FETÖCÜLER, 15 TEMMUZ’DA BAŞARAMADI AMA 16 TEMMUZ’DA BAŞARDILAR

Şuna bakın ya!...
Neyi konuşmamız gerekirken, neyi konuşuyoruz?...
15 Temmuz gecesi, terörist darbe teşebbüsüne karşı bilek gücüyle direnmişiz ve bir tarih yazmışız.  Millî  iradenin çelik gibi direnişinin hazzını yaşayamamışız….  Şehitlerimize henüz üzülememişiz bile…  Türkiye’nin dünya tarihinde bir ilk olan demokratik direnişinin sosyolojisini, felsefesini ve psikolojisini yapacağımız yerde, fetöcülerin  kendilerini gizlemek için giriştikleri iftira kampanyası ile, masum insanların mağdur edilmesini konuşuyoruz.
Ben terörist darbe teşebbüsünden hemen sonra, fetöcülerin terörist darbeyi başaramamaları üzerine, ikinci etap olarak çıkaracakları fitneye dikkat çekmiştim.
Terörist darbe teşebbüsü bu ülke insanını birbirine kenetledi ama, hemen ardından başlatılan iftira kampanyaları ile pek çok insan fetöcü diyerek mağdur edilmeye başlandı. Darbe gecesi yankın altında veya üstünde olması muhtemel insanların, darbecilerle aynı nezarette kaldıklarını bilmek kahrediyor beni.

İŞTEN ATILMALAR

1 Eylül günü Resmi Gazetenin mükerrer sayısında yayınlanan 672 sayılı  Kanun Hükmünde Kararname ile 42 bin civarında insan kamu görevinden atıldı.   
Yıllarca bu devletin bütün imkanlarını sömürerek semiren fetöcülerin devlet katında bir tek kılının bile kalmasına razı değilim. Soru çalan, kurumlarındaki birimlerindeki başarılı insanları bezdirerek meslek dışına atan, kurudkları kapalı devre para işletme sistemiyle milyarları söğüşleyen  ve bütün bunlar yetmezmiş gibi 17/25 Aralık’ta millî iradeyi al aşağı etmeye kalkan bu rezillerin, devlet kapısında köpek bile olmalarına gönlüm razı olmaz. Hepsi de sıçan gibi teker teker enselerinden tutulup devlet kapısı önüne bırakılmalıdır.
Fakat, işler, gönlümüzün istediği gibi olmuyor maalesef.

FETÖCÜLERİN FİTNESİ

Bugünlerde, devlet fetöcülere karşı hassasiyet geliştirmişken, bundan istifade etmeye çalışan fetöcüler, kraldan daha kralcı olup etraflarındaki bazı temiz insanları ispiyonlamaya başlamışlar. İspiyonlananlar soruşturmaya tabi tutulmadan ve yargılanmadan kapının önüne kondular. “Efendim, fetöcüler başarsaydı, yarılamadan asacaklardı” diyerek, hukuksuzluğu meşru göstermeye kalkmayalım ve eleştirdiklerimize benzemeyelim. (İşten çıkarılanların arasında, fetö ile ilişkisi olmayıp da başka sebeple çıkarılan varsa, onu da bilelim.)
İnanıyorum ki, yargılamadan önce, hiç olmazsa bir soruşturma açılsaydı bu kişiler hakkında, pek çok doğru ve gerçek ortaya çıkardı. Bunun sonucu olarak da pek çok insan mağdur olmazdı.
2 Eylül sabahından itibaren, tanıdığımın 10 kadar öğretim üyesi ve öğretmenin sorgusuz sualsiz kapı önüne konduğunu öğrendim.  Bunların fetö ile uzaktan yakından alakası olmadığından adım gibi eminim.  Şayet bu sayı daha çok ise, vahim bir durumla karşı karşıyayız demektir.
Tekrar ediyorum; devlet katında fetöcülerin kılı bile bırakılmamalıdır ama bu iş filin züccaciye dükkânına giremesi gibi de yapılmamalıdır.

YASALLIK VE İTİD L

667 sayılı KHK’da “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen “ personelle ilgili olarak komisyon veya kurul kararı ile görevden çıkarma kararı verilebilir ama mezkur kanun idarî soruşturma yolunu da açık bırakmaktadır. Bu çerçevede, hiç olmazsa idarî soruşturmalar çerçevesinde işlem yapılsa, doğruyu bulmakta bir merhaleyi aşmış olacaktık. Uygulamayla, insanlar, neyle suçlandıklarını bilmeden genel bir ifadeyle “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirildiği” gerekçesiyle mağdur, mazlum ve makhur duruma düşürülmekte; toplumda ah’lar yükselmektedir. Unutmayalım, mazlumların ahı, yürek yangınını da yansıttığından, ülkeyi yakar; fetöcüler de kına yakar.
Son günlerde fetöcü fitne,  toplumsal dokuda güvensizliğe yol açacak bir vaziyeti intaç ettirmek üzeredir. 15 Temmuz gecesi başaramayanlar, 3 Ağustos günü yazdığımız yazımızda dediğimiz gibi,  darbenin ikinci etabıyla başarıya ulaşmaya mı çalışıyorlar? 
Anlaşılan bu işten çıkarma dalgası birkaç defa daha gelecek. Şayet özenli bir tavır sergilenmezse, mağdur, mazlum ve  makhurlar kitlesi daha da genişler ve bu da Ak Parti’ye olan güveni zedeler. Bu güven zedelenmesinin farkına varan fetöcüler, fitneyi daha da yayma gayretine düşerek Tayyip beyi ve iktidarı yıpratmak için ellerinden geleni artlarına koymazlar.
***
Bu yazıyı yazarken yüreğim iki açıdan yanıyor. Biri, masum insanların, ekmeklerinin ellerinden alınarak mağdur edilmeleri; diğeri de göz göre göre Ak Parti’nin altının oyulmaya çalışılması.
***
Son söz: FETÖ ve PKK gibi terör örgütleriyle “irtibatı ve iltisakı” olanlar kamudan tasfiye edilirken, bu defa ağırlık fetöcülere verilmiş. Bundan sonraki dalgada PKK ile “irtibatlı ve iltisaklı” teröristlerin kapının önüne konması sağlanmalıdır.

http://enpolitik.com/kose-yazisi/378/fetoculer-15-temmuzda-basaramadi-ama-16-temmuzda-basardilar.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

Prof.Dr. Mehmet Zeki AYDIN
04.09.2016 02:40
Hocam, tespitleriniz için teşekkür ve tebriklerimi sunuyorum. Aynen benim yaşadıklarımı anlatmışsınız.

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar