SEN-BEN KAVGASININ SON HALİ

Sen-ben kavgasının son hâli: “Sensin!”, “Hayır sensin!”

Yahut, “Ben değilim, sensin!”

15 Temmuz merdut darbesinin hasar tesbiti, maddî anlamda yapılmış olabilir. Hasar tesbiti yapılınca,

tamiri hususunda gereken yapılır. Bugün değilse de yarın... Maddî anlamda tamirat zor değil.

Peki manevî hasarları ne yapacağız?

Zihin hasarlarını nasıl onaracağız?

Ülkemizin basın yayın araçlarında icra-yı meslek eden çok sayıda yazarın “fetöcülük” ihbarlarıyla

birbirlerini ifna etmeye çalıştığı görülebiliyor.

Onlara bakarsanız, basın yayın alanında da tasfiye yapılmalı. Sadece “fetö”nün yeniçeriliğini

üstlenmişler değil; farklı yayın organlarında kalem oynatan birçok şahsiyet de “örgüt”ten.

Bu meyanda mürekkep tüketen yazarlarımızın listelerini dikkate alırsak, bilhassa muhafazakâr-İslâmcı

basında yazar kıtlığı çekmemiz mukadder.

Bu sen-ben kavgasının iki vechesi var. Birincisi, kendi konumunu sağlama almak. Bunun için etkili

isimleri etkisizleştirmek gerekiyor. İkincisi, Türkiye’nin yakın dönem basın ve düşünce hayatının

gerçeklerini yok saymak.

Türkiye’nin 1980 sonrası basın yayın ve düşünce hayatı serinkanlılıkla değerlendirilmezse, bu

suçlamaların sonu gelmez.

Sayın Cumhurbaşkanı, neden “Yanlış yapmışız, özür dileriz.” dedi?

Bu ülkede bir fikir iklimi, bir yayın iklimi var ve bu iklimin alt iklimleri mevcut. En geniş iklim diyelim ki

muhafazakâr-İslâmcı iklim olsun. Bu iklimin kuşatıcılığı, şimdi birbirini itham edenlerin suçlama

mevzuu olan kesimle ilişkilerini geçmişte olağan kılıyordu.

Zamanla şeytanlaşan FETÖ medyası için bir zamanlar “böyle bir dönüşüm geçirecekler” dense,

inandırıcı bulunabilir miydi?

İki binli yıllarda, bilhassa AK Parti’nin iktidar döneminde etkili bir mekanizmaya dönüşen cemaat,

sadece askeriyeyi, adliyeyi değil, basın alanını da kontrol etmeye yürüdü.

Bu ülkede, basın işin içinde olmadan darbe olmaz!

Farklı kesimlerden elemanları ve yazarları bir araya getirip gazeteler kurdular/kurdurdular. Operasyon

maksatlı bu yayın organları, bilhassa Ergenekon davaları sürecinde müthiş etkili oldu.

Şimdiki durum: Operasyon bitti; fakat kavga bitmedi.

Bu vesile ile basın yayın alanına dahil olanlar, sıçrama yapıp merkez medyada yer edindiler. Şimdi

kendi etkili konumlarının geçmişinden ürkmekte haklılar!

Önümüzdeki günlerde başlayacak yargılama süreci, bu konuları da içine almak zorunda. İşte dananın

kuyruğu asıl o zaman kopacak!

Ben-sen kavgası yerine, adaletin tesisi talebini yükseltmeliyiz!

Bugün 6 Ekim: Asıl fail sırıtmaya devam ediyor!

6-8 Ekim, bölücü terör örgütünün o zamana kadar yakalayamadığı bir kargaşalık ortamı olarak tarihe

geçti. Sivil unsurlar, silahlı unsurları hedeflere sevk etti ve çok sayıda vatandaşımız hayatını kaybetti.

Gencecik vatan evlatları şehid edildi. Yasin Börü ismi, işte bu kanlı günlerin sembolü. Yasin Börü

dâvası ne âlemde? O masumun katline ferman verenlerin elini kollunu sallayarak dolaşmak bir yana,

milletin gözünün içine baka baka sırıttığı bir ülkede adalet hissi nasıl ayakta kalır?

http://enpolitik.com/kose-yazisi/456/sen-ben-kavgasinin-son-hali.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar