Doğu'ya Karşı Batı Tercihi

Eklenme Tarihi: 08.01.2020 08:12:45 - Güncellenme Tarihi: 27.01.2020 22:42:45

Peyami Safa’nın eserlerinde kadının rolü seçiciliktir.  Olay nasıl gelişirse gelişsin söz konusu kadının işlevi değişmemektedir. Türk toplumunun, Doğu- Batı uygarlığı arasında karar kılamamak ve Batı tarzı bir hayata özenmenin, özelde genç kızlar, genelde de kadınlar için nasıl olumsuz sonuçlar yarattığını  romanlarında göstermektedir. Kadının belirleyiciliği toplum için de geçerlidir.  Toplumun o ya da bu yana meyletmesi kadının davranışlarıyla orantılıdır. Kadın toplumda motor güç olarak görülmüştür. Bütün değişimler kadın üstünden gerçekleştirilmeye çalışılmıştır. Batılı yaşam tarzının ülkeye getirilmesi için de en uygun  araç bu bağlamda yine kadındır.

Temelde madde-ruh karşıtlığını temsil eden iki erkeğin yapısal açıdan işlevi seçenek olmaktır. Kadının seçicilik işlevi, romandaki durum değişikliğini meydana getirmek görevini de ona yükler.  Romanın başlangıç durumu, kadının iki seçenek arasında bulunmasıdır ve durumun değişmesi kadının kararına bağlıdır.

“Birçok hastalıkların sebebini hastanın vücudundan evvel hayatında aramak lazımdır.  Yani hastalık çok defa kaderin  aksiliklerine karşı  ruhun ve onun peşinden  vücudun isyanıdır.” diyen Peyami Safa’nın kadına karşı  genel olarak hasmane   tutumunun  asıl nedenini, Dokuzuncu Hariciye Koğuşu’nda  dile getirdiği üzere, akrabalarına ait köşkte tedavi olmak amacıyla kalırken yaşadığı aşk ilişkisine bağlayabiliriz. Dokuzuncu Hariciye Koğuşu’nun otobiyografik bir eser olduğunu hatırlarsak, anlattığı kişinin de kendisi olduğunu anlarız.  Kemik veremine yakalanmıştır, on dört - on beş yaşlarındadır.  Bu romandaki aşk ilişkisi, paşanın kızı Nüzhet, Dr. Ragıp ve fakir genç üçlüsü arasında yaşanmaktadır. Fakir genç ile Nüzhet arasında, Fransız hayranı paşanın Erenköyü’ndeki köşkünde aşk ilişkisi başlar. Peyami Safa burada misafir kalmaktadır.  Nüzhet,  konakta kalan bu hasta gence,  ilk başlarda aşk ilişkisi konusunda ümit verdiği halde, kısa sürede umulmadık şekilde Dr. Ragıp’la evlenerek Berlin’e gider. Yazar bundan sonra eserlerinde  kadın kahraman olarak Nüzhet’in özelliklerini - piyano çalmak, Batı terbiyesi almak vs.- taşıyan kişileri tercih eder.  Buna göre Nüzhet’in karşısında iki erkek vardır. “ Biri, Türkiye’de Batı etkisine isyan eden, fizik yönden zayıf, fakir bir genç; öteki, başarılı,  zengin, zarif,  ‘amelî ve haricî’  bir zekâya sahip, ama basit bir insan.”  Öteki olarak tarif ettiğimiz genç Dr. Ragıp’tır. Dr. Ragıp’ın okuduğu okulun etkisiyle biçimlenen kozmopolit düşünceleri bulunmaktadır.

 

Peyami Safa, aşktaki ilk rakibinin Batı kişiliğini kendisi açıklar şu cümlelerle:    Ecnebi mekteplerini işgal suretiyle manevi kapitülasyonları kaldırdığı için hükümeti beğeniyordum.  Bu mekteplerin benim aşkımda rol oynayacak kadar ileri gideceklerini evvelden tahmin edemediğim halde.

Doğu- Batı açmazında,  ergen yaşta yaşadığı  aşk olayı üstünden hareket ederek, Dr. Ragıp ile kendisinin, Nüzhet tarafından zihnen karşılaştırılması gibi,   Doğu kültürü ve Batı kültürünü yazar karşılaştırmış ve Doğu – Batı tercihsizliğine ideolojik bir elbise giydirmiştir. “ Batılı erkekler Ragıp’ın geliştirilmiş çeşitlemeleridir. Kadın kahramanların kişiliği de  Nüzhet’ten  belirgin izler taşır;  ve yazar Batı yaşayış biçimine, Batı modeli adama  duydukları zaaftan ötürü  kadınları hınçla aşağılamaktan  kendini alamaz.” Peyami Safa’nın yaşadıklarını romanlarında kullandığını düşünüyoruz.  Bunlardan en ilginç olanlardan birisi Biz İnsanlar da anlatılan aşk macerasıdır.  Bu romanında kendi sözcüsü olarak seçtiği Necati,  ortalama dokuz yaşındayken yirmi sekiz yaşındaki komşusu dul kadını nasıl sevdiğini anlatır. Arkasından Orhan’a,  aradan yirmi sene geçmesine rağmen hiç kimseyi böyle bir aşkla sevmediğini söyler.  Kanaatimizce böyle  bir aşkla sevilmeyen kişi, olsa olsa  Paşa’nın kızı Nüzhet’tir.

http://enpolitik.com/kose-yazisi/3672/doguya-karsi-bati-tercihi

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar