BONCUKÇULAR ÜZÜLSÜN; REKTÖRLÜK SEÇİMLERİ KALKTI

Rektörlük seçimlerinin yanlışlığına dikkat çeken ve yıllardan beri ısrarla bu konuyu yazan tek yazar bendim. İnanmayanlar girsin internete baksınlar. Bu hususta benden başka klavye oynatan kimse yok.

1992’de atamalı sistemden seçimli siteme geçerken üniversiteler  güya demokratik bir ortama kavuşacaklar diye ortalıkta bir sevinç, bir sevinç!... Vallahi ben dahil herkes sevindi. Tek sevinmeye rahmetli Doğramacı idi. Sözde ve göstermelik seçim sisteminin üniversiteleri mahvedeceğini söyledi ve o hafta (Temmuz’uın ilk haftası)  YÖK başkanlığından istifa etti. Hepimiz kızdık rahmetliye. Kim nerden bilebilirdi ki, bu satırların yazarı 24 yıl sonda Doğramacı’dan helallik isteyen yazı yazacak? Meğer rahmetli haklıymış. Üniversitelerdeki uyduruk seçim sistemi üniversiteleri gerçekten mahvetti.

Şimdi diyeceksiniz ki “Nasıl mahvetti?

İzah ediyorum:

Adaylar ortaya çıktığı andan itibaren etraflarında bir sürü insan toplandı ve her seçim döneminde bu toplanan insanlar, farklı adayları destekledikleri için birbirlerine düşman oldular. Bu düşmanlık, atanan rektörler tarafından körüklendi ve pek çok üniversitede işler mahkeme kapılarına dayandı. Hocalarıyla öğrencileri birbirlerine girdiler. Niye? Farklı adayları desteklediler diye. Bu gereksiz husumet hâlâ devam ediyor maalesef.

Bir de rektörler akademisyen ataması yaparken liyakate değil, kendine oy verip vermeyeceğine baktı çoğunlukla. Atanacak öğretim üyesinin bilimsel yeterliliği, çalışma barışına katkısının olup olmadığına bakılmaksızın, sırf kendine oy verecek diye liyakatsiz atamalar yapıldı pek çok yerde. Bu tür yönetimler de üniversiteleri dejenere etti; üniversiteleri bilgi üreten kurum olmaktan çıkarıp yalaka üreten kurumlara dönüştürdü.

Bazı üniversitelerde rektör adayları seçmen yalakalığı, oy verenler de yönetim yalakalığı yaparak son derece kötü sonuçlar doğuran berbat bir denge kuruldu. Yani adaylar da oy kullananlar da bir birlerine mavi boncuk verdiler.

Adaylar, herkese “Göreve gelirsem sana şu makamı vereceğim.” diyerek mavi boncuk dağıttılar; oy kullananlar da her adaya “Evet efendim, sepet efendim. Sizi destekliyorum efendim” diyerek mavi boncuk dağıttı.

Artık mavi boncuk devri kapandı!... Rektörler YÖK aracılığıyla Cumhurbaşkanı tarafından atanacak.

Bu duruma hemen itirazlar yükselmeye başladı: “Efendim siyaset, iktidarlar üniversitelere müdahale eder hale getiriliyor!...”

Evet!... Siyaset ve iktidarlar sadece üniversitelere değil,  hayatın her alanına müdahale etmek için vardır. Yani onları varlık sebebi müdahale etmektir. Bir iktidar düşünün ki üniversite politikası olmasın!... Üniversite politikası olmayan adama ben niye oy vereyim ya?!...

Haaa… Bir de, sanki bunca zamandır siyaset üniversitelere hiç müdahale etmedi!...  Her dönemde siyaset ve iktidarlar üniversitelere müdahalenin daniskasını yapmışlardır.

***

Atama sistemiyle artık akademisyenler birbirlerine girmeyecek… Hoca ile öğrenci birbirine düşman olmayacak ve üniversiteler iç çekişmelerden dolayı enerji kaybetmeyecekler; sadece bilgi üretmekle meşgul olacaklar.

Kulislerde rektör olmak isteyenler uğraşsınlar… Ankara’nın yollarını onlar aşındırsınlar. Bilimle uğraşanlar rahat etsinler.

***

Bu işe en çok çarşıdaki boncukçular üzülecek. Artık mavi boncuk dağıtma devri geçti birader…

http://enpolitik.com/kose-yazisi/526/boncukcular-uzulsun-rektorluk-secimleri-kalkti.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar