REİS ÜNİVERSİTE İŞÂRET FİŞEĞİNİ ATTI

Sayın Cumhurbaşkanımız, üniversiteler için dün ilk defa toplu akademik açılış yaptı ve üniversitelerle ilgili görüşlerini çok net bir şekilde ifade etti. En net görüşü de rektörlük seçimleriyle ilgiliydi: Rektörleri mevcut sözde seçim usulüyle belirlemek, üniversiteleri zaafa uğratıyor.

Neredeyse 10 yıldır üniversitelerde rektör seçimlerinin her açıdan yanlış olduğunu yazdım.

Dert şu:

1)    Her şeyden önce, rektörler, öğretim üyesi değil, seçmen ataması yapıyorlar. Seçimlerde kendisine oy verme temâyülünde insanların öğretim üyesi olarak atanması, “doğal seçmen” ilkesine karşı uydurulmuş bir “taşıma seçmen”lik kurumu getirmiştir.
2)    Rektörler, asla liyakete bakmadan,  kendilerine oy verenlerden oluşan bir yönetim tesis etmekte ve bu da üniversite yönetimlerini gittikçe ufuksuzlaştırmakta ve hatta üniversiteleri bürokratik cendereye sokarak aslî vazifelerinden uzaklaştırmaktadır.
3)    Üniversite yönetimleri uygun ve liyakatlilerden değil, “evet efendim”ci, yalaka, parazit  elemanlardan oluşmakta ve bu da üniversiteleri gittikçe zayıflatmaktadır.
4)    Her seçim dönemi, üniversitelerdeki dost-arkadaş ve akademik iş birliği gruplarını biraz daha minimalize etmekte ve buna bağlı olarak gruplar arası çekişmeyi daha da arttırarak çalışma barışını bozmakta; verimliliği düşürmektedir. 1992’den beri; yani rektörlerin seçimle iş başına gelmeye başlamalarından beri, her seçim döneminde parçalanan gruplar, artık neredeyse kanlı-bıçaklı düşman hâline gelmişlerdir. Bugün adliyelerde pek çok “eski dost” üniversitelilerin mahkemesi vardır. Doktora öğrencisi ile hocasının mahkemelik olduğu durumları biliyorum. Niye? Sırf rektörlük seçimlerinde farkı adayları desteklediler diye. 
5)    Farklı adayları destekleyenler, ellerine fırsat geçtiğinde, karşı tarafı yasaların bütün zorluklarını kullanarak ezmeye kalkıyorlar. (Tecrübe konuşuyor…  2002-2013 arasında 28 Şubat artığı bir rektör ve ona uşaklık yapanlarca, hakkında 18 tane soruşturma açılmış biri olarak söylüyorum bunları. 2011’de devrin değiştiğini fark etmeyip bu soruşturmalara devam eden uşakları da gördük. Bereket bu ülkede mahkemeler var.)
6)    2547 sayılı Yüksek Öğretim kanunu, rektörlere kontrolsüz bir güç vermiştir. Bunu vaktiyle “saltanat” gücü ile birleştirip “yasaltanat” şeklinde ifade etmiştim. Yasadaki gücünü, nitelikle değil de mavi boncuk dağıtarak ele geçiren bir rektör, sözde bir sosyal tabana dayanarak saltanatını sürdürmektedir.
7)    Üniversite içinde ataması ve yükselmesi gelmiş bir akademisyene kadro verip vermemek, rektörlerin iki dudağı arasındadır. Rektörlerin çoğu, liyakate falan bakmadan, kendine (veya kendinden sonrakine) oy verecek mi, vermeyecek mi, ona bakarak atama yapıyor.

Çözüm bu:
Yıllarca bu görüşlerimizi dillendirdik ve hatta rektörler için “Atayıp geçeceksin birâder!...” diye yazılar bile yayınladık.
Üniversiteler bilgi üretmekle uğraşırlar; atanmış ve nakil seçmenlerle gerçekleştirilen uyduruk bir “demokrasicilik” ile değil. 
Seçim, hiçbir üniversiteye ufuk kazandırmadı; yalaka adam kazandırdı. 
Akademisyenin derdi, “Kim yönetecek?” olmamalı; “Ne ürettim?” olmalı.
Rektörlerin görevleri, temsil etme, üniversitelerin kurullarını toplama ve bu kurullarda alınacak kararları ilgili yerlere iletmekle sınırlandırılsın. 
Her türlü yönetim kurulu ve senato, bütün üniversitenin ve birimlerin kendi içinde katılımıyla seçilsin ve icraya (atama, değerlendirme, yatırım, disiplin) yetkili organlar olsun.
Sayın Cumhurbaşkanımız, rektörlük seçimlerinin yanlış olduğunu ve değiştirilmesi gerektiğini söylediğinde, salonda büyük bir alkış fırtınası koptu. Niye?... Çünkü o salonda olanların bir kısmı rektör ve rektör yardımcısı olmasına rağmen, hepsi de seçimlerin üniversitelerine verdiği zararın farkında. Yukarıda da dediğim gibi, her seçim, üniversitelerde düşmanlıkları daha da arttırıyor. Herkes bu durumdan muztarip.
Dün o salondan “rektör seçimlerini kaldırın. Üniversiteleri boşuna enerji kaybıyla uğraştırmayacak bir sitsem getirin” mesajı çıktı. Benim teklifim atamadır.
Kredi Yurtlar Kurumu Genel Müdürü gibi, rektörü atayıp geçeceksin. Atamayla olursa siyaset bulaşırmış… Sanki uyduruk seçimle hiç bulaşmıyor da!...
Rektörün atamayla gelmesi konusuna, yazın getirilen torba kanunda yar verilmişti; ancak CHP ve MHP’nin itirazları sonucu kanundan çıkarıldı. Bu hususta, CHP ve MHP ile ciddi görüşmeler yapılıp ikna etmek mümkündür.
Sayın Cumhurbaşkanımız 18 Ekim günü, rektörler ve senato üyeleriyle yaptığı toplantıda, üniversiteleri rahatlatacak işaret fişeğini attı. İnşallah başta üniversiteler olmak üzere siyasiler ve kamuoyu bu işaret fişeğine göre yeni bir tavır geliştirerek, üniversiteleri uyduruk seçim komedisinden ve trajedisinden kurtarıp rahatlatırlar.

http://enpolitik.com/kose-yazisi/491/reis-universite-isret-fisegini-atti.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar