ASIL İHANETİ YENEREK GÜÇ KAZANDIK

Hiçbir yılın öncesi ve sonrasından, hiçbir günün diğerinden, hiçbir hamlenin, hiçbir şeyin, hiçbir sözün diğerinden bağımsız, bağlantısız olmadığı gelişmelerde Türkiye müthiş öngörülü ve tedbirli davrandı, davranıyor.

Zamanında kaydedilmeyen bir başarı, bugün başarısızlığı etkileyen faktör olabilirdi. Her şey birbiriyle bağlantılı. Türkiye siyasi istikrardan halk ve devletin bütünleşmesine, sağlam ekonomiden kendi silahını üretmeye, iç işleyişine zarar veren paralel çete unsurlarını temizlemeye kadar birbiriyle bağlantılı gelişmelerde başarı göstermemiş olsaydı, şimdi ne Cerablus çıkarmasını yapabilirdi ne de ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden karşısında böyle kendine güven içinde ve cesur konuşabilirdi. Biden’ın ziyareti geldiğimiz noktanın derinlikli şifrelerini açığa vurması bakımından ilginçtir.

Bu ziyaret ABD için çok talihsiz bir dönemde gerçekleşmiştir. Bu aşamadan sonra ABD bizim için öngörüleri tutmamış, planları bozulmuş, etkisi azalmış, sözü değerini yitirmiş, güven sorunu olan bir devlettir. NATO şemsiyesi altında birlikte olduğumuz ABD’nin öteden beri yalandan da olsa ifade ettiği dostluğunda samimi olmadığı ortaya çıkmıştır. Dahası devlet, ülke ve millet varlığımızı imha etmeyi amaçlayan bir hareketi, üst akıl olarak yönetir, yönlendirirken suçüstü yakalanmıştır. O yakalanmayla maskesi bir kez daha düşmüştür. Elindeki imkân, silah ve malzemeler alınmıştır. Dost olmadığı bir kez daha ortaya çıkmıştır. Hâlâ durumu yalanlarla idare edeceğini sanmaktadır. Daha da kötüsü doğru söyleme kabiliyetini yitirmiştir. Yani onun gerçeği kalmamıştır. Doğrusu bile yalandır. Ancak artık bize düşmanlık yapma yeteneği de gittikçe azalmaktadır.

Günlük amaçları da ihmal etmeyerek harekete geçen milli akılla, artık kendimize yetecek düzeyde sahip olduğumuz imkânları da kullanarak tarihsel yürüyüşümüze kaldığımız yerden devam etmekteyiz.

Biden, Ankara’da çok soğuk hatta asık suratla karşılandı. Evvela onun vali yardımcısı tarafından karşılanması bir aşağılanmadır. Bu diplomatik nezakete uyar mı? Onlar bizi topyekûn imha etme planlarını nezaket kurallarına uygun olarak mı uygulamaya geçirdiler? Sahteliğin, sahtekarlığın lüzumu yok. Ne yapılsaydı, bize bir iyilik düşünerek darbe yapmaya çalıştıkları için çiçeklerle mi karşılasaydık? Ne iyi ettiniz de işbirlikçi çetelerinizle üzerimize ateş açtınız mı deseydik? Keşke Cumhurbaşkanımıza suikast planınız başarılı olsaydı mı deseydik? Maalesef bu ihanetleri ABD’den övgü almak için yapanlar gibi alçak mı olsaydık? Bütün yaşananlardan sonra onu ülkemize kabul ettiğimize şükretsin.

Biden’a, başta uçak ve helikopterlerce bombalanan yerleri göstererek Meclis ve Külliyeyi gezdirdiler. “Sizin çocukların yaptıklarını gözlerinle gör” dediler. Sonra hem Meclis Başkanı, hem Başbakan ve hem de Cumhurbaşkanı, karşılarına alıp soğuk bir edayla sitem ve tazirlerini bildirdiler. Zaten Biden daha gelmeden Cerablus operasyonu başlatılarak tarihi bir mesaj verilmişti. O mesaj, itibar görmesi için hiç değilse bundan sonra dürüst politikalar izlemesi, değilse bizim bölgeye her şeyimizle müdahale etme hakkımızın da gücümüzün de, cesaretimizin de olduğuydu. ABD tam bir itibar ve güven kaybına uğramıştı. Argo tabirle artık kimsenin onu taktığı yoktu. Çünkü özellikle uluslararası ilişki boyutuyla devlet yönetmek ciddi bir iştir. Kendi fitne ve fesatlıklarınızla gizli kapaklı işler çevirip bunu da dost görünerek yaparsanız işte böyle suçüstü yakalanırsınız ve gıkınız da çıkmaz. Çıkamaz.

Haklılık insana gerçek bir güç kazandırır. Haklı olmanın verdiği güçle Türkiye siyasileri, bu gelişinde Biden’e hep tepeden ve adeta acımaklı baktılar. Adeta onu azarladılar. Tabir yerindeyse kulağını çektiler. Koskoca ABD başkan yardımcısının düştüğü hallere bakın. Zaten özel başka çabalara gerek kalmadan o suçlarının farkında olan mahcubiyetle süklüm püklümdü. Durumu diplomatik ifadelerle, ortalama laflarla geçiştirmeye çalıştı. Özür diledi. Bu özür aslında bir itiraf ve pişmanlık beyanıydı. Yani adeta şöyle dedi: “Evet bu darbeyi biz planladık. Çok esaslı hazırlıklarımız vardı. Son ana kadar başaracağımızı ümit ederek bekledik. Ama beklemediğimiz tarzda çok şiddetli ve kararlı tepki verdiniz. Devleti ile bütünleşen halkınızın ölümüne direnişi bizleri çaresiz bıraktı. Şok olduk. O şaşkınlıkla aklımız, dilimiz tutuldu beyanat veremedik. Bizi affedin. Bir daha böyle bir yaramazlık yapmayacağız. Yine dost kalalım.” Tam da böyle dedi.

Türkiye tarafı da en yüksek seviyede bundan böyle ABD’ye inanmadıklarını, inanamayacaklarını, nezdimizde korkunç itibar ve güven kaybı yaşadıklarını, ihanet ettiklerini, yine de dostluklarına ilişkin iyi niyetlerini gösterecek fırsatları olduğunu, bunu Suriye’de DAEŞ ve PYD’den desteklerini çekerek gösterebileceklerini. Bu iyi niyeti göstermeseler de Türkiye’nin bölgede ABD’nin karanlık planlarına izin vermeyeceğini, bunun için her şeyi göze aldığını, başlayan operasyonun bu kararlılığın göstergesi olduğu söyledi. Önüne inkâr edemeyeceği dosyalar, bilgiler, belgeler kondu. Sonuç itibariyle bugünden itibaren Türkiye bağımsızlık yolunda dev bir adım daha atmıştır. Hatırlarsanız üst düzey bir ABD’li yetkili bir soru üzerine “Türkiye artık sözümüzü dinlemiyor.” demişti. Bu söz siyasi bilinç ve iradenin geldiği noktayı izah açısından önemlidir. Demek ki, eskiden okyanuslar ötesinden talimat veriliyor, Türkiye’de buna uyuyordu. Bu itiraf, artık ülkemizin talimatlarla yönetilmediğini de kanıtlıyordu.

Türkiye kadim, köklü bir devlettir. Söylemeyi de dinlemeyi de bilir. Yeter ki siz bir oyun ve dayatma içinde olmaksızın anlatın ve dinleyin. Milleti aptal kendinizi akıllı sanmayın. Kendinizi efendi, dışınızdakileri köleniz sanmayın. Geldiğimiz bu aşamada aştığımız çok önemli kritik eşikten sonra, artık kendinizi yeniden gözden geçirin. Bir yerde öyle bir hata yapıyorsunuz ki, yaptığınız hiçbir iyiliğin kıymeti kalmıyor. ABD’yi hatalar zincirine mahkûm eden kuşatma, onun büyük, asil devlet olmasını engelleyen asıl sebeptir. Bunun ne olduğunu sonra konuşuruz.

Yıllardır özenle, itinayla izlenen milli siyaset ilk ciddi sonuçlarını vermeye başlamıştır. Bölgede etkin güç olmamızı önleyen veya geciktiren kimi eksiklikler olabilir. Bütün bunlar üç beş yıl içinde telafi edilmeyecek eksiklikler değildir. Önemli olan bünyenin içinde barındırdığı mikroplardan, zehirden temizlenmesidir. Bu olmuştur. Türkiye ihaneti yenmiştir. Türkiye asıl ihaneti yenerek güç kazanmıştır. Gerisi kendiliğinden gelecek ve durdurulamayacak bir süreç olarak zaten ilerleyecektir. Allah’a, ahrete, hakka, hukuka, adalete inanan bu aziz milletin salih amellerinin mükâfat olarak karşılığı durdurulmaz, engellenmez  yürüyüşümüz olur inşallah.

http://enpolitik.com/kose-yazisi/366/asil-ihaneti-yenerek-guc-kazandik.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar