KÜTÜPHANESİZ ÜNİVERSİTE YA DA BURÇSUZ KALE

Üniversiteler, bir ülkenin çok yönlü gelişmesinde ve kalkınmasında lokomotif kurumlardandır. Üstelik en öndekilerden…

Onlara bu ayrıcalığı ve kıymeti veren ise, içinden geçmekte olduğumuz çağa da ismini veren “bilgi”yi üretmeleri ve elde edilen bilgileri yeni bilgi üretiminin yanı sıra, farklı üretim/sanayi sektörlerinin kullanımına sunuyor olmalarıdır.

Başka bir tanımlamayla, merakın, sorgulamanın araştırmanın, keşfetmenin ve nihayet, elde edilen araştırma bulgularının, bilim alanları ile ekonominin emrine hazır duruma getirildiği muhkem kalenin diğer adıdır üniversite.

Elbette, araştırmanın yanı sıra, sunduğu kaliteli eğitim-öğretim faaliyetiyle de, yarının profesyonellerini yani insan kaynaklarını yetiştirmektedir, üniversite adlı bu aktör kurum…

Doğal olarak, bu önemli işlevlerini başarılı bir şekilde yerine getirme noktasında, birtakım temel girdileri ve alt yapı kurumları söz konusu üniversitenin. Olmazsa olmaz niteliğinde… Yani yaşamsal düzeyde önemli... Ve pek kıymetli… Olmadığı zaman üniversitenin eksik kalacağı...

“Bilgi/ enformasyon” unsuru ile önceden üretilmiş bilginin bünyelerinde yer aldığı, farklı tür ve formattaki bilgi kaynaklarını sağlayarak etkin şekilde hizmete sunan “kütüphane” biriminden söz ediyorum.

Üniversitedeki bölümlerin konu alanlarına yönelik olarak oluşturduğu kitap, dergi, veritabanı gibi bilgi kaynaklarıyla, üniversitenin araştırma-geliştirme ve eğitim-öğretim faaliyetlerine zemin hazırlayarak, bu faaliyetlerin “bilgi” temelinde yapılandırılmasına gayret eden ve bu bağlamda da baş tacı edilmesi gereken “hayatî birim”den.

Ve tabii ki, serbest okumalar için edebiyat, sanat, kültür, müzik vb. başlıklara yönelik koleksiyonu ile de yaşamsal olan birimden…

Tüm bu bilgi kaynaklarını çeşitli yollarla sağlayan kütüphaneler, söz konusu kaynaklara en etkin biçimde erişilebilmesi için de, birtakım uluslararası standartlar ve sistemler çerçevesinde düzenleme (kataloglama, sınıflama…) çalışması yürütürler; üniversitelerin Bilgi ve Belge Yönetimi bölümlerinden mezun uzman kütüphaneciler marifetiyle.

Sonrası, farklı türlerdeki bilgi hizmetleri… Referans, araştırma, ödünç verme, dijital kopyalama vs. vs. vs.

Kimlere? Çeşitli statülerdeki öğretim elemanlarına, yani akademik personele… Farklı görevlerdeki idari personele… Ve tabii ki, üniversitenin canı ciğeri olan önlisans, lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerine. Bir de, üniversite dışı araştırmacılara; elbette belli kurallar dâhilinde olmak üzere…

…..

Dememiz o ki, kütüphane, bir üniversite için hayatî derecede önemli bir unsurdur. Yokluğu veya niteliksiz oluşu, yani kalitesizliği/ yetersizliği, üniversitenin varlığını sorgulanır hâle getirir. Geriletir, bitkisel hayata sokar ve nihayet “ölümüne” sebep olur.

Siz bakmayın , “şu üniversitenin çok güçlü bir kütüphanesi yok ama hayatına devam ediyor” diyenlere… Onlarınki, ya bu konudaki yüksek seviyeli cehaletleri ya da, deyim yerindeyse, züğürt tesellisinden başka bir şey değildir. Dünyaya bakarlarsa, dediğimizin ne denli tartışılmaz bir doğru olduğunu açık ve net biçimde görebileceklerdir.

Böyle olduğu içindir ki, geçen yüzyılın başında, batıdan bir üniversite rektörünün söylediği üzere, kütüphane, üniversitenin kalbidir. Hem de gelişmiş ülkelerin tamamında… O denli kıymetli… O denli vazgeçilemez…

Bir başka ifadeyle, burçları olmayan bir kale ne kadar tam, eksiksiz, korunaklı ve güvenliyse, kütüphanesi olmayan bir üniversite de, ancak o oranda güçlü kuvvetli ve tamdır.

Özcümle; “kütüphanesiz üniversite, burçsuz kaleye benzer.”

…..

Bu evrensel gerçeğe rağmen, ülkemizde, istisna denilecek kadar az sayıdaki üniversitemiz dışında, dört başı mamur kütüphanelerden söz edemiyoruz. Çünkü tepe yönetimlerinden başlayarak, idare katlarında, üniversite-kütüphane ilişkisi noktasında yukarıda kısaca aktarmaya çalıştığımız duruma yönelik bilinç konusunda derin bir boşluk bulunuyor, ne yazık ki…

Bu da kendisini, çeşitli vesilelerle yapılan konuşmalar, söz almalar, cevap vermeler, bütçe ayırmalar vs. aracılığıyla gösteriyor.

Akademik yılın başladığı şu günlerde, farklı düzeylerdeki yöneticiler tarafından üniversitelerin açılış törenlerinde yapılan konuşmaları görüyor, izliyoruz. Ve hemen hepsinin peşinden gönlümüzden dilimize şu cümleler yürüyor akınlar halinde…

Bir konuşma daha bitti... Üniversitenin içerisinde...

Duyamadan, üniversite ve kütüphane arasındaki yaşamsal ilişkiye dair üç cümle...

Ne yazık ki, böyle…

Peki, hâl böyleyken, nasıl çıkarız ülkelerarası devler ligine?

Bu, birbirinden daha burçsuz kalelerle?

http://enpolitik.com/kose-yazisi/489/kutuphanesiz-universite-ya-da-burcsuz-kale.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar