USÜL ESASTAN ÖNCEDİR

“USÜL ESASTAN ÖNCEDİR”

Bu bir Mecelle kaidesidir.

Yani bir sözün doğru söylenmesi, bir işin doğru yapılması, o sözün yerini bulması, o işin yerince olması için yeterli olmaz.

Bu bakımdan doğrunun da usulünce söylenmesi, işin de usulüne göre yapılması gerekir.

Nitekim Halık-ı Zülcelal Hz Musa ve Hz Harun peygamberleri Firavuna gönderirken “gidin hakkı tebliğ edin” demedi, gidin hakkı usulünce tebliğ edin, dedi…

İşte aynen şöyle:

“Ona yumuşak söz söyleyin, belki öğüt dinler veya haşyet duyar.” (Taha/44)

O Güzel Nebi (sav) Muaz bin Cebel’i (ra) Yemen’e vali olarak gönderirken, İslam dini tamamlanmıştı.

Buna rağmen git onlara İslamı olduğu gibi tebliğ et demedi ve nasıl tebliğ edeceğinin usulünü öğretti.

Ve bu arada O Güzel Nebi (sav) Muaz bin Cebel’e (ra) yönetim usulünü de öğretti.

Anadolu insanının ifadesiyle “körün gözüne parmak” misali doğru söylenmez…

İnsanların idrakini aşacak uygulamalar pat diye yapılmaz.

Siyaset seyis kökünden gelir.

Yani at terbiyecisi, at bakıcısı olan seyistir siyaset kelimesinin kökü…

Bu bakımdan siyasetçi sözlerini ve davranışlarını ölçüp biçerek yapmalıdır.

Sözün on boğum olduğunu, dokuzunu yutup birisini söylemesi gerektiğini en iyi bilecek kişi siyasetçidir.

Özellikle İslam’dan haberli olan, İslami duyarlılık taşıyan siyasetçiler, muhatabı olan toplulukların idraklerini mutlaka göz önüne almak durumundadırlar.

Çünkü kişilerin idrakleri ölçüsünde konuşmak, islami usuldendir.

Tam da buna benzer tasavvufi bir kaide ise şöyledir:

“Vusulsüzlük, usulsüzlüktendir.”

Yani vasıl olamayış, hedefe varamayış, tasavvufi dille söyleyecek olursak, Leyla’nın otağına ulaşamayış, usül bilmeyiştendir.

Vusul ile usül, tıpkı yol ile yön gibidir.

Nasıl ki hedefe giderken sadece yolun doğru olması yeterli değilse, mutlaka yönün de doğru olması, hatta aracın da uygun olması gerekiyorsa…

Hak yolunda giderken, seçilecek ve uyulacak usulün kişiye özel olması gerekir.

Bir konuyu topluma duyurmada usül o kadar önemlidir ki, tıpkı Mecelle kaidesinde olduğu gibi, esasın önüne geçer.

Nitekim bu konuyla ilgili olarak Halık-ı Zülcelal’in O Güzel Nebiye (sav) ikazı şu şekildedir:

“Sen onlara katı yürekli davransaydın, yanında kimseyi bulamazdın.” (Âli İmran/159)

Yani senin onlara en güzel örnek olman, sadece doğruları söylemen, güzellikleri göstermenle olmaz, diyordu Halık-ı Zülcelal O Güzel Nebiye (sav)…

Ve ekliyordu:

Muhataplarına yumuşak davranman gerekir…

Aksi halde, seni dinleyecek kimse bulamazsın.

İsterseniz bu konuda bu aziz millet ne demiş, bir de ona bakalım…

Muhteşem bir kültür zenginliğine ve derin bir irfana sahip bu aziz milletin bu konudaki sözü ise şudur:

“Tatlı söz, yılanı deliğinden çıkarır.”

Bütün bunlardan sonra, hâsıl-ı kelam nedir mi diyorsunuz?

İktidar asla kavga etmez, diyorum.

İktidar doğrularını doğru anlaşılacak şekilde ortaya koyar, diyorum.

İktidar o kadar karışık bir zaman diliminde yanlış anlaşılacak konulara girmez, diyorum.

Canileri mi affediyorsunuz?

Irz düşmanlarını mı affediyorsunuz?

Cinsel tacizcileri mi affediyorsunuz?

Sorularına muhatap olacak konulara ne zaman girileceğini bilmeli, diyorum.

Ve giderek eriyen…

Yıllardır ya da ta baştan beri ülkenin hiçbir temel meselesinde çözümü olmayan bir CHP ile karşı karşıya olduğunu hesaba katmalı, diyorum.

Evet, usül esastan öncedir.

Ve doğrular, doğru zamanda, doğru şekilde dile getirilirse doğru karşılık bulur, diyorum.

http://enpolitik.com/kose-yazisi/571/usul-esastan-oncedir.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

Ali YILDIZ
20.11.2016 12:54
Bu yazı için çok şey söylemek isterim ancak şunu ifade etmek isterim. Bu sitede okuduğum çoğu yazıyı okurken söylemek istediğim ama söyleyemediğim konuları buluyorum. Kalemleriniz hep böyle cesur, doğru olması dileğiyle yüreğinize sağlık.

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar