ÜNİVERSİTELER MİLLÎ İRADEYİ PAYLAŞIR MI?

Reis bir şeye el attığında, halletmeden bırakmayacağı karinesinden hareketle 18 Ekim günü Külliye’de gerçekleştirilen Akademik Açılışta sarf ettiği cümleleri, bu güne değin hiç olmadığı kadar ciddiye alıyoruz. YÖK’ün de aynı doğrultuda fikir oluşturduğunu görmek, akademyayı ayrıca memnun etmektedir. 1982’de beri yılan hikâyesine dönen YÖK ve üniversiteler konusu inşallah yakın zamanda hallolma yoluna girecektir.

Geçen hafta, üniversite yönetimlerinin bazı problemlerine temas ettim ve çözüm tekliflerimi de sıraladım. “Üniversiteleri esastan yaralayan ve verimsizleştiren temel husus, göstermelik rektör seçimleridir.” Hükmü, sadece bana ait değil, akademyanın büyük çoğunluğunun kanaatidir. Bu hususa altını çizerek dikkat çektik.

Bu hafta, mevcut sözde seçimlerin başka bir sakıncasından, “gücün paylaşımı” sakıncasından söz etmek istiyorum.

Merkezî iktidar, millî iradenin temsilcisi olarak yasama ve yürütmede, kendi politikaları konusunda halk desteği alıyor ve ülke yönetimini buna göre şekillendiriyor. BU son derece normal ve demokratik bir tavırdır. Merkezî iktidar, temsil ettiği millî iradenin hiçbir kısmını başka kurum ve kuruluşlarla paylaşmaz.

Pekiiii…

Millî iradenin istediği üniversite yapılanmasının mevcut sistemde tesis etmek mümkün mü?

Hayır!... Mümkün değil!...

Ankara’da bir bütünlük arz eden millî irade, üniversitelerde paramparça ediliyor. Bu yüzden merkezî iktidarın politikaları, bu parçalanmışlığın verdiği zaafla hayata geçemiyor.

İşte yıllardan beri üniversitelerde yaşanan güç ve irade paylaşımının sonucunu gördük: FETÖ, üniversitelerde, seçim pazarlıklarının sağladığı imkânla, bir güç elde ederek pek çok üniversitede, idari ve akademik etkinliğini arttırmıştır. Seçilen rektörlerin çoğu, her dönem, FETÖ mensuplarıyla pazarlık yaparak onlara mevki-makama dayalı güç vermiştir.

Merkezî iktidarın gücü, üniversitelerde mavi boncukculuk politikasıyla çar-çur edilirken, iktidar da bir türlü politikasını belirlediği üniversiteleri oluşturamamıştır.

Üniversitelerde güç paylaşımı, ideolojik gruplar ve sendikalar üzerinden de gerçekleştirilmektedir. Yani merkezî iktidar ne derse desin, üniversitelerde pazarlıkla bir güç paylaşımı söz konusudur.

Reis’in mevcut sözde seçimli sistemden yakınmasının bir boyutu da bu güç paylaşımı ve merkezî iktidarın gücünün zayıflatılmasıdır. Merkezî iktidar, rektörleri atayacak ve millî iradeden aldığı gücü, üniversitelere de tam yansıtacaktır.

Seçimden başka her şeye benzeyen uyduruk sistemle güç kaybına yol açmamak için rektörleri atayıp geçeceksin kardeşim!...

Vaktiyle hukukçu YÖK Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç, “Bizi egemenliğin bir parçasıyız. Çünkü YÖK olarak Anayasa’da yer alıyoruz.” Gibi laflar etmişti de çok gülmüştük. Zihniyete bakar mısınız? Egemenliği atamayla gelen bir kurum paylaşacakmış. O zamanlarda “İmam böyle derse, cemaat ne yapsın!...” kabilinden gereksiz espriler de yapılmadı değil.

Son söz: Millî irade hiçbir ad ve görünüş altında hiç kimseyle paylaşılamaz!... Nokta

http://enpolitik.com/kose-yazisi/508/universiteler-mill-iradeyi-paylasir-mi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar