MİLLETİ KALBİNDEN VURMAK

Vatan hainlerinin, uşağı oldukları ülkelerin çıkarları doğrultusunda darbe girişiminde bulundukları 15 Temmuz gecesi birçok yönüyle ele alındı, alınıyor, alınmaya devam edecek.

Türkiye ve dünya tarihinin en önemli olaylarından biri olarak yaşlı tarihin sayfalarında yerini almış olan bu iğrenç girişim birçok yönden incelendi, irdelendi, değerlendirilip yorumlandı. Daha uzun süre de devam edecek bu durum.

O gece alçakça yapılan saldırıları, masum insanların üzerine sürülen tankları, kurşun yağdıran helikopterleri düşündükçe, hatırladıkça ve televizyon ekranlarında gördükçe, hele de yalnızsam, kafayı üşütecek gibi oluyorum. Aklım almıyor, gönlüme çok ama çok ağır geliyor aziz milletimize yaşatılanlar. Bir de yaşatılmak istenenleri, konuşulup yazılmakta olan ağır senaryoları düşündükçe kabıma sığamıyor, yerimde duramıyorum.

15 Temmuz Cuma gecesi, millete ve devletin önemli kurumlarına yapılan yoğun saldırıları, şehitlerimizi, yaralılarımızı düşünüyor, düşünüyor, düşünüyorum. Kâh ağlayarak, kâh öfke krizlerine girip haykırarak...

Şehitlerimizden Halil Kantarcı’nın o üç mâsum melek yavrusuyla birlikte çekilmiş fotoğrafını gördükçe ve Cumhurbaşkanımızın dava arkadaşı Erol Olçok ile oğlunun cenazesinde döktüğü gözyaşlarını hatırladıkça ne yapacağımı, bu hainlik karşısında nasıl sabredeceğimi bilemiyorum. Şimdilerde, 15 Temmuz Özel Sayısı gibi çıkarılmış olan İtibar, Fayrap, İstanbul Bir Nokta ve Temmuz gibi dergilerde yer alan yazıları, yazıya konu olan şehitlerin öykülerini okudukça gözyaşına boğuluyorum.

Hele o gece yaşanan olaylardan biri var ki, gördüklerim ve duyduklarımı bir araya getirdiğimde, ne diyeceğimi, nasıl açıklayacağımı, gönlüme nasıl anlatacağımı bilemiyor, âciz kalıyorum. Küçüğe koyuyorum almıyor, büyüğe koyuyorum dolmuyor bir türlü…

Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yapılan ağır saldırıyı kastediyorum…

TBMM’ye…

Yani demokrasimizin kalbine…

Aziz milletimizin özgür iradesinin vücut bulduğu, adeta ete kemiğe büründüğü o muhteşem yapıya…

Kurtuluş Savaşı’nı yaşamış, bir yandan milletin derdine derman ararken, diğer yandan da o savaşı yönetmiş Gazi Meclisimize…

Aziz vatanımızın dört bir köşesinden seçilerek gelen milletin temsilcilerinin ülke idaresine yönelik çalışmaları yürüttükleri devletimizin kumanda merkezine…

…..

Nasıl bir gözü dönmüşlüktür ki, her biri bomba etkisi yapan dört alçak uçuşun dışında, atılan üç bombayla yetinilmeyip, helikopterlerle taranabilmiştir o yüce yapı.

Ne düzeyde bir hainlik ve alçaklıktır ki, Amerika’nın, Yunanistan’ın, İngiltere’nin ve Rusya’nın dahi açık biçimde yapmaya cesaret edemediği bir saldırı, hem de şanlı Türk ordusunun üniformasını taşıyanlarca yapılabilmiştir. O şanlı orduya ve o üniformaya verilecek zarar düşünülmeksizin. O asil üniformanın ruhundan bir nebze olsun nasiplenemediklerini gösterircesine…

İçerisinde çok sayıda milletvekilinin, polis ve diğer çalışanların olduğunu bile bile ve ölümlerini hedeflercesine…

Vatanseverliğe ve herhangi bir inanca sığmayacak şekilde, hunharca ve adeta Müslümanlığını inkâr edercesine…

…..

Hayır, bu hain soysuzlar ve iplerini elinde bulunduran dış güçler (siz onları iyi bilirsiniz) hiç heveslenmesinler. Biz büyük, çok büyük bir milletiz. Onlar iyi bilirler ki, kastedilen büyüklük, ekonominin rakamları ve istatistiksel tablolarla izah edilemez ve anlaşılamaz. Türkiye’nin büyüklüğü, uzun şanlı geçmişi ve milletinin vatanseverliğiyle ilgili, çok çok özel bir durumdur.

Böyle olduğu içindir ki, başta İstanbul ve Ankara olmak üzere, darbe girişimine sahne olmuş tüm bölgelerimizdeki kamu ve özel mülkiyete ait yerlere verilmiş olan zararları tez zamanda karşılar, bireylerin mâruz kaldıkları kayıpları da en kısa sürede tazmin ederiz.

Bundan kimsenin en küçük bir şüphesi olmadığı gibi, zararı karşılanan kimi vatanseverlerin, devletin yaptığı ödemeyi kabul etmedikleri de, her türlü takdiri hak edecek şekilde görülmeye, duyulmaya başlanmıştır.

Bu cümleden olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde meydana gelen ağır hasar da en kısa sürede giderilecek, sanki hiç yaşanmamış gibi, her şey ve her yer eski haline döndürülecektir. Bu millete üye olma şerefine ve ayrıcalığına nâil olan ve bunun için her daim şükreden bir Türkiyeli olarak, bu konuda en küçük bir kuşkum bulunmuyor.

Bunlar hallolacak, bütün yaralar sarılacak, kurumlar onarılacak, bireysel zararlar tazmin edilecek, tüm olumsuzluklar olumlu konuma döndürülecektir.  Ancak ne var ki, Meclis’e yapılan saldırı, yaşadığı sürece hiçbir vatansever tarafından unutulmayacak; aksine, yüreklerde ağır bir yangın ve buğulu gözlerle, kimi zaman da gözyaşlarıyla hatırlanacaktır.

Elbette, asker kıyafeti giymiş FETÖ’cü hainler ve yaptıkları büyük ihanet de asla unutulmayacak ve daima hatırlanacaktır. Ne ki, yoğun bir nefret duygusu ve beddualar eşliğinde…

http://enpolitik.com/kose-yazisi/343/milleti-kalbinden-vurmak.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar