YAKIN TARİH HİPERMETROPLARI!

15 Temmuz, bir zamanların darbe kuşu Emin Çölaşan’ın kimyasını bozdu. Aslında 15 Temmuz değil de 16 Temmuz demek lâzım... Muhtemelen 15 Temmuz akşamı televizyonun başına büyük bir heyecanla oturdu; kuruyemişini ve atatürkçü likitini de yanında hazır etti. Yarın için darbe zaferi yazısını tasarladı. Muhtemelen TRT’den Yurtta Sulh Konseyi’nin bildirisi yayınlandığında heyecanı doruğa çıkmıştı. Fakat...16 Temmuz sabahına uyanıldığında görüldü ki millet, darbecilere geçit vermemiş; şehadeti göze alarak tankların karşısına çıkmıştı.

Oyun kurulmuştu ama darbesavarlar, bu oyunu bozmuştu.

Çölaşan’ın darbe sonrası ilk yazısını okuyanlar, bu kırılmayı bütün açıklığı ile görürler.

Sonra mecburi izne çıktı...

Gerçi yaz sonuna yaklaşıyorduk. Fakat hazreti hararet bastığından değil, Sözcü’nün Cumhurbaşkanı ve hükümet karşıtı siyasetinden “U” dönüşü yapmasından kalemi kilitlendi. (Muhtemelen daktilo kullanıyordur; müteveffa Ecevit gibi, o halde “daktilosunun tuşları kilitlendi” diyebiliriz.)

Bizim düşündüğümüzü okuyucuların da düşündüğü ve gazete yönetimine baskı yaptığı için yazıya dönmek zorunda kaldı. Ne yazacak?

Yakın tarih hamaseti imdadına yetişti. Zaten eski tarz yazsa, Sözcü’nün nazik durumu yüzünden yazıişleri engel olur. O da en cazip mevzuyu seçti: 9 Eylül İzmir’in Kurtuluşu...

İşte böyle bir yazı için harika bir başlangıç: “Sevgili okuyucularım, ne acıdır ki yakın tarihini bilmeyen ve öğrenmek istemeyen bir millet hâline dönüştük.”

Bu samimi itirafdan sonra ne beklenir? Yazar, size doğru bilgilere dayanan bir nefis yazı vaad ediyor.

Keşke vaadini tutsa idi.

Ankara Koleji’nde okuduğunun üzerine birkaç kitap okumak zahmetine girse idi...

1.Dünya Savaşı’nda mağlub olup teslim olmuşuz. Mondros, mütareke (ateşkes) değil, teslim anlaşması imiş!

Irak, Suriye, Ürdün, Filistin elimizden çıkmış!

O zaman Ürdün diye bir yer yok, koca Arabistan var! Suriye, Filistin diye sayarsan, Lübnan ne oldu diye sorarlar!

Mondros’tan sonra İstanbul, İngilizler ve Fransızlar tarafından işgal edilmiş! İtalyanlara ne oldu?

Garp Cephesi kurulmuş, başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Garp Cephesi kumandanı İsmet Paşa imiş... İsmet Paşa’nın emrinde iki ordu varmış, birinin kumandanı Yakup Şevki Paşa, diğerininki Nureddin Paşa imiş...

Albay İsmet’den de önce Kuva-yı Milliye ve Garp Cephesi’nin kumandanları Ali Fuat Paşa yok, Refet Paşa yok... İsmet Paşa’nın Garp Cephesi Kumandanlığı, 3 Mayıs 1921’dedir. Yakup Şevki Paşa, 1921’in son aylarında Garp Cephesi’nde görevlendirildi; Nureddin Paşa, 29 Haziran 1922 tarihinde 1. Ordu Komutanlığı’na tayin edildi.

Öyle anlaşılıyor ki yazar, henüz 15 Temmuz darbesinin savulmasının tesirinden kurtulamamış... Yakını görememe hastalığı devam ediyor. Aynı gazetede tarihçiliğe soyunan bir yazar daha var: Uğur Dündar.

O da Yunan ordusu denize döküldükten sonra ordumuzun Çanakkale’de İngiliz askerleri ile karşı karşıya gelmesi hikâyesini anlatıyor. Güya Mustafa Kemal Paşa, bu vak’ada silah atmadan zafer kazanmış.

Ne zaferi yahu? İngilizlere zafer ve toprak bahşetmektir bu!

Ordumuz o zaman İngilizleri Çanakkale’den ve İstanbul’dan sürüp atsa idi, tarih farklı yazılacaktı. Çanakkale’de durduk; İngilizler, Lozan’da Boğazlar üzerindeki kontrolümüzü imkânsız kıldı. Çanakkale harb sahasında İngilizler, mezarlıklar, anıtlar inşa ederken biz bir tek şehidlik bile yapamadık. Çünkü adeta oralar bizim toprağımız değildi. 1936’da Montrö Sözleşmesi ile Boğazlara asker sokabildik.

Montrö nereden çıktı?

1930’larda Almanya’da Hitlerin emrivâkileri, İngilizleri korkuttu. Boğazlar üzerindeki hükümranlığımızı böylece tanımak zorunda kaldılar.

Meşhur bir yalanı da tekrarlamaktan geri kalmıyor Uğur Dündar. İngiliz Başbakanı Loyd Corc, Çanakkale’de M. Kemal Paşa’nın tutumu yüzünden istifa etmiş. Loyd Corc’un kabinesinde bakan olan Churchill, hatıratında Başbakan’ın istifasının İrlanda meselesi ile ilgili olduğunu açık açık yazıyor.

http://enpolitik.com/kose-yazisi/395/yakin-tarih-hipermetroplari.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

Mehmet
13.09.2016 11:51
Sayın Mehmet Doğan, Atatürk likiti ne demek?Ayrıca yanılmıyor isem Mustafa Kemal yıllar önce tek eğitimin yanı sıra tekke ve zaviyeleri kaldırmıştı. 90 yıllıl bir öngörüye sahip birilerine ihtiyacımız var. Osmanlı osmanlı diyoruz. Bakın bugün Osmanlının yıllarca hakim olduğu sonrasında 40-50 yıl İngilizlerin hakimiyetine geçen hatta kiralanan yerler hep osmanlı düşmanı ingiliz hayranı bu nasıl yapabiliyorlar.
Mehmet
13.09.2016 11:51
Sayın Mehmet Doğan, Atatürk likiti ne demek?Ayrıca yanılmıyor isem Mustafa Kemal yıllar önce tek eğitimin yanı sıra tekke ve zaviyeleri kaldırmıştı. 90 yıllıl bir öngörüye sahip birilerine ihtiyacımız var. Osmanlı osmanlı diyoruz. Bakın bugün Osmanlının yıllarca hakim olduğu sonrasında 40-50 yıl İngilizlerin hakimiyetine geçen hatta kiralanan yerler hep osmanlı düşmanı ingiliz hayranı bu nasıl yapabiliyorlar.

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar