UFUKLARI MENZİL EDİNEN KUTLU YÜRÜYÜŞÜMÜZ

Milletin his ve inanç dünyasına ters düşmeyen dahası bu özelliği ile mili olma vasfını kazanan devletin derin aklı ve refleksi, etkili bir şekilde harekete geçmiştir. Bunun kadar önemli diğer husus da yüksek kapasiteli lideri etrafında ayağa kalkan halkımızın devletle kaynaşmasıdır. Kaynaşma milleti de devleti de güçlü kılmıştır, kılmaktadır. Bu gücün tarihi doğruluşuyla yüzyıllık hesaplaşmalar başlamıştır.

İstesek de istemesek de hesaplaşma kaçınılmazdı, kaçınılmazdır. Millet devletiyle, devlet milletiyle var olarak talihine ve tarihine yürümektedir. Uzak, ileri menzillere doğru yol gözükmüş, yürüyüş başlamıştır. Temelini dini duygu ve hassasiyetlerin oluşturduğu semboller ve merkezler etrafında oluşan milli bütünlüğün hayatımıza canlılık, varlığımıza anlam katıyor olması, tek başına övünç duyulacak amaç ve sonuçtur.

Bütün çaba bu amaçtan sapmaksızın var olmaktır. Bütün çabaları bizi bu amacımızdan döndürmektir. Ancak hareket geri dönüşsüz noktaya gelmiştir, geri dönüşsüz bir noktaya gitmektedir. O nokta ya istiklâl ya ölüm noktasındır.

Geçmişte yakıcı, yıkıcı tecrübelerle yaşadığımız darbe girişimlerinden farklı olarak ilk defa 15 Temmuz kanlı saldırıları milli güçler ve halkın son derece organize ve hızlı karşı koyuşu ile püskürtülmüştür. Bizi gafil avlayacaklarını sananlar gafil avlanmışlar, suçüstü yakalanmışlardır. ABD kesin bir hezimete uğramıştır. Hesapları tutmamıştır.

Çöküşünü izleyeceklerini kurdukları imparatorluk yeniden bir dirilişle hain emellerini kursaklarında bırakmıştır. Planları, düzenleri, kurguları paramparça olmuştur. İşbirlikçileri bozguna uğramıştır. Bu tattıkları yenilginin ilki değildir, sonu da olmayacaktır. Ancak şimdiye kadar işbirlikçi hainlerini kurup yönlendirerek bu topraklarda operasyon yapamayacaklarını anladılar.

Yaptığımız her ustaca hamlelerle kazandığımız mevziler sonrasında hareket alanları daha da daralmaktadır. Umutları, imkânları azalınca daha şuursuz, dengesiz planlar sahneye süreceklerdir. Çünkü millet varlığımıza darbe vurmak isterlerken yedikleri esaslı darbe, onları ambale etmiş, deliye çevirmiştir. Beter olsunlar.

Geçenlerde ABD’li bir yetkili Türkiye’nin kontrol edilemediğini söyledi. Kontrol edemeyeceksiniz. Yeni Türkiye onların kontrol ve güdümü altında yolunu bulan bir ülke olmayacak. Bu ifadeleri ile eskiden Türkiye’yi kontrol ettiklerini ne de güzel itiraf ediyorlar. Bir ülkeyi kontrol etme izin, yetki ve hakkını kimden alırlar? Stratejik ortaklık perde gerisinde ve gerçek anlamıyla bizi kontrol altında tutmayı mı içeriyordu? Yine 17-25 Aralık darbe girişimi sabahında ABD büyükelçisi Ricciardone, gözümüzün içine baka baka bir imparatorluğun çöküşünü izleyeceklerinden söz ediyordu. Sanki tiyatroda trajik bir oyun izleyecekler?

Bundan o kadar emindiler. Çünkü kapalı kapılar arkasındaki gizli mahfillerde bizim hayatımız ve geleceğimizin çökertilmesini amaçlayan oyunlar tezgâhlanmıştı. Bunu biliyorlardı. Hem o beyanla ifade etmelerinden anlaşıldığına göre bu kumpastan kurtulma şansımız neredeyse yok gözüküyordu.

Bir tehlikeyi atlatsak kendimizi diğeri içinde bulacaktık. Biri olmazsa diğeri yok oluşumuzu hazırlayacaktı. Yani işlerini tesadüflere bırakmamış ayrıntılı, çok yönlü saldırı planlarının verdiği rahatlıkla konuşuyordu büyükelçi. Kaderimizi onlar belirleyecekti. Çöküşümüz mukadderdi. Bir izlemeden söz edildiğine göre, peş peşe birbirini tetikleyen biri diğerinin hazırlayıcı ön aşaması olan kaotik olayların zor sınavından geçecek olmalıydık. Öyle de oldu.

Devlet, kontrol edebileceği düzeyi aşmamak kaydıyla düşmanca girişimlerin kimi hamlelerine izin verdi. Çoğu durumlarda risk alarak başarıyla bertaraf edilen hamleler sonrasında, deşifre olan yapıya karşı devlet, kademeli olarak karşı operasyon imkânı elde etti.

İmkânlar kadim devlet refleks ve sakinliğiyle ama hızla kazanıma dönüştürüldü. 6-7 Ekim olaylarından, PKK’nın çözüm sürecini sonlandıran şehir işgallerine, diğer terör saldırılarından yargıda yapılan operasyonlara ve en şiddetli örneğini 15 Temmuz’da yaşadığımız darbe ve işgal girişimine kadar bertaraf ettiği tehlikelerle onların içimize uzanan ellerini kökünden kesti.

Operasyonları bütün bir hareketin aşamaları olarak değerlendirirsek, Türkiye en az yüz belki iki yüz yıldan bu yana düşmanın içerideki ihanet unsurlarını imha etmek yoluyla ve onlar üzerinden dış güçlere esaslı bir ders vermiştir. Başarılı olduk. Başarısız oldular. Darbenin püskürtülmesi karşısında bir dost ve sözde müttefik olarak demokrasiden ve milli iradeden yana tavır koyacaklarına, şimdi kalkmış tutuklananları, gözaltına alınanları savunuyorlar.

Aslında derin, gizli ilişkileri çok net olarak açığa çıkıyor. ABD'li komutan Joseph Votel darbe ve işgal girişimine katılan askerlerin tutuklanması üzerine "muhataplarımız gözaltına alınıyor, tutuklanıyor" diye yakınıyor. Birlikte çalıştıklarını itiraf ediyorlar. Birlikte çalışarak 15 Temmuz darbe ve işgal girişiminde bulunduğunuzu bilmeyen kalmadı. Dedim ya dengelerini şaşırdılar.

Ne dediklerini bilmez, bilemez haldeler. Kendilerini çok akıllı, bizi enayi sanan bu üst rütbeli, yüksek yetkili kişiler eveleyip gevelemeleriyle esasen tam da bizi haklı çıkarıyorlar. Ne diyoruz biz? Dost gözükerek düşmanlık yapıyorsunuz. Sizden düşmanlıktan başka bir dostluk görmedik! Devletimizi yıkmak, parçalamak, bir iç savaş çıkarmak istediniz.

Ancak devlet ve milletiyle bütünleşmiş derin aklıyla Türkiye, insanının cesaret ve ferasetiyle ölümüne direnerek oyunlarınızı bozdu. Bozmaya da devam edeceğiz. Ayrıca bu hasmane tutum, içeride rahatlamış Türkiye’yi dışarıda daha etkin ve aktif olmaya götürecektir. Rahat ve emin hareket yeteneğini zora sokan iç sıkıntılarımızdan kurtuluyoruz.

Bizi içeriden boğma girişimlerinin altında, büyük ölçüde dışarıyla, özellikle medeniyet ve gönül coğrafyamızla ilgilenmemizi engellemek vardı. Etkili olamadığımız doğal ilgi alanımızda keyiflerince at koşturacaklardı. Başaramadılar. Başaramayacaklar. Bu millet ölümü göze alarak var olma kararlılığıyla ayağa katlı bir kez. Ayağa kalktı ve kendi yolunda kendi hedefine doğru, kendi adımlarıyla yürüyor. Milletin topyekûn gösterdiği direniş gerçek bir dirilişe dönüşmüştür.

Dirilişle uzun yola, uzak, ileri hedeflere yürüyüş hazırlığı fiilen başlamıştır. Tarihsel, kültürel ilişkiler düzlemi ve güzergâhında yürüyüşün nasıl seyredeceğini şimdiden kimse kestiremez. Yeni aydınlık ufukları menzil eden kutlu yola, kutlu yolun yolcularına selâm olsun.

Belki bir yıl belki bin yıl sürebilir bu yürüyüş. Geçtiği, yöneldiği, kıvrıldığı yerlerde tarih de akışını, yönünü değiştirecektir. Çünkü tarihi bir çıkış, tarihi bir yürüyüştür bu ve tarihin işaret noktalarına, hassasiyet, değer ve dinamiklerine uygun bir yürüyüştür. Gücü, nefesi, soluğu yeten gelsin de durdursun bakalım.

http://enpolitik.com/kose-yazisi/329/ufuklari-menzil-edinen-kutlu-yuruyusumuz.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar