DARBE İĞRENÇLİĞİN DİĞER ADIDIR

“Bu çağda darbe mi olurmuş”, “yok canım, daha neler, dünya nereye gidiyor, bu devirde darbe olur mu hiç” şeklinde, tam demokratik bir görüşün, kamuoyunun büyük bir çoğunluğu tarafından, hem de çok yüksek sesle dillendirildiği bir dönemde gerçekleşen 15 Temmuz 2016 tarihli hain darbe girişiminin üzerinden yaklaşık dört ay geçti.

Ve fakat bütün iyi niyetli yoğun çalışmalara rağmen, dış sahipler ve kimi darbeseverler ile “ama”cı, “fakat”çı “ancak”çı gâfiller sebebiyle çok hızlı ilerlemiyor temizlik çalışmaları. Tamamen değilse de, çok büyük bir kamuoyu desteği olduğu halde…

Temizlik çalışmalarında gereken ve istenen hız sağlanamadığı için de, yeniden yapılanma aşamasına tam anlamıyla geçilemiyor ne yazık ki…

Öylesine iğrenç bir müessesedir ki darbe, gerçekten de tam bir müessese gibi, insan kaynakları, kurumları ve kurallarıyla geliverir, sadece bu gruba mensup kirli kişiliklerin bildiği bir anda.

Anayasasını da hazırlatır, yasasını da; hem de üniversite hocası ve sahadaki hukukçularına…

Bir ayar verir ki, yardım ve yataklıktan geri durmayan, yoldan gönüllü çıkmış medyasına; seçtiği akredite medya kuruluşlarına verdiği brifinglerde söylediği cümleler içerisinde ertesi günün manşetini de verir, televizyonlardan evlere boca edeceği korkutma, yıldırma ve sindirme haberlerini de…

Her zaman emirlerine âmâde bir sermaye kesimi söz konusudur, çanakçı ve yalayıcı statüsünde…

Öylesine bir kişiliktir ki, darbeci ile yardımcı ve yatakçısı olan işkenceci; insanlıktan ve İslamlıktan nasibi kesilmiş bu gürûhtan bazı kişiler işledikleri ayıptan yıllar sonra bile, o gün yaptıklarını savunabilmektedir.

Ülkemizdeki utanç verici açık ve örtük darbeleri ele alan yayınlar incelendiğinde net bir şekilde görülecektir ki, mezkûr darbeciler ve yatakçıları ile işkencecilerden bazıları yıllar sonra sorulduğunda dahi, “bugün olsa yine yapardım” diyebilme utancını işlemekten geri durmamıştır.

Böyle bir zavallılık, böyle bir utanç, böyle bir patolojik vak’adır; darbecilik, darbeseverlik ve işkencecilik. Kimi insanlık dışı uygulamalar üzerine, “işkenceye hayır” diye gırtlağını yırtan bazı ikiyüzlülerin, yaşanan darbelerden beğendiğini aklında tutarak, işkencecilerin ağababaları olan darbecileri savunma aymazlığına düşmeleri ise, sanıyorum, gözümüzün bebeği Türkçemizle değil, dünyanın hiçbir yaşayan dilliyle açıklanamaz. Belki vicdan dilimizle anlaşılabilir, hissedilebilir.

Darbeci zihniyetin emriyle yasa çalışması yapanlar da dâhildir bu kirli koronun içine; varlığı muhalefet, eleştiri ve itiraz odaklı olduğu halde, adeta askere selam duran medya mensupları da… Entelektüel kavramını utandıracak kadar kalemleri prangalanmış “aydın”lar da yer almaktadır bu çürümüş kitlenin içerisinde, sivil düşüncenin merkezi olan üniversitede görev yapan ve fakat “ordu göreve” yazılı pankart/ döviz taşımaktan hicap etmeyen akademisyenler de…

Darbeci gürûh, sivillikten, sivil siyasetten, sivil düşünceden dahası sivillerin bizatihi kendilerinden asla ve asla hoşlanmaz, haz etmez. Halk, onlar için her daim cahildir, bilgisizdir, adeta güdülmeye mahkûm bir sürüdür. Hiçbir şeyi bilmez, akılları hiçbir şeye yetmez; böyle olduğu için de, oyları bile “seçkinler”in oylarıyla eşitlenemez.

Darbeci kafaya göre, onun doğrularına göre düşünmeyen herkes, bir kelimeyle, “düşman”dır ve böyle olduğu için de ortadan kaldırılmalı, en azından etkisiz hale getirilmelidir.

Kendilerince terörist olarak değerlendirdikleri on yedi yaşındaki bir taze fidan için “asmayalım da, besleyelim mi” diyebilecek kadar gözü dönmüş, vicdanı kararmış kişilerdir darbeciler.

Darbe ortamını savaşla bir tutar ve “savaşta her zaman iyi şeyler olmayabilir” demekten de geri durmazlar. İşbu kirli atmosferde, kendilerine hukuku hatırlatan temiz cübbeli hukukçulara, “siz bu olanlara, hukukçu kimliğinizle bakmayacaksınız” dayatmasını yapmaktan da kendilerini alamazlar. Kışlada emir komuta içerisinde talim yaptırırcasına…

Kısacası, böylesine patolojik, böylesine hastalıklı bir ruh haline sahiptir darbeci. Elbette darbesever “yardım ve yatakçılar” da… İsimleri, unvanları, dereceleri, kurumları, kuruluşları kim ve ne olursa olsun. Ve bittabi darbecilerin tetikçileri olan işkenceciler de… Vicdanları donmuş, kişilikleri merhametten soyunmuş zavallılar gürûhu özetle…

Lanet olsun darbelerin, darbecilerin ve yatakçılarının her türlüsüne…

http://enpolitik.com/kose-yazisi/543/darbe-igrencligin-diger-adidir.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar