GAZİ MECLİS NEYLE MEŞGUL?

15 Temmuz akşamı fetöcü terörist darbeciler ülke kaderini değiştirmek istediler ama kendi hayatları değişti… İktidara geleceklerdi, sokaklarda, meydanlarda halka tosladılar.

Darbeciler şimdi soruşturmalarda, nezarethanelerde veya hapishanelerde… Hepsinden de önemlisi vicdanlarda mahkum oldular.

Demokrasi sevdalıları, tanklara, helikopterlere, uçaklara karşı sokaktaydılar ve hâlâ demokrasiyi korumak için meydanlarda dimdik duruyorlar. 

Milletin tuzu kuru olanları tatilde…

Bakanlar kurulu OHAL çerçevesinde Kanun Hükmünde Kararname çıkarmakla meşgul…

EKSEN KAYAR, GEN DEĞİŞİR

“Türkiye’nin ekseni değişiyor” dediklerinde, ben  “İyi ya!... Eksen eski yerine kayıyor. Bunda ne var?” diye yazmıştım değişik yerlerde.

Şimdi de Türkiye’nin ekseni değil, genleri değişiyor. Bunu nereden anlıyoruz?

27 Mayıs 1960’darbesinde, 12 Mart 1971’de ve 12 Eylül 1980’de sokaklara çıkıp darbeleri engelleyemeyen veya hiç olmazsa direnemeyen babalar ve dedelerden, 15 Temmuz gecesi, tanklara kafa tutan nesillere geldik. Bu genetik bir değişmedir ve bu genetik değişmenin fark ettirilmesi de bir siyasi projedir. Bu konuyu geçelim…

Genetiği değişen ve “Yeni Türkiye” iddiası olan bir ülkede ne olması lazım?... Yepyeni bir genetik yapının belirlediği bir toplumsal yapıyı tesis etme gayreti değil mi?

ESAS DURURKEN TEFERRUATLA UĞRAŞMAK

Fakat şu anda yapılan, ufak-tefek müdahalelerdir ve esasa müteallik değişimler değildir. Yama yapılmakta, bazı fonksiyonsuz organlarda pansumanımsı şeylerle vakit kaybedilmekte ve makyajımsı düzenlemelerle uğraşılmaktadır.

Darbecileri devlet bünyesinden temizlemek boynumuzun borcu elbette… Ama tek çare mi?
Birkaç komutanı ihraç etmek; birkaç rektörü görevden almak, memurları açığa almak…

Bunlar yeter mi?

Asla!... 

Bu tür uygulamaları görünce aklıma şu fıkra geldi:

Adamın biri “Allah’ım görmez gözümü gördür, duymaz kulağımı duyur, tutmaz elimi tuttur, midemi iyileştir…” diye hastalıklarını sayıyormuş. Yanında bulunan kişi; “Ulan oğlum, Allah seninle uğraşacağına, yeni bir kul yaratır.” demiş.

Şu anda yapılan, orasını burasını iyileştirmesi için dua eden adamın durumuna benziyor. Oysa, “Yeni Türkiye” sil baştan yeniden tanzim edilmeli. Kokuşmuş kurumsal yapılarla Yeni Türkiye tesis edilmez. 

Şu günlerde, bütün zihinlerin Yeni Türkiye için çalışması lazım ama kurumlardaki en büyük tek faaliyet fetöcüleri temizlemeye çalışmak. Bir grup insan bunlarla uğraşsın ama asıl yapılması gereken şey, fetöcü terörist darbe karşısında birleşen maşerî vicdan ve toplumsal destekle, kimseyi tedirgin etmeden, şablonculuğa ve yeni vesayetçiliklere yol açmadan, Yeni Türkiye’yi tesis edecek yasaları çıkarmaktır.

Fakat yüce Gazi Meclisimiz bugünlerde neyle meşgul biliyor musunuz? “Selam söyle o yare” hesabı “Uluslar arası iş gücü kanun tasarısı” ile…

Yaaaa!... Ne sandıydınız?

Yeni Türkiye hedefi nireee, Gazi Meclisimizin meşguliyeti nire?

TARİHTE YAPTIK, ŞİMDİ DE YAPARIZ

Sokaklarda, meydanlarda direnen halkın talebi “Uluslar arası iş gücü kanunu” değildir. Halk köklü değişiklikler istiyor. Halk “Yeni Türkiye”yi istiyor!... Yeni Türkiye’nin ilk kurumsal dönüşümü de askeriyeden olmalı. Askeriye ideolojik yapılanmayla değil, profesyonel yurt savunmasıyla meşgul olacak şekilde yetiştirilmelidir. 

Tarihte biz yaptık bunu!... 

Yüzlerce yıllık Yeniçeri Ocağı’nı şimdi olduğu gibi, halkın büyük desteğiyle 16 Haziran 1826 günü yıktık ve adına “Vak’a-i Hayriye” dedik. Asileşen Yeniçeriler yerle bir edildi ve yerine başka bir askerî teşkilat kuruldu. Şimdi de ideolojilerden arınmış ve ikide bir kazan kaldıramayacak bir ordu kurmak şartır.

Sonra tepeden tırnağa üniversiteler yeniden yapılandırılmalı. Önce rektörler seçimle değil atamayla belirlenmeli. (“Siyaset karışır” diyenler lütfen susun. Sanki şu an karışmıyor!...) Üniversitlerdeki sözde seçimler, paralel ve benzeri grupların pazarlık gücünü arttırmakta; kadro karşılığı oylar istenmektedir. Bu, merkezî iktidar erk’inin yerelde paylaşılması demektir. Bu yüzden derhal erk paylaştıran göstermelik seçimden vaz geçilip atama sistemine geçilmelidir.

Yeni Türkiye için ordudan ve üniversiteden başlayalım; arkası gelir… Şu sıralar “Uluslar arası iş gücü kanun tasarısı” ile (Şaka gibi yaaa!...) uğraşılacak günler değil.

http://enpolitik.com/kose-yazisi/327/gazi-meclis-neyle-mesgul.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar