MİLLİ MAÇIN PSİKOLOJİK ANALİZİ

Türk Milli Futbol Takımı, 2018 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri’nde cumartesi akşamı Kosova ile karşılaştı. Antalya’da oynanan maç 2-0 lehimize sonuçlandı. İki olan puanımızı beşe çıkarmakla birlikte ilk ikiye girebilmiş değiliz. 
Kadro seçiminden ve kalitesinden sahadaki dizilişe, oradan da oyun sistemine yönelik olarak, futbol tekniği açısından çok şey söylenebilirse de, bu sonucu hak edecek bir oyun oynamadığımızı, oyunsuz maçlarımızdan birini daha tamamladığımızı söyleyerek, teknik dışı değerlendirmeye geçebiliriz. Geçmeliyiz. 
Geçmeliyiz, zira milli takımlarımızın teknik direktörü Fatih Terim de öyle yaptı, maç sonundaki “değerlendirme” toplantısında. Yaklaşık elli dakika süren toplantıda Terim, futbol tekniği yerine, genelde, sahadaki futbola ilişkin söyledikleri ise şunlardan ibaret…


“Her şeye açık olan bir gruptayız. Berabere kalsak çok önemli bir yara alırdık. Maçı teknik olarak analiz edebiliriz ama bu maçı esasında psikolojik analiz etmek daha doğru. Üç maçın getirdiği puan kayıpları, beraberinde sıkıntıları da getiriyor. Bu sıkıntılar da sahaya bir şekilde yansıyor. Bu ülkede yaşıyorsunuz, işte onun da sıkıntıları oluyor. Baktığımızda oyunu teknik olarak analiz edersek, bu tip oyunların anahtarı birinci goldür. Ne kadar erken atarsanız oyunda hâkimiyeti kurup, daha çok pozisyon bulabilirsiniz. Ancak ilk yarı itibarıyla bayağı pozisyon bulup gol atamayınca değişikliğe gittik. İkinci yarı erken golleri bulunca oyun rahat devam etti. Yüzde 70’e 30 bir oranla topa sahip olmuşuz. Orta saha oyuncuları yüzde 90 pas isabetiyle oynamış. 648 pas yapan bir takımın daha çok pozisyona girmesi lazım. Sonuçlandırmada demek ki bazı sıkıntılarımız var. Bu ortamdan 3 puanla çıkmak önemliydi. Aldığımız için sevinçliyiz.”
…..
Peki, ne yaptı, ne anlattı, kendi ifadesiyle, “bir program kadar süren” konuşmasında… Futbol dışında her şey… O nedenle, gelin biz de onun tercihine saygı duyarak, olaya teknik değil, psikolojik açıdan bakalım. 
Bir milli takım düşünün ki, dört ay önce çok önemli bir turnuvadan eli boş dönsün ve döner dönmez teknik direktörü ile tecrübeli oyuncularının hemen tamamı medya üzerinden birbirine girsin. Hangi tarafı dinlersen, kendince haklı... Televizyonlardaki spor programlarına koşturan oyuncular, konuşulanları yora yora bitiremeyen yorumcular… “Bu sözüyle şunu mu demek istedi”, “şu bakışıyla gönderme mi yaptı?”
Günler boyunca, bir gölge boksu sürüp gitti medya üzerinden. Ve papatya falı tutmaya başladı ilgili ilgisiz herkes. Önümüzdeki maçın kadrosuna çağırır mı, çağırmaz mı?


Futboldan uzak üç maç oynandı ve dokuz puanlık seriden iki puanla ayrıldı Milli Takım. Birkaç deneyimlinin yanında gencecik kramponlar sahadaydı. Ancak haklarını yemeyelim ki, verdikleri mücadele alkışı hak ediyordu.
Puanlar kaybedildikçe kamuoyu gerim gerim gerildiği için, her köşede “Terim, Terim” diye başlayan ve “istifa, istifa” diye devam eden kısa ve fakat etkili sloganlar atılmaya başlandı. Yoğun bir şekilde ve yüksek sesle. Evet, gerçekten çanlar Terim için çalıyordu. Sürekli aldığı ücret konuşulmaya, yaklaşımlarının son derece kaba ve kibirli olduğu söylenmeye başlandı. Başladı ve bitmedi. Sürdü, sürdü…
Ta ki, Kosova maçı öncesine gelinceye kadar…
Maç sonu açıklamasından da anlaşıldığı üzere, son ana kadar da bu üst düzey oyuncuları almak gibi bir düşünce yokmuş kafasında Terim’in. Kamuoyu, “ne oldu da birden bire bu değişiklik oldu” diye düşünüyor ve hatta “maçtan sonra olumsuz bir sonuçta istifa eder” diye değerlendirmeler yapıyordu ki, “kurt” hoca, ince bir “analiz” yaparak, ülke kamuoyunu dört aydır yoran kararından geri adım atıp, Arda, Selçuk, Burak ve Gökhan’ı kadroya çağırıverdi. 
Meraklar zirvedeyken, sebebini ve aktörünü de açıklayıverdi. “Milli menfaatler” ve “Emre Belözoğlu”…


Soru 1; Üç maçta yedi puan kaybedilmesi ülkenin menfaatine miydi?


Soru 2; Kadronun açıklanmasına birkaç saat kala, bir futbolcunun ricasıyla milli takımın oyuncu kadrosu belirlenebilir mi/ değiştirilebilir mi?


Soru 3; Bu oyuncular hangi çok önemli nedenlerle üç maçlık kadroya alınmadı ve bir oyuncunun aramasıyla yaptırımı kaldırılacak hangi hataları işlemişlerdi?
Bu soruları artırmak mümkünse de, gerekli değil. Çünkü fotoğraf açık ve net... Ki bu fotoğraf, ülke olarak, gerek milli takımlar gerekse kulüpler düzeyinde neden çağın gerisinde olduğumuzu açıklayabilecek berraklıkta.
Bakınız…


2018 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri’nde üç maç sonra üç puanla tanışılmış; bu üç puan sayesinde, havlu atılmak yerine, umutlar sonraki maçlara taşınmış ve fakat maçla ilgili teknik açıklamalar yapılacağı yerde psikolojik analiz yapılıyor.


Medyadan gelen sorular ve teknik direktörün verdiği cevapların yüzde üçü bile maçın teknik boyutuyla ilgili değil. 
“Bu oyuncuları neden takımdan kesmiştiniz, şimdi neden aldınız?” “Sizden özür mü dilediler?” “Siz, halktan özür dilesinler mi dediniz?” 
“Ben, benden özür dilesinler diye bir şey demedim.” “Bana aleni düşmanlık yapılıyor.” “Benim yanımdayken bırakın ağzını, önünü açamayanlar şimdi ileri geri konuşuyor.” “Tabii ki kırgınım.” “Onları tekrar kadroya içime sinerek de almadım.” Vs. vs. vs.


Yani futbol dışında her şey… 
…..
Eğer bir uluslararası galibiyet sonrasında, hem de yedi puan kaybının ardından üç puan alınıyor ve oynanan futbol teknik açıdan değerlendirilmiyor da, psikolojik analiz yapılıyorsa, hiç kimse kusura bakmasın, o ülkenin futbolu çağın çok gerisindedir.


Nitekim hem kulüpler düzeyindeki, hem de milli takımlar seviyesindeki sonuçlar, özellikle oyun anlamında olmak üzere, bu durumu acı bir şekilde doğruluyor.


Dilerim, tez zamanda bu acı tablo doğru okunur da, fazlasıyla gecikmiş olan yeniden yapılanma çalışmaları başlatılır. Aksi halde, daha çok uzun zaman Milli Takımlar Teknik Direktörü’nün kıyafetlerini ve aldığı ücreti, futbolcuların lobicilik yapıp yapmadığını ve oyuncuların kimin/ kimlerin ricasıyla kadroya seçildiğini vs. konuşur dururuz.


O, bize has, “hadi aslanım, hadi koçum taktiğini” ve “biz bitti demeden bitmez” züğürt tesellisini de anmadan bitirmeyelim, bu tamamen psikolojik futbol yazısını…

http://enpolitik.com/kose-yazisi/555/milli-macin-psikolojik-analizi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar