.

Üzerinde birleşip bütünleştiğimiz milli duyarlıkla ihanetlere geçit verilmeyecektir. Sadece bu kadarla kalınmayacak, istiklal ve istikbalimizi hedef alan bütün karanlık, kirli yapılara karşı öldürücü darbeler vurulacaktır. Peki ne yapsaydık? Bizi öldürmeye gelenlere teşekkür mü etseydik. Şimdiye kadar bizi maruz bıraktıkları tehdit ve tehlikeleri hep savuşturmakla yetindik. Öyle gerekiyordu. Yakın tehlike geçtikten sonra uzak sıkıntıları önlemenin yollarını denemedik. Deneyemezdik. Taktik hatalar, stratejik kırılmalara yol açabilirdi.

Dostumuz gözüken ABD ve Nato da her defasında bizi sıkıntılı alanlara çekti veya itti. Şimdi o sıkıntıları hazırlayanlar, işbirlikçileri ile son derece iyi ve ayrıntılı izlenmektedir. İstihbaratın millileşmesi ve operasyon gücü kazanması ile bu çeviklik, uyanıklık kat be kat artmıştır. Milli derinliğin kurumsal hareket yeteneği ve operasyon gücü artırılmalı, daha ileri, daha büyük hedeflere yönelmelidir. Hareket başlamıştır. Daha doğrusu başlamış bir hareket başarıyla sürmektedir. Artış, bizi milli hedeflere, milli iddiaların gerçekleşmesine daha kararlı yaklaştıracaktır. Yaşadığımız bu darbeyi araç ve aşama olarak kullanan işgal girişimi sürecinde bu daha net anlaşılmıştır. Kimse tereddüt etmesin; hamdolsun iyi yoldayız. Bu konular gazete manşetlerinde yer aldığı şekliyle anlaşılamaz. Medyaya servis edilen haberlerin siyasi magazin boyutu hep olmuştur. Kimi derin, köklü operasyonlar için böyle taktiklere başvurulduğu olur. Devlet hayatî meselelerini uluorta tartışmaz, tartıştırmaz. Bu bağlamda milli unsurlar fevkalade iyi çalıştı ve başardılar.

Hesabı zora sokan kimi faktörler olmasına rağmen istihbaratın, polis ve özel kuvvetlerin çalışma ve operasyonları, Cumhurbaşkanının, Başbakanın ve Genel Kurmay Başkanının beyanat ve duruşları tam bir bütünlük içindeydi. ABD’ye, Haçlı-Siyonist örgütlere, Batı’ya esaslı, kusursuz bir operasyon yapıldı. Daha da yapılacak. Bu topraklarda rahat hareket edemeyecek ölçüde elleri ayakları kırıldı. Daha da kırılacak. Çünkü yok olmamızı amaçlayan bir saldırı ve işgal girişimi ile karşı karşıyaydık ve var olma direncimizi gösterdik. Bizi yok edemeyen her darbe varlığımızı güçlü, dirençli kılar. Şimdi daha güçlü, daha hazırlıklı, daha donanımlı ve en önemlisi daha kararlıyız. Direniş dirilişe dönüşmüştür. Darbe yontulmuş bir devrim inşa edilmiştir. Önümüzdeki süreçte devlet dokusuna girmiş virüslerin tamamen temizlenmesiyle diriliş, yükselişi hızlandırarak daha yaşanır olacaktır.

Geçenlerde bir sivri akıllı, temizlik hareketinin orduda ve poliste bir zafiyet oluşturabileceğinden bahsediyordu. Bizimle dalga mı geçiyorsunuz? Başkalarını aptal sanma akıllılığı onları hüsrana uğratan sebep olmuştur. Halkının üzerine bomba yağdırmaktan çekinmeyen subaylarla mı daha güçlü ve güvende olacağız? Olmaz olsun böyle subay. Emrine verilen tankı halkının üzerine süren teğmen veya ona emir veren generalle mi zafiyeti önleyeceğiz? Benim ölçütlerime göre ihanetin rütbesi olmaz. Durumu anlayınca silahını halkına doğrultmayıp, milletin safına geçen Mehmetçik, benim nezdimde gerçek Türk askeridir. O gerçek askerlerin her biri feraset ve cesaretleri ile birer generaldir. Millet ordusunun hür generalleri! Diğer bütün hainlerin canı cehenneme. Onların olmaması olmalarından daha iyi. Devletten de milletin gönlünden de sökülüp atılacaklar. Onların asıl cezası horlanma, küçümsenme olacak. Çocuk ve torunlarına utançtan başka bir hatıra bırakamayacaklar. Özgürlük, istiklâl aşkı, vatan millet sevgisi ile mücessem hale gelmiş iman ve asil duruş ise Milli iradeye ölümüne sahip çıkıp tankların namluları karşısına dikilen insanların çocuklarına miras bırakacakları değer olacak. Bu değer zaten Çanakkale’de şehit olmuş atalarımızdan bize miras kalmıştı. Bu mirası güncellenmiş, yenilenmiş değer olarak bizden sonraki nesillere emanet edeceğiz. Bu ruh canlı kaldıkça kâfir emperyalistlerin, Haçlı-Siyonist ittifakının tüm planları bozulacaktır. İşte bir kez daha bozuldu.
 
Piyonlarına bu saldırının okyanus ve kıtalar ötesinden emrini verenler, her geçen gün zayıflamakta, seçeneksiz kalmaktadır. Buna mukabil Türkiye atlattığı, bertaraf ettiği her bir saldırı sonrasında daha güçlü olmaktadır. Daha da güçlenmiş Türkiye, bölgesinde ve dünyada sözü daha dinlenir bir ülke olacaktır. İç urlarından, mikroplarından kurtulmuş Türkiye’nin dışarıyla ilgilenmesi daha aktif, etkin ve cesur olacaktır. ABD Türkiye’ye karşı çok kötü bir sınav vermiş dahası düşmanlık yaparken suçüstü yakalanmıştır. Bu darbeyi kullanarak yapılacak işgal girişimi CIA ve neocon ABD’liler ile Siyonistler tarafından planlanmıştır. Darbe gecesi ve öncesi bu iş için görevli CIA ajanları İstanbul ve Ankara’da, Büyükada’da, İncirlik’te fink atıyorlardı. Emir, talimat ve lojistik destek veriyorlardı. Darbe girişiminin yapıldığı ilk saatlerde İsrail’de Yahudiler kutlamalara başladı. İşlerin umdukları gibi gitmediği yavaş yavaş anlaşılınca bizzat Netanyahu’nun talimatıyla gösterilere ve yanlı yayınlara son verildi. O sıralar Filistin’de, özellikle Gazze’de ve bütün İslâm coğrafyalarında Türkiye’ye ve Erdoğan’a dualar ediliyordu.

Bu darbenin arkasında olanlar kesin bir yenilgi almışlardır. Elleri kesilmiştir. Şimdi Türkiye uluslar arası düzlemde ve oyunda daha rahat pozisyonlar ve kararlar alacaktır, almalıdır. Bunun güçlü işaretleri verilmeye başlandı. 9 Ağustos’ta Cumhurbaşkanı’nın Petersburg’da Putin’le yapacağı görüşmenin en önemli amacı, bölgesel blokajlar oluşturmaktır. Türkiye Suriye ve Esat ile ilgili görüşlerine Rusya’yı ortak ve ikna etmek istiyor. Bir kısmı da ABD kışkırtmalı provokasyon olan karşılıklı sebeplerle Rusya’yla ilişkiler gerilmişti. Rusya da Türkiye de artık bu sorunun ağırlığını taşıyamaz oldular. Esad için kendilerini zayıflatmanın, çıkmaza sokmanın bir anlamı olmadığını görmeleri gerekiyor. İki ülkenin, bütünlüğü bozulmamış Suriye üzerine anlaşmaları ABD ve Siyonistlere büyük darbe olacak. Eğer Siyonistlere karşı söyleminde samimi ise İran’da bu bloğa katılır. Bunun sahaya ilk yansıması PYD’nin saf dışına itilmesi ile sağlanır.

Niçin PYD? Çünkü ABD bu kadar köklü devlet yapılarını bırakıp, kendisi de bir terör örgütüymüş gibi, ilkeli, ciddi bir devlete yakışmayacak tarzda PYD ile işbirliğine yöneldi. Yani doğrudan terörü destekledi. Terörle işbirliği yaptı. ABD kaostan düzen çıkarma sevdasından vazgeçmelidir. Bunu yaparak hem hatasından dönmüş olur hem de ne yaparsa yapsın asla eski seviyede cereyan etmeyecek Türkiye ve Rusya ilişkilerini düzeltme yönünde adım atmış olur. Peki ya bu olmazsa? Türkiye kendine özgü operasyon tarz ve teknikleriyle bütün PYD güçlerini de Daeş çapulcularını da süpürüp geçer. Yapar mı? Zaten istediği zaman yaptı, yapıyor. Ancak 15 Temmuz darbesi ve artçı sarsıntılarını savuşturmak için yaptığı temizleme operasyonlarından sonra şimdi daha rahat ve güçlü yapacaktır?

ABD ve onu kullanan güçler, bizi çökerterek bin yıllık amaçlarına ulaşmak isterken, hedeflerinden biraz daha uzaklaştılar. Bizlerse doğrulduğumuz yerden daha bilinçli, kararlı, güçlü olarak hedefe daha yaklaştık.

http://enpolitik.com/kose-yazisi/326/darbe-vuracaklardi-beyinleri-ezildi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar