CESUR BİR CANLILIĞA UYANMAK

Yaşadıklarımız, sadece Türkiye’yi işgal için darbenin araç ve aşama olarak kullanma hadisesiyle sınırlı değildir. Hain plan ilk merhalede bütün varlığı ile Türkiye’nin yok edilmesine bağlı çok daha büyük yıkımı ve yok etmeyi amaçlamaktaydı.

Buna göre darbe ile yaşatılacak çöküntüyü infazlar, PYD gibi darbecileri harekete geçiren aynı odaktan emir alan terör örgütlerinin fiili saldırıları, ardından BM şemsiyesi altında başta ABD olmak üzere batılı güçlerin doğrudan işgali, onu da çok kanlı bir iç savaş izleyecekti. Bu sırada FETÖ’nin faaliyette bulunduğu ülkelerdeki elemanları da benzer amaçla bulundukları ülkeden harekete geçirilecek, bir Asya Baharı ile bütün bir ümmet coğrafyası darmaduman edilecekti. Bu şeytansı plan, son ve kesin öldürücü darbeyle yüz yıllık değil, Haçlı- Siyonist ittifakının bin yıllık öç alma hedefini gerçekleştirecekti. Böylece yeryüzünde hak, adalet ve insanlık adına medeniyet iddiasında olan Müslümanlar, tarihten silinmiş olacaktı. Plan buydu, budur. O nedenle bu kadar geniş coğrafyada bu kadar derin planları olan girişimi yok etmeye dönük karşı hamleler de sadece Türkiye ile sınırlı olmamalıdır.

Devleti ve milleti ile Türkiye’nin darbecilere karşı cesur, hızlı karşı koyması, milli irade ve hassasiyetler etrafında gösterilen birlik ve bütünlük, tarihi zaferin somut sonuçlarıdır. İktidarı ve muhalefetiyle canlanan istiklâl ruhu bütün planları bozmakla kalmamış, hainlerin amaçladıklarının tam tersine sonuçlar vermiştir. Gerçekten bir şerden hayır çıkmıştır. Bu uyanık diriliğimiz, cesur canlılığımız devam ettikçe millet ve ümmet varlığımızı parçalamayı amaçlayanlar, hüsrana uğrayacaktır. Çıkan hayır, izzetiyle yaşama azmindeki milletimize Allah’ın bir lütfü olmuştur. Erdirildiğimiz lütufun kadrini kıymetini bilmelidir. Varlığımıza yeniden anlam katan Çanakkale ve İstiklâl ruhu, giderek bütün bir ümmetin daha etkin, daha canlı birliğine yol açmalıdır. Zaferi, hitamına ermiş tarzda taçlandırmak için ülkemizde ve merkezinde Türkiye olan gönül coğrafyamızda derin, köklü, kalıcı, sistematik işbirliklerine gidilmelidir. İşte o zaman düşmanın planları düşünemeyecekleri ölçüde bozulmuş, ters dönmüş olur. İşte o zaman bizim için mezar kazanlar o çukura kendileri gömülür.

FETÖ’nün ve alçak işbirlikçilerinin beli kırılmıştır. Suçüstü tespit edilen hainler dışında doğrudan darbe ile ilişkili en az yüz bin isim MİT’in titiz çalışması sonucu tespit edilmiş durumdadır. Kademe kademe gözaltına alınmakta duruma göre tutuklanmalıdır. Bu aşamada yapılacak başka ve çok önemli stratejik hamleler de olacaktır, olmalıdır. Bu hamlelere imkân verecek lojistiğin yine biliniyor olduğu muhakkaktır.

7 Ağustos’ta Haçlı-Siyonist ittifakın saldırısını püskürten Türkiye bir uçtan bir uca ‘Milli Egemenlik ve Şehitleri Anma Mitingi’ ile direniş destanını taçlandıracaktır. 7 Ağustos’ta bütün dünya ve mazlum coğrafyalar her türlü zalimane, şeytansı oyunları bertaraf ederek tarih yazan Türkiye’nin cesaret, vicdan, demokrasi, özgürlük ve istikbal manifestosunu dinleyeceklerdir. Bütün dünya Türkiye’nin onurlu, dik duruşuna, emperyalist saldırılara karşı yenilmez kararlılık ve iradesine, inancına şahit olacaktır. O gün gerçekten şafağı sökecek olan yeni bir dünyanın müjdesi olacak, müjde Almanya’dan, Bosna’dan, Makedonya’dan, Kosova’dan, Arnavutluk’tan, Azerbaycan’dan, Kazakistan’dan, Filistin’den, Irak’tan, Libya’dan, Tunus’tan, Mısır’dan yankı bulacaktır. Yankının daha güçlü, daha tesirli olması için o sesin orada kalmaması gerekir.

Türkiye kendi içindeki sorunları çözerken bir kısmını andığımız ülkelerde de devletler nezdinde faaliyete geçmelidir, geçecektir. Darbe hengâmesi esnasında bir yol bulup dışarıya kaçan kimi kılıç artıklarının, bu yapı içinde faaliyet sürdürmeye devam edecekleri kesindir. Bu yapının sadece Türkiye ile sınırlı bir alanda faaliyet göstermedikleri, bulundukları her ülkedeki okul ve kurumlarının adeta birer casusluk merkezi gibi çalıştığı bilinmektedir. MİT bütün bu faaliyetleri, kimin nerede ne yaptığını amaç ve araçlarıyla biliyor olmalıdır. Esasen ustalıkla kurgulanmasına rağmen darbenin başarısız olması MİT’in bu sıkı takibi ile mümkün olmuştur. Devlet bir insanın tahammül edemeyeceği sabır ve olgunlukla bu süreci başından beri izlemiştir. MİT’in uyumadığı, bilakis bu süreci son derece akıllı ve organize yönettiği evvela ilk kez bir darbenin püskürtülmüş olmasından bellidir. Ama biz diyoruz ki, bu iş burada kalmamalı. Operasyonun alan ve sınırları genişletilmeli. Özellikle Türkiye’yi çevreleyen ülkeler başta olmak üzere her yerde bu örgüte karşı kesin sonuç alıcı operasyonlar yapılmalıdır. Yapılacak da. Ama en etkili çözüm, operasyonların ilgili ülkelerle müşterek yapılmasıdır. Bu çerçevede Azerbaycan, Kazakistan, Somali, Sudan, Kosova, Bosna gibi ülkeler ümit verici cevaplar vermişlerdir. Önümüzdeki günlerde ahtapotun bu ülkelere uzayan kolları da kesilecektir. Bunu hisseden örgüt Kırgızistan, Gürcistan gibi ülkelerde benzer bir darbe kalkışmasına gidebilir. Bu anlamda önümüzdeki süreç bu türden vahim olaylara gebedir. Böyle kalkışmalar olması durumunda bakalım o ülkeler karşılaştıkları belayı sıkıntısız atlatabilecekler mi? İşte o nedenle Türkiye’nin güvenilir yetkilerle yapacakları bilgi ve belge paylaşımı hayati önemdedir.

Sonuç itibariyle bizi yıkmak, bütün bir coğrafyamızı işgal etmek isteyen güçler 7 Ağustos’ta bir milletin yeniden ayağa kalkmasına, dirilişine vesile olduklarını hesap edemediklerini anlayacaklar. Siyonist ve darbe sever gazeteci kılıklı bir soytarının belki de korsan bir televizyonda bu milletin darbelere ve darbecilere karşı koyma alışkanlığının olmadığına dönük saçmalığının, sadece bize can veren istiklâl ruhundan habersiz olduğundan başka anlamı olmadığı görülmüştür.

Bir dev, asırlık uykusundan uyandı. Bir dev ayağa kalktı. Şimdi onu uyandıranlar, ürkütenler medeniyet coğrafyamızda başlarına gelecekleri kara kara düşünmeye başladılar. 7 Ağustos mitingi bizim aydınlık umutlarımızı, onların düşüncelerindeki karanlığı daha da çoğaltacak. Pazar günü bütün şehirleriyle Türkiye, tarif edilemeyecek ihtişamıyla bir duruş ortaya koyacak. Aynı anda bir ülkenin, 79 milyon insanın alanlarda nasıl tek ses, tek yürek olduğu görülecek. Kalbimizin büyüyüp büyüyüp bir ülke olduğunu, Türkiye’nin kocaman imanlı, cesur bir yürek olduğunu dost düşman herkes görecek. Üzeri tank ve mermi izleriyle süslenmiş kalbimizin imanın geçilmez hattı olduğunu bütün dünya görecek. ‘Onların tankı varsa bizim de imanımız var’ diyen kararlılık, bütün fiziki hesapları altüst edercesine tüfekle yürek arasındaki orantısız ilişkiyi bir kez daha gösterecek.

http://enpolitik.com/kose-yazisi/339/cesur-bir-canliliga-uyanmak.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar