BUNLAR, ÜMİTLERİMİZİ KATLETMEKTEN YARGILANMALI

Gecikmiş, hem de çok çok gecikmiş bir uygulama, HDP yârânının gözaltına alınması.

Bütün dokunulmazlıkların kaldırılması iddiası ile geldiler,; dokunulmazlıklara dokunulması söz konusu olunca kapasitelerini aşan şekilde tepki gösterdiler:

“Bize dokunamazsınız!”

Neden?

“Bizim sırtımızı dayadağımız terör örgütü var!”

Hukuk, zamanı geldiğinde herkese dokunur.

Dokunulmazlıklar kaldırıldı. Elbette, dâvaların devreye girmesi, mahkemeye davetlerin gelmesi olağan. CHP Genel başkanına geldi, MHP genel başkanına geldi. Gittiler, ifade verdiler.

Ya bunlar?

Bunlar, eski tabirle “paşa çocuğu”.

“Zinhar biz gitmeyiz, ifade vermeyiz. Mahkemeyi tanımayız!”

Neden?

Hukuk sizi bağlamaz mı? Adalet size gerekmez mi? Sizin ayrıcalığınız, rüçhâniyetiniz ne?

Bunlar, geciken adaletin yol açtığı şımarıklıklar. Bunlar, yıllardır adalete nanik yapıyorlar.

Kandil’in Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı bayan, daha önce teröristlerle sarmaş dolaş olmuştu. Teröristleri şevklendiren bu bayan, ensesinden tutulup daha o zaman adaletin pençesine teslim edilmeli değil miydi?

O zaman çok yazdık çizdik. O zamanın Başbakanı, şimdinin Cumhurbaşkanı neler söylemedi...

Adalet mekanizması bir türlü işlemedi. 15 Temmuz’da anladık neden işlemediğini. Terörist sarılganı ödüllendirildi âdeta, Büyükşehir Belediye Başkanı oldu.

Hele o pişmiş kelle anti-Selahattin?

Eğer o, 6-7 Ekim katliamının hesabını vermezse gözlerimiz açık gidecek.

Masum çocuklar nasıl hunharca katledilir, sonra da bir şey yokmuş gibi nasıl sağda solda hava atılır? Dış merkezlerde demokrasi, insan hakları kıvırmaları yapılır?

Gelelim asıl mevzuya...

HDP bir ümit olabilirdi...

Halk zaten bu muhal ümide rey verdi; Meclise 80 kişi gönderdi. “Bizim vekilimiz olun, barış için çalışın, uyum sağlayın, ülkenin demokratik sistemi içinde bizler de sizinle yer alalım.” dedi.

Halk böyle söyledi; onlar, halkın arzusunun hilafına terör örgütünün dümen suyunda gittiler. Onlarca masumun ölümüne yol açan teröristlerin cenazelerinde boy gösterdiler. Vatan çocuklarının ‘demokratik özerklik”’çukurlarında boğulmasına çanak tuttular. Bir türlü ‘Teröre karşıyız, PKK yakamızdan elini çek.” diyemediler.

Değil böyle demek, hamakattan öte anlamı olmayan “hem Devlet hem PKK silah bıraksın” dedikleri zaman bile terör örgütünün şaplağın enselerinde buldular.

Rolleri kuklalıktı. Onları tutuklamak, PKK’nin uzantılarını kodese atmak hükmünde. Kandil’in kuyruğu kapana kıstırıldı.

Milletin vicdanını kanattılar.

Binlerce vatan evladının, çoluk çocuğun dağa kaldırılmasına göz yummakla kalmadılar, kendi elleriyle gönderdiler. Anaların gözyaşlarına bakmadılar.

Bu ahlâksızlıktır; insanlık dışı bir tavırdır. Bu ahlâksızlığa, bu insanlık dışılığa kılıflar uydurmaya çalıştılar.

Çocukları savaşa sürmekte DAİŞ’le yarıştılar.

Bunları hukuk neyle yargılayacak, göreceğiz. Dosyaları hayli kabarık.

Ben size milletin neyle yargılayacağını söyleyeyim: Ümitlerimizi katletmek!

Bunlar, millete ihanet ettiler. Türk, Kürt veya başka bir ad, fark etmez; bütün millete ihanet. Millet, barışa ümit bağladı; bunlar, barış ortamını savaş için kullandılar.

Bunlar, milletin vicdanında ümitlerimize uyguladıkları katliamdan ötürü idama mahkûmlar!

http://enpolitik.com/kose-yazisi/534/bunlar-umitlerimizi-katletmekten-yargilanmali.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar