DOST APTAL, DÜŞMAN ONURSUZ OLUNCA

İnsan böyle aptal dostları, komşuları olduğu için hayıflanıyor. Aptal dost olacaklarına cesur düşmanlar olsalardı. O zaman akıllı, çevik olmak zorunda kalacağımız gibi daha rahat barış yapacak veya savaşacaktık. Şimdi ise savaşta da barışta da rahat değiliz. Neden? Sözüne güvenilecek dost, sözüne güvenilecek düşman kalmadı da onun için.

Savaşta cesaretler değil hıyanetler, ihanetler, kalleşlikler, alçaklıklar, yalanlar yarışıyor. Doğru, dürüst olmamanın, iğrençlik ve zalimliklerin adına da taktik diyorlar. Yüzüne gülen arkandan vurabiliyor. Seninle gözüken düşmanının kılıcını sallayabiliyor. Bir bakıyorsunuz şimdilerde çok moda olduğu gibi sahiplerinden aldıkları emirle vekâlet savaşlarının ölümüne kahramanları olarak komşusuna, kendi insanına silah sıkabiliyor. Bu nasıl gâvur seviciliktir, bu nasıl kendinden nefrettir, bu nasıl haysiyetsizliktir ki hiç olmazsa kendi coğrafyasının insanına hayatı cehennem ediyor? ‘Böyle dostlar düşman başına’ denir.

Böyle dostlarımız olduktan sonra başka düşmana gerek yok. Yaşadığımız siyasal, sosyal sorunların, medeniyet, kültür ve kimlik krizlerinin temelindeki sebep bu körlüktür. Biz bu körlükle, kalbimizi boğan bu karanlıkla hakikati göremeyiz, bir yere gidemeyiz. Bir adım önünü göremeyen, kardeşini kim adına niçin öldürdüğünü bilemeyen kişiyle ne konuşacaksın, nasıl konuşacaksın? Hangi aklı, hangi sağduyuyu muhatap alacaksın? Adam anlamıyor. Bir anlatıyorsun, iki, üç, beş, on kez anlatıyorsun, yıllarca, on yıllarca, yüzyıllarca anlatıyorsun anlamıyor.

Seni anlamamakta gösterdiği ısrarın binde birini düşmana göstermiyor. Onun isteğini, Amerika’nın, Rusya’nın isteğini hemen yerine getirmeye doyumsuz. Onun verdiği destek ve cesaretle şımarıyor, üstelik sana karşı küstahlaşıyor. Senin yüksek bir sorumlulukla ölçülü ve dikkatli davranışını çoğu zaman korkaklığına yoruyor. Bu dost aptal değil de nedir? Aptal tam da bu değil midir? Bir şeyi defalarca izah edilmesine rağmen anlamayan adama ne denir? Peki ya düşman? Düşman da cesur ve onurlu değil. Savaşımız, var olma savaşımız onun için zor. Bir yanımızda aptal dostlarımız diğer yanımızda onurlu ve cesur olmayan düşmanlar.

Yükümüz ağır, sorumluluğumuz fazladır. Tüm taktik ve stratejileri aşacak düzeyde bir medeniyeti omuzlamanın yüksek şuuru ve sorumluluğuyla her alanda ve anlamda toparlanmaya devam edeceğiz. Ülkemiz, insanlarımız için, bütün bir ümmet için hayallerimizden, rüyalarımızdan asla vazgeçmeyeceğiz.

Derlenip toparlanma, geride beslenen niyetlerle, olanları açığa çıkarıp ona göre tutum alacak bir üst bakışı zorunlu kılmaktadır. Bunun için bölgenin üst ve birleştirici değerleri, medeniyet perspektifinden değerlendirilmelidir. Daha da önemlisi insan ve hayat ekseninden hadiselere bakmak, makul çözümün ilk ve en önemli aşaması olabilir.

Hayatla beraber insan potansiyelimizin, insan kaynaklarımızla birlikte hayatımızın çökmesi durumunda, zafere ulaşacak ne Şiiliğin ne Sünniliğin kalacağını herkes bilmelidir. Bizi var kılan medeniyet iklimi çökünce mi hayatın ve insanın değerini anlayacağız? O zaman da geri dönemeyeceğin bir noktada sadece duçar olduğun felaketin hazzıyla avunup durma rezilliğine mahkûm olursun. İnsanı, hayatı yüceltmeyen dinin de, mezhebin de, ideolojinin de kimseye bir yararı olmaz, olmadı. O nedenle başta siyasi otoritelerin temsilcileri, aydınlar, sivil toplum örgütleri, delilikten başkasıyla tanımlanacak tutum ve beyanları bir yana bırakarak akıllarını başlarına devşirmelidir.

Çok akıllı olalım demiyorum. Sadece aptal olmayalım diyorum. Bu her şeyden önce varlığa ve hakikate olan hürmetin, Allah’a olan inancın gereğidir. Kendimize saygının icabıdır. Biz bu kadar değersiz olamayız. Kendimizi bu kadar değersizleştiremeyiz. Değersizliği kendimizi telef, kardeşimizi imha etme coşkusuna dönüştürmek deliliği de aşan bir kopuş, bir çürümedir. Düşmanın aklı ve silahıyla kardeşini öldüren aptallık, varoluş özü çürüdüğü için insan varlığından anlamsal bir kopuş yaşıyor demektir. Şeytana sığınmanın insana katacağı bir anlam olmadı, olamaz. Göz göre göre uçuruma gidilmektedir. Göz göre göre alevleri herkesi yakacak bir cehenneme odun taşınmaktadır.

Bölgesel güç ittifakları ile hem yeryüzünü ifsat eden şeytanlar kovulmalı hem de kapıları yeni bir esenlik medeniyetine açılacak hayatın aydınlık çağı başlatılmalıdır. Her şeye rağmen biz inanarak anlam bulduğumuz Yüce Rabbimiz’in vahyinden şaşmayarak, bütün sabır ve tahammül sırlarını zorlayarak bile olsa asla doğruluktan, adaletten ayrılmadan asil, onurlu, cesur savaşımızı sürdüreceğiz. Çünkü biz sadece ümmet-i Muhammed’in değil özgürce yaşamak isteyen son insanlık kuşağının da temsilcileriyiz.

http://enpolitik.com/kose-yazisi/513/dost-aptal-dusman-onursuz-olunca.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar