BAYRAM HAVASI ESTİRMEK

Milletin güvenini ayağa kaldıracak hamleler yapılmalı, yüzleri güldürecek mesajlar yayılmalı. Bayramı bayrama çevirmek için vakit çok fazla değil!

Her gün Ankara’nın kenarı sayılabilecek bir semtinden merkezine seyahat ediyorum. Metrodan inince çarşılardan geçiyorum...Yaz tatili hâlâ bitmemiş gibi. Adı güya değiştirilen “Kızılay” kuru kalabalık bakımından bile tenha...

Oysa eylül ayındayız, yani mevsim başında; üstüne üstlük bayrama 5 gün var...

Bayram havasının sokakta, çarşıda, pazarda hissedilmesi gerekmez mi? Her yer cıvıl cıvıl olmalı değil mi?

Alışveriş yok sanki. Halkın yüzünde sevinç ve heyecan görünmüyor. Gözler parlamıyor.

Kuru kalabalıklar arasından geçiyorum.

Türkiye büyük bir zihin karışıklığı içinde. Bir taraftan da büyük bir bürokratik merkez olan Başkent’te işinden edilen onbinler var. Belirsizlik büyüyor ve kitleleri ister istemez etkiliyor.

Müthiş bir saldırıya maruz kaldık, karşılık verdik ve başardık. Darbeye milletçe dur dedik. Mutlu olmalıyız, sevinmeliyiz. Tıpkı darbeyi savdıktan sonra olduğu gibi birbirimizi kucaklamalayız, selâmı sabahı eksik etmemeliyiz.

Öyleyse neden bu tutukluk? Hatta burukluk?

Vakit geçirmeden millete olumlu mesajlar vermeliyiz, bayram havasını estirmek yöneticilerin işi. Âcilen, suça bulaşmış olanlar dışında bütün kesimleri kucaklayan sıcak mesajlar yayılmalı. Mağdur olanların mağduriyetinin giderileceği açık ve net ilan edilmeli. Eğer darbeci örgütle ilgili operasyonlar yapılmaya devam edecekse, bunun tantanalı şekilde yapılmasından ve ilanından vaz geçilmeli.

Adalet, hukuk sükuneti sever. Gürültüde, nümayişte adaletin nefesi kesilir, hukukun ayarı bozulur.

Darbecilerin tecziyesi için gerekenler, usulet ve suhuletle yapılmalı. Gecikmeden mahkemeler kurulmalı, sonuçlar ortaya çıkmalı. Hüküm işte o zaman verilecek. O hüküm neyse, icabı yapılır. Millet de adaletin hükmünden mutmain olur.

Şu anda hüküm yok, isnadlar kesin hüküm addediliyor. Kasıtlı ihbarlar, iftiralar gırıla gidiyor ve işin tuhafı bunlar ciddiye alınıyor.

Devlet kendisine yirmi-otuz yıl hizmet etmiş görevlisini dinlemek ihtiyacı duymadan kapının önüne koyuyor.

Devlet dedikodu ile tasfiye yapmaz, hukuk rivayetle hüküm vermez.

Devlet şunu diyebilmeli: “Sen şu suçu işledin, mahkemede aklanana kadar görevine son verdim!”

Bunu diyemiyorsak, yönetimin temel ilkelerinden, hukukun esas prensiplerinden uzaklaşıyoruz demektir. Bu hükümet güvenliği tesis etmekte gösterdiği kararlılığı hukuku, adaleti sağlamakta da göstermek zorunda.

Güvenlik başkadır, güven başkadır. Bugün Türkiye’de güvenlik meselesinden çok, güven meselesi ile karşı karşıyayız.

Milletin güvenini ayağa kaldıracak hamleler yapılmalı, yüzleri güldürecek mesajlar yayılmalı. Bayramı bayrama çevirmek için vakit çok fazla değil!

http://enpolitik.com/kose-yazisi/394/bayram-havasi-estirmek.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar